Adana’nın “Limoncu Ali”si - Gündem Ajans - Medya Danışmanlık HizmetleriGündem Ajans – Medya Danışmanlık Hizmetleri

6 Aralık 2021 - 15:30

Adana’nın “Limoncu Ali”si

Adana’nın “Limoncu Ali”si
Son Güncelleme :

04 Temmuz 2021 - 23:43

642 views

Müslüm Gürses’in hocası “Limoncu Ali” lakaplı Ali Limoncu’nun kendisi gibi sanatçı oğlu Halim Limoncu ile sanat dünyasını, pandemiyi ve müzik dünyasına olan olumsuz etkilerini konuştuk.

Limoncu, Müslüm filminde Erkan Can’ın güzel oyunculuğuyla can bulan saz ustası, şair, eğitmen, halk ozanı babası Ali Limoncu’nun pek çok sanatçıyı yetiştirdiğine dikkat çekerek, “Müziğin ruhun gıdası” olduğuna olan inancının altını bir kez daha çizdi.

Babasının mirası olan “Saz Evi”nde müzik enstrümanları yapıp satmaya devam eden Limoncu,

Adana’nın ilk saz evi olma unvanını taşıyan 51 yıllık Limon Saz Evi’nin kapanma tehlikesiyle karşı karşıya olduğuna da dikkat çekti.

Babası Ali Limoncu’nun ünlü isimlerle çektirdiği fotoğrafların süslediği Limon Saz Evi sahibi Halim Limoncu, bakın neler söyledi:

  • Babanız Ali Limoncu’yu kısaca tanıtır mısınız? Adana için, Türkiye için önemini anlatır mısınız?
  • Babam Ali Limoncu, 1929 yılında Adana’da doğmuş. Kökeninin Acem olduğunu söylerdi. Ali Baba çocukluğundan beri müziğe hevesliydi. Postanenin attığı telefon tellerini alıp, kendi imkânıyla su kabağına tel yaparmış. Sonradan büyük saz ustalarıyla tanışmış. Hatta ünlü müzisyen İboş Ali Ağa ile tanışıp, ondan dersler almış. Daha sonra Çukurova Radyosu’nun kuruluşunda yer almış. Rahmetli Selahattin Sarıkaya, Kazım Sanrı ile de radyo kurmuş. 1956 yılında bu dükkânı açarak, bağlama yapıp satmaya başlamış. Kendini geliştirerek adını büyütmüş. Müzeyyen Senar, Gönül Yazar’ın sahnesinde bağlama çalmış. Konserlere çıkmış. Neşe Karaböcek’in sahnesinde “Kızım Seni Ali’ye Vereyim mi?” türküsünü söylemiş. Çocuktum ama iyi hatırlıyorum Müslüm Gürses bulunduğumuz iş yerinden çıkmazdı. Hakkı Bulut, Ceyhan’da öğretmenlik yaptığı dönemde sık sık ziyarete gelirdi. Babam bana da çok şey öğretti. Hep şaka yapardım “Sen mi öğrettin, ben öğrendim” diye. Şimdi onun öğrettikleriyle ben de öğrencilerime bir şeyler öğretmeye çalışıyorum.

“MÜZİKLE UĞRAŞAN İNSAN İYİ İNSANDIR”

  • Siz Türkiye için çok değerli olan isimlerle babanız sayesinde bir araya gelmişsiniz. Eski ile yeniyi karşılaştırır mısınız? Nasıl bir müzik ve sanat dünyası vardı ve şimdi nereye evrildik?
  • Eskiden müziğe daha çok ilgi vardı. İnsanlar biraz daha rahattı. Şimdi geçim sıkıntısı var. Müzik zaruri olmaktan çıktı. İnsanlar önce evine yağ almaya çalışıyor. Özellikle de pandemi çok etkiledi. Kemancı kemanını satıyor, darbukacı darbukasını satıyor. Kemana bağlama teli takmak için gelen oldu. “Kemana bağlama teli olur mu?” dediğimde “Ne yapayım abi param yok” diyen oldu. Müzisyenler güzel insanlar. Müzik ruhun gıdasıdır. Müzikle uğraşan insan iyi insandır.

“ESNAFIN MAĞDUR EDİLMEMESİ LAZIM”

  • Vakıflar Sarayı’na sahip çıkılmasıyla ilgili çağrınız olmuş. Burada yaşadığınız sıkıntı nedir?
  • Evet, bir sorun var. Sanırım Vakıflar Genel Müdürlüğü burada yeni bir yapılanmaya gidecek. Bizler de endişeliyiz. Vakıflar Sarayı’nda iş yapıyorum. Vakıflar Sarayı’nda çok esnaf var. Vakıflar Sarayı, Adana için çok önemli bir merkez. Zengini de garibanı da bize gelir. Aradığı birçok şeyi burada bulur. Yeniden yapılanma ile ne yapılmak isteniyor bilmiyoruz ama her ne olursa olsun buradaki esnafın mağdur edilmemesi lazım. Hem buranın hem de babamın yadigârı 51 yıllık bu saz evinin korunması lazım. Ekonomik kriz ve pandemi nedeniyle birçok müzisyenin mağdur durumda. Bunlar çok üzücü şeyler. Uykularımız kaçıyor.

“ÜNLÜ İSİMLERİ BABAMLA BİRLİKTE GÖRDÜM”

  • Babanız Ali Limoncu’yu çok ünlü ve değerli isimlerle fotoğraflarını görüyoruz. Siz de tanık olmuşsunuz. Anlatır mısınız biraz? Ayrıca “Adana’ya Gel Gidek” türküsünde sizin de emeğiniz olduğunu söyleniyor.
    Babam gerçekten çok değerli isimlerle bir araya geldi. Sohbet etti; beraber bağlama çaldı; türkü söyledi.Neşet Ertaş, Halit Araboğlu, Aşık Veysel, Müslüm Gürses de babam birlikte bağlama çaldı. Çoğu bizim eve uğrardı. Hepsini babamla birlikte gördüm. Ali Baba, “Mektup yazdım köşeli, senden ayrı düşeli, hesap ettim üç aydır, senden ayrı düşeli” türküsünü müzik dünyasına kazandırdı. Sözleri Karacaoğlan’a ait “Bana Kara Diyen Dilber” adlı eserin müziği de babama ait. En son türkümüz ise bombaydı. Babam ilk yaptığında “Adana’ya gidelim, şalgamından içelim” demişti. Ben de “Adanalıyız, bize yakışır mı?” dedim. Sözleri, “Adana’ya gidek mi, şalgamından içek mi?” olsun dedim. Babam da “Evet, doğru söylüyorsun” dedi. Sözler de bu şekilde değişti. Kızlarımın kulağı genetik olarak babamdan ve benden dolayı çok iyidir. Çok iyi söylerler. Beraber bağlama çalıp söyleriz. Anlatmaya gerek yok.
  • Teşekkür ederiz.
    Bu imkanı sunduğunuz için ben de size teşekkür ederim.

Nazire Hiçyakmazer

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.