Eril sisteme rağmen yaşayacağız! - Gündem Ajans - Medya Danışmanlık HizmetleriGündem Ajans – Medya Danışmanlık Hizmetleri

6 Aralık 2021 - 15:21

Eril sisteme rağmen yaşayacağız!

Eril sisteme rağmen yaşayacağız!
Son Güncelleme :

13 Haziran 2021 - 22:04

116 views

Glavij Ayoubi dosyasının hukuki kısmını, dava sürecinin en başından beri takipçisi olan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana İl Kadın Kolları Başkanı Avukat Oya Tekin’le konuştuk. Yasaların uygulanması konusunda eksiklerden bahseden Tekin, diğer tüm mağdur kadınlar gibi Glavij’in de eril sistemde güvende hissettirilmediğini anlattı.

Bize ilk olarak Glavij Ayoubi davasını özetleyebilir misiniz?

Önceki yazınızda da anlatıldığı gibi İran’dan idam kararı üzerine Türkiye’ye sığınan Glavij Ayoubi, burada bir evlilik yapıyor. Evlilikten bir süre sonra da sürekli şiddet görmeye başlıyor. Şiddet önceleri psikolojik ve ekonomikken zamanla fiziksel şiddete dönüşüyor. Hatta bu fiziksel şiddet, günden güne “canavarca hisle” uygulanmaya başlanıyor. Sistematik ve sürekli hal alan bu şiddeti, sosyal medyaya yansıyan görüntülerde görüyoruz.

SEN YABANCISIN, TEK GECELİKSİN!

Glavij, daha önceden de şikâyetçi olduğunu ve polislerin kendisine yardımcı olmadığını belirtti. Bu konu hakkında bir bilginiz var mı? Nasıl yorumluyorsunuz?

Bu süreçlerde Glavij, bazen en yakınındaki karakola giderek bazen de çevredekilerin ihbarı üzerine şikayetçi oluyor. Yıllardır söylediğimiz üzere İstanbul Sözleşmesi ve onun uygulama yasası olan 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun yasa hükümleri etkin uygulanmadığı için bir sonuç alamıyor. Karakol ve polislerin alışılmış davranışları ile hatta yabancı ve sığınmacı olduğu için daha da ilerisi ile karşılaşıyor. Polislerin “Boşuna uğraşıyorsun mahkemeden bir şey çıkmaz, git evine otur kocandır”, “Bir şey yapamayız, uğraştırma bizi”, ”Kadınsın sen adın çıkar, o erkektir her şeyi yapabilir” hatta o şahsa yönelik, “Yabancı bir kadınla neden evlendin onlar tek geceliktir?” gibi tutumlarıyla karşılaşıyor. Tüm kadınlar gibi sonuç, hepimizin gördüğü sosyal medyaya düşen kayıtlar ki; sosyal medyaya bu kayıtlar düşmemiş ve toplumsal bir tepki oluşmamış olsaydı tutuklama dahi olmayacaktı.

KELEPÇE SORUNU YAŞANIYOR, GLAVİJ VE İKİ ÇOCUĞU GÜVENDE DEĞİL!

Şahsa verilen ev hapsi cezasını ve ev hapsi aldıktan sonra defalarca yaşanan kelepçe sorununu değerlendirir misiniz?

Adana 22.Asliye Ceza Mahkemesi’nde 18 Mayıs 2021 tarihinde yapılan duruşmada, sanığın tutuklu olduğu yaralama suçundan, daha fazla tutuklu kalmasının mağduriyetine yol açacağı anlaşıldığından “tahliyesine” ancak “evin dışına çıkmamak şeklinde adli kontrol altına alınmasına” karar verildi.

Evin dışına çıkmamak şeklinde adli kontrol altına alınma kararının uygulanmasında, şiddet uygulayan ve yargılanan şahsın ayak bileğine elektronik kelepçe takılarak izleniyor. Denetimli Serbestlik Müdürlüğü ekiplerince takılan elektronik kelepçe, 7/24 saat izleniyor. İzleme, şiddet uygulayanın mağdura zarar vermesini engelleyecek asgari mesafe belirlenerek yapılıyor. Bu mesafeler aşıldığında mağdur elindeki telsizle polisi anında haberdar edebiliyor. Polis de kendi izlemesi ile mesafenin aşıldığına dair sinyal alabiliyor.

“ŞİDDET UYGULAYAN DEĞİL MAĞDUR CEZALANDIRILIYOR”

Bu davada da ilk başlarda kelepçenin takılmasıyla ilgili problem yaşandı. Sonrasında kelepçede teknik arızalar ve sinyal göndermeme problemi çıktı. Şiddet uygulayan eşin, sıklıkla Glavij ve çocuklarının yaşadığı eve 2 – 3 kilometre yaklaştığı bildirimleri yapıldı. Bu problemler yaşanırken Glavij ve iki çocuğu hep korumasız ve güvencesizlerdi. Çok çarpıcı olanı ise şiddet uygulayan değil mağdur cezalandırılıyordu. Glavij ve iki çocuğu ev hapsindeydi aslında, dışarı çıkamıyorlardı. Halen de tüm özgürlükleri kısıtlanmış bir halde evde kapalı durumdalar, cezalandırılan onlar! Sanığın elektronik kelepçeyi çıkarma ihlalleri ise devam ediyor. Bu yargılamada, sanığın tutuklu olarak devam etmesi gerekirdi.

YAŞAMA HAKKIMIZ ERİL SİSTEME KURBAN EDİLİYOR!

Glavij hanımın ve çocukları güvende mi?

Glavij ve iki çocuğu güvende değil elbette.18 Mayıs 2021 tarihli duruşma sonrasında evlerine döndüklerinde evin bahçe kapısı birileri tarafından yerinden sökülmüştü ve çalınmıştı. Karara itirazımızda bunları belirtmiş olmamıza rağmen, tutuksuz yargılama kararından geri dönülmedi.

Şahsın cezaevinden gönderdiği mektuptan bahsedebilir miyiz?

Cezaevinden gelen mektubu, Ceza Kanunu’nda düzenlenen iyi hal indiriminden yararlanma çabası olarak değerlendiriyorum. Suçun cezasını indirecek, azaltacak sebepler olan bu indirimler, suç faillerinin böylesi basit ve ucuz davranışlarla mahkemeleri etkileme çabası davranışlarının sıkça görülmesine sebep oluyor. Sanıkların takım elbise giymesi, kravat takması, böylesi mektuplarla saygın, pişman olmuş davranış biçimleri göstererek hakimleri etkileme gibi…

Glavij dosyasında da sanık eş; sevgi mektupları, pişmanlık davranışları gösterip duruşma sırasında da sürekli ağlayarak hakimi etkileme çabasına devam ediyor. Burada konuşmamız gereken konu yargılamanın eril bakış açısı yani erkek egemen bakış açısıdır. Eril adalet konusunda yargı mensuplarının eğitim almaları ve bu bakış açısının yargının tüm kademelerinde değişmesi gerekiyor. İşte İstanbul Sözleşmesi tam da bu konuları ve uygulanacak yöntemleri ayrıntılı bir şekilde düzenliyor.

KADINLARA DÜŞMAN BİR TOPLUM YARATILIYOR

Bu ve buna benzer olaylarda yasalar, mağduru yeteri kadar koruyabiliyor mu?

Asıl sorun, İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun yasa hükümleri ve yasanın uygulama yönetmeliklerinin etkin uygulanmamasıdır. Bu durum da kesinlikle tesadüfi değildir. İstanbul Sözleşmesi hedef alınmaya başlandığından itibaren yasa da etkin uygulanmamaya başlandı. Kadının eşit ve özgür yaşam taleplerine karşı olan eril zihniyet sistematik olarak kadınlara düşman bir toplum yaratma çabasında. “Kadının beyanı esastır” ilkesini de hedef alarak, kadınların kazanılmış haklarına saldırmaktadır. Kadını ikincilleştiren, cinsiyetçi, suçu meşrulaştıran bir yaklaşımla “cezasızlığın” kanıksandığı bir durum var. Şiddet vakalarında iyi hal ve haksız tahrik indirimleri kadın örgütlerinin tüm mücadelelerine rağmen devam ediyor. Gelinen son nokta da malum, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme konusunda Cumhurbaşkanlığı kararı…

“YASALARIN GÜCÜ, YARGI KARARLARINA YANSIMIYOR”

Yaşam hakkı, dokunulamaz, devredilemez ve vazgeçilemez olan en temel insan hakkıdır. Maalesef bu hak, ülkemizde kadınların elinden alınıyor. Ne yazık ki ülkemizde bir cins kırım yaşanıyor. Kadınlar sırf kadın oldukları için öldürülüyor, şiddet görüyor. Şiddet gören kadınlar ya haklarını bilmedikleri için ya da kendilerini yalnız ve çaresiz hissettikleri için bu sarmaldan kurtulamıyor. Ülkeyi yönetenler ise “kadına yönelik şiddetle mücadele” konusunda samimi değil. Bazı devlet görevlileri, şiddet konusuna karşı duyarsız yaklaşıyor; yasaların gücü, yargı kararlarına yansımıyor.

“444 82 85 NO.LU HATTIMIZ 7/24 HİZMETTE”

Glavij hanım size Yaşam Hak Destek hattı üzerinden başvuru yapmış. Bize bu hattı anlatır mısınız?

Biz CHP Kadın Kolları olarak, bu projeyle tüm şiddet gören kadınlara destek olmayı hedefliyoruz. Genel merkezimizde 7/24 çalışan bir çağrı merkezimiz var. Bu merkezde korkutulmaya, sindirilmeye, dört duvar içerisinde şiddetin her türlüsüne maruz bırakılmaya çalışılan kadınları kucaklıyoruz. 444 82 85 no.lu hattımız ile “Yalnız Değilsin; Biz Varız!” diyoruz. Mağdur kadınlarımız bu hattımızı aradıklarında biz partimizin 81 ildeki tüm kadın örgütleri; barınma ihtiyacı olan kadınların, yerel belediyemizin desteği ile sığınma evine yerleşmelerini sağlıyoruz. Barolar ile yaptığımız işbirliği ile partili avukatlarımız sayesinde şiddet gören kadınlara hukuki destek veriyoruz. Ücretsiz psikolojik destek hizmeti sağlıyoruz.

Eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Biz kadınlar, şiddetle ve şiddeti üretenlerle baş etmeye; eşit, demokratik, kadınların güven içinde yaşadığı bir Türkiye’yi inşa etmeye kararlıyız.

Nazire Hiçyakmazer

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.