Çellonun genç yıldızı: Ülker Tümer - Gündem Ajans - Medya Danışmanlık HizmetleriGündem Ajans – Medya Danışmanlık Hizmetleri

28 Ocak 2022 - 06:29

Çellonun genç yıldızı: Ülker Tümer

Çellonun genç yıldızı: Ülker Tümer
Son Güncelleme :

07 Şubat 2021 - 18:52

318 views

Çok sayıda ödül ve sayısız konsere imza atan Çellist Ülker Tümer, inşaat mühendisi bir ailenin kızı olarak müzik dünyasına giriş macerasını Gündem Çukurova’ya anlattı.

Çelloya ve çellonun klasik müzikteki rolüne olan tutkusunun arttıkça müziğin hayatının vazgeçilmezi haline geldiğini anlatan Tümer, başarılarını ve çalışma disiplinini hocalarına borçlu olduğunu söyledi. Tümer, yeni dilleri; ülkeleri; insanları ve kendini müzik sayesinde tanıdığını belirterek, “Özellikle yurt dışında, tek başınıza, müzik yapmak için yaşıyorsanız müzik sizin acı veya tatlı anlarınızın ta kendisi oluyor” dedi.  

-Aile ve yaşam tarzınızdan bahsederek, müziğe olan tutkunuzun nasıl ortaya çıktığını anlatır mısınız?

Çoğunluğu inşaat mühendisi olan bir aileden nasıl çellist olarak çıktığımı ben de bilmiyorum açıkçası. Annem ve babam spor ve müzik yapmamızı desteklerlerdi fakat klasik müziğin hayatımızdaki yeri maalesef çok azdı. Klasik müziğin çocuk yaşta ne kadar önemli bir rol oynadığını burada müziğe 3-4 yaşlarında başlayan arkadaşlarımı tanımaya başlarken anladım. 12 yaşında yetenek sınavlarına girip kazandığımda çelloya başlama sebebim Slava Kainov’un adını herkesten duymamız olmuştu. Ailede kimse müzisyen olmadığı için ilk başta çekimser davrandılar fakat konservatuvara başladığım ilk günden beri desteklerini benden hiçbir zaman esirgemediler. İlk birkaç yıl içerisinde kazandığım konser tecrübesi ve çalışma disiplinini hocama borçluyum. Çalıştıkça değişimi görmem, her emek verilen günün sonunda mükemmel olmasa bile daha iyi olduğunu hissetmenin keyfi, sanırım hiçbir şeyde yok. Bu şekilde başladığım yolda günden güne klasik müziğe olan ilgim arttı ve ergenliğimin en yoğun geçtiği yıllarda klasik müziğin neşesi, acısı, derinliği her zaman yol gösterici oldu. Dinlediğim müziklere olan sevgim arttıkça çelloya ve çellonun klasik müzikteki rolüne olan tutkum da artmaya başladı. 

-Enstrümanlar arasından viyolonsele olan ilginiz nasıl başladı?

6 yaşında hobi olarak keman çalmaya başladım fakat konservatuvara giriş sınavlarında jüriler ellerimin tam viyolonsele göre olduğunu söylediler. Viyolonsele başlamadan önce enstrümanıma karşı bir ilgim yoktu fakat ilk viyolonsel dersimi aldığım günden beri her gün emek ile büyüttüğüm bir ilgi duymaya başladım.

İSTANBUL ALMANYA’DA OKUMA HAYALİME UZANAN BİR KÖPRÜ OLDU”

-Müzik alanındaki yolculuğunuz nasıl devam etti?

Çukurova Üniversitesi Devlet Konservatuvarı bana o kadar çok şey kazandırdı ki başladıktan kısa bir süre sonra hocam Slava Kainov ve Dania Kainova’nın öğrencileri olarak yarışmalara ve festivallere katılmaya başladık. Okula gittiğimde yan odamda şu anda Berlin Filarmoni Orkestrası’nın kadrolu üyesi olan Hande Küden çalışırdı. Bu seviyede müzik yapmak hayalim olmuştu. İlk yıllarımda hedeflerimi Hande Abla sayesinde koydum. 15 yaşında uzun bir süredir ismini her yerde öğrencileri ve onlarla olan ilişkileriyle duyduğum Dilbağ  Tokay’ın sınıfında, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda devam etmek üzere İstanbul’a taşındım. Dilbağ Hoca bana yeni dünyalar gösterdi. İleri görüşlülüğü, açık fikirliliği ve vizyonuyla beni hem bir müzisyen, hem de bir insan olarak çok geliştirdi. İstanbul böylece başından beri Almanya’da okuma hayalime uzanan bir köprü oldu. 2016 yılında, Hochschule für Musik Freiburg’da Jean Guihen Queyras’ın sınıfına, o dönem kabul edilen tek üniversite öğrencisi olarak başladım. Hayatımda beni bu kadar mutlu eden bir karar daha henüz almadım. 

-Yer aldığınız çalışmalar, eğitimler ve konserlerden bahseder misiniz?

Jean Guihen Queyras’ın sınıfına kabul olduğumdan beri birçok etkinlikte, konserde ve festivalde yer alma şansım oldu. AIMA’da Jens Peter Maintz, Peter Bruns, Christoph Henkel ile, Kronberg Academy’de Gary Hoffman, 2 kez katıldığım Amsterdam Cello Bienali’nde Anner Bylsma, Julian Steckel, Michel Strauss ve Cervo Academy’de Troels Svane ile çalışma şansının yanında hocam Jean Guihen Queyras ile konserler verme şansına da sahip oldum. Son olarak Los Angeles’ta düzenlenen Piatigorsky Cello Festivali’ne gidip Walt Disney Hall’da cello ensemble konseri ve Giovanni Sollima ve Steven Isserlis’le masterclass fırsatına sahip olmuştum fakat gitmeden 2 gün önce geçtiğimiz mart ayında Covid-19 nedeniyle iptal oldu. 

“14 ŞUBAT’TA CD KAYDI İÇİN BERLİN’E GİDECEĞİM”

Son birkaç sene içerisinde katıldığım yarışmalarda Uluslararası Benyamin Sönmez Çello Yarışması’nda üçüncülük ödülü, Hochschule für Musik Freiburg’da düzenlenen yarışmada tek ödül olan 6 bin euroluk Helmut Spehl Ödülü, Carl Seemann Yarışması’nda üçüncülük ödülü ve geçtiğimiz kasım ayında gerçekleşen Helene Rosenberg Yarışması’nda birinciliği paylaşarak 2 bin euro burs kazandım.

İspanya, Valensiya’da Palau de les Arts Reina Sofia Orkestrası’nda tutti ve İngiltere’de Marin Alsop yönetiminde Britten-Pears Orkestrası’nda solo çello olarak Snape Maltings Hall’da konserler verdim ve Naxos ile kayıt yaptım. 

Oda müziği olarak her sene onlarca farklı grup ile çoğunluğu Almanya olmak üzere, İsviçre, Danimarka, Hollanda,  Arjantin, Rusya, Fransa, Slovakya, İspanya, İngiltere, Bulgaristan ve İtalya’da konserler verdim, festivallere ve yarışmalara katıldım. Geçtiğimiz ağustos ayında aslında İspanya’da konser turnesi olması planlanan Covid-19 nedeniyle ertelenen Daniel Pacitti’nin eserlerinden oluşan resital programının kaydını Berlin’de yaptım. 14 Şubat’ta CD kaydı yapmak üzere tekrar Berlin’e gideceğim.

Almanya’da yaşadığım süre içinde orkestra ile solist olarak verdiğim konserler arasında Olten Filarmoni ile Rococo Varyasyonları, Çukurova Devlet Senfoni Orkestrası ile Schumann Konçerto ve gelecek nisan ayında Hagnau Festival’de Kur­pfäl­zi­sches Kam­mer­or­ches­ter Mann­heim ile C.P.E. Bach Konçerto var.

“ASIL ÖNEMLİ OLAN SEVDİĞİN İŞİ AZİMLE YAPABİLMEK”

-Müzik genel olarak hayatın ve özelde sizin hayatınızın neresinde?

Müziği ve hayatımı ayrı 2 şey olarak göremiyorum. Yeni dilleri, ülkeleri, insanları ve kendimi müzik sayesinde tanıdım. Özellikle yurt dışında, tek başınıza, müzik yapmak için yaşıyorsanız müzik sizin acı veya tatlı anlarınızın ta kendisi oluyor. Hobilerimin arasında bile basgitar ve ukulele çalmak var. Okuduğum kitapta, gördüğüm kültürlerde, öğrendiğim dillerde müzik var. Zaman zaman ara vermem, bir süreliğine uzaklaşmam gerekse de bu aralıklardan sonra her zaman daha büyük bir keyifle devam ediyorum.

-Kendinize koyduğunuz hedefler ve hayallerinizi bizimle paylaşır mısınız?

Öğrenciliğimin ilk yıllarında ulusal ve uluslararası başarılar elde etmek en büyük motivasyon kaynağımdı. Sonradan öğrendim ki başarı şevkini kaybetmeden bir başarısızlıktan diğerine geçme kabiliyetiymiş. Asıl önemli olan sevdiğin işi azimle yapabilmek. Başarı yanında geldiği zaman ülkemi en iyi şekilde temsil etmenin mutluluğunu tabii ki sonuna kadar yaşıyorum. Bundan sonrası için hedefim master eğitimine devam etmek, dünyanın her yerinde sevdiği işi yapan, ilham veren sanatçılarla birlikte konserler vermek, onlardan biri olmak var. Atatürk’ün açtığı yolda bir Türk genci ve kadını olarak sanatımı en iyi şekilde yapmak, bu dünyadaki iyinin bir parçası olmak en büyük hayalim.

Mine Yormaz

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.