“Mersin’in demografisi bozulmak isteniyor” - Gündem Ajans - Medya Danışmanlık HizmetleriGündem Ajans – Medya Danışmanlık Hizmetleri

28 Mayıs 2022 - 12:54

“Mersin’in demografisi bozulmak isteniyor”

“Mersin’in demografisi bozulmak isteniyor”
Son Güncelleme :

09 Ocak 2022 - 18:12

Ekonomi, kültür sanat, turizm gibi alanlarda çok yönlü ve yüksek potansiyele sahip olmasıyla, Akdeniz’in gözbebeği kentlerinden olan Mersin dayanışmacı, üretimden yana halkıyla da dinamik bir kent. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Mersin Milletvekili Alpay Antmen ile tarihi dokusu, verimli toprağı, doğası, denizi, limanı, sanayisi ile önemli bir yere sahip olan Mersin’i konuştuk.

Mersin halkının özgürlükten, üretimden ve doğadan yana olduğunu söyleyen Antmen, kentte farklı birçok kesimin kardeşlik içinde yaşadığını ve bunun mevcut siyasal iktidar tarafından bozulmak istendiğini ifade etti.

-Mersin halkı duruşu olan ve tavrını ortaya koyan bir yapıya sahip. Sizce bu bağlamda siyasal iktidarın Mersin’e bakış açısı nasıl?

Bu coğrafyada büyüyen herkes denizin, Torosların, tarlaların, üretimin kıymetini çok iyi bilir. Bu nedenle bu kentte dostluk, kardeşlik ve dayanışma hakim. Mersin’in bu demografisi bozulmak isteniyor. Bu bizzat iktidar tarafından bilinçli ve organize şekilde yapılıyor. Çünkü saray iktidarı gerici yüzünü Mersin’de de defalarca gösterdi. Kendisinden olmayan, kendisine benzemeyen herkes onlar için apaçık birer düşman. Özgürlüğe, eğitime, kardeşliğe, barışa, üretime, doğaya düşmanlar. Bu değerlere sahip insanları hedefe koymaları bundan. İktidar sadece Mersin’deki kardeşliğe değil; tüm ülkedeki barışa düşman. Bunun en son örneğini Büyükşehir Belediyesinin borçlanma yetkisine hayır dediklerinde gördük. Belediye başkanımız sayın Vahap Seçer altyapı sorununu çözmek için defalarca belediye meclisine getirdi. Hepimizin gözleri önünde olmadı mı her şey? Bir insan kendi şehrine, kendi hemşerilerine hizmet edilmesi için getirilen teklife hayır oyu verir mi? AKP ve MHP’liyse evet, verir. İşte iktidarın bakış açışı budur. Güzel olan her şeye kendi yararına değilse hayır demek.

“TARİHİN EN BÜYÜK KRİZİ”

-Ekonomiden sağlık alanına, eğitimden üretim alanına pek çok çıkmazın yaşandığı bir dönemdeyiz. Bu süreci değerlendirir misiniz?

Türkiye şu anda tarihinin en büyük ekonomik, sosyal ve siyasal krizi içindedir. Bakın savaşta dahi bu kadar büyük bir krizle karşı karşıya kalmadı ülkemiz. İşsizlik ve beyin göçü Cumhuriyet tarihi rekorunu kırdı. Gençlerin büyük bir çoğunluğu yurt dışına gitmek istiyor. Üniversiteleri baskı altına aldılar. Türkiye bir karanlık içerisinde. Bunun sorumlusu saray iktidarı, yani tek adam rejimidir. 20 Aralık 2021 büyük dolar soygunu ile halkın elinde avucunda ne varsa aldılar. Birikimlerini yok ettiler. Bu iktidar hiçbir sorunu çözemez. Çünkü sorunun kendisi bu iktidar. Tek çıkış yolumuz bu iktidarı seçimlerde göndermek. Zaten gittiklerini kendileri de biliyor. Bir enkaz bırakmak niyetindeler. Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu o nedenle bürokrasiye de suça ortak olmayın dedi. İnsanımız rahat olsun, gidiyorlar ve geliyor gelmekte olan.

“VERGİ DEĞİL, SOYGUN”

-Son dönemde her kaleme yapılan peşpeşe zamlar yüzünden halkın beli büküldü. Ekonomideki bu buhranla ilgili neler söylersiniz?

Yapılanlar artı zam değildir. Yapılan şey sözde zam adı altında vatandaştan haraç almaktır. Hiçbir gıda ürününe, yani yaşamsal ürüne iki ayda yüzde 150 zam gelmez. Bu artık vergi değil, soygundur. Tüm halkın son varlığını, kalan üç beş kuruşunu almak, çökmek istiyorlar. Kendileri de itiraf etti zaten. Vatandaş kuru soğanla ekmeğe muhtaç durumda şu anda. Alkole getirilen zamlar da vatandaşı sahte alkole itiyor. Bu da ölümleri artırıyor. Hem yaşam alanımıza, yaşam biçimlerimize müdahale ediyorlar; hem de bundan para kaldırıyorlar. Bakın, bir ülke lideri sarayda yaşayıp, 500 milyon dolar uçakta geziyorken vatandaşı açlıktan intihar ediyorsa orada artık soygun düzeni vardır. Vatandaşlarımız sandığa gitmeli ve bunun hesabını sandıkta mutlaka sormalıdır.

LİMAN İŞLETMESİNE UYARI!

-Mersin, limanı ile de çok değerli ve kritik öneme sahip bir bölge. Bu konuyla ilgili mecliste farklı konular gündeme geldi. AKP limanlarla ilgili nasıl politikalar izledi ve aslında yapılması gerekenler neler?

Mersin Limanı, 1960’larda yapılan Türkiye’nin dışa açılan en güzel limanlarından biri. Ayrıca Türkiye’nin en büyük konteyner limanı olabilecek potansiyele sahip. Mersin’de, şu an, MIP tarafından işletilen limanın hemen doğusunda daha önce projelendirilmiş, yapımı düşünülen ve gerçekten Türkiye’ye büyük bir katkısı olacak bir konteyner aktarma limanı projesi var. Bunun bir an önce yapılması gerekiyor. Oysa geçtiğimiz gün Meclis Genel kurulunda AKP ve MHP oylarıyla bu limanın sözleşmesi bedelsiz olarak uzatıldı. Anayasa’ya da, halkın çıkarlarına da aykırı bu teklif, bizim bütün karşı çıkmamıza rağmen kabul edildi. Ancak daha önce söyledim yine söylüyorum; Buradan Mersin Liman işletmesine sesleniyorum, Liman’a dolgu yaparak Mersin’in siluetini kapamayı aklından bile geçirme. Limanın doğu tarafında planlanan yeni konteyner aktarma limanımıza engel olmayı bırak. Liman’da uyuşturucu kaçakçılarına geçit verme! Bizler Cumhuriyet Halk Partisi olarak tüm süreci takip edeceğiz. İlk seçimlerden sonra da haksız ve bedelsiz verilen bu ihaleleri kamulaştıracağız.

TARİHİ VURGUN!

-İktidarın özelleştirme politikaları ile ilgili neler söylersiniz? Özelleştirmelerin Mersin’e yansımasını değerlendirir misiniz?

İktidarın bir özelleştirme politikası yok. İktidarın tek politikası halkın varlıklarını haraç mezat satmak. Telekom’u kar etmesine sattılar. Hariri ailesi bunu 1 kuruş vermeden aldı. Tarihimizin en büyük vurgunlarından birisi iktidar eliyle yapıldı. Olan halka oldu. Kar eden varlığının zararlarını vergilerle ödedi. Tank palet Fabrikası da buna benzer bir süreç yaşadı. Kendi ordumuza ait stratejik öneme sahip başka bir kurum olan palet fabrikası da Katar’a peşkeş çekildi. Limanlarımız yok yere satıldı. Ülkenin kar eden önemli kuruluşlarını adeta bir komisyoncu gibi sattılar. SEKA’yı sattılar, bugün kağıt bulamaz, alamaz haldeyiz. Şeker fabrikalarını sattılar bugün durum ortada. 60 milyar dolarlık sözde özelleştirme ama gerçekte peşkeş yaşandı. Nerede bu para? Eğitime harcanmadı, yatırım yapılmadı. Birileri yurt dışına götürdü. Maalesef bu yıl tüm Türkiye gibi Mersinli vatandaşların da omzuna yüklendi.

“SIĞINMACI DEPOSU DEĞİLİZ”

-Yoğun göçün yaşandığı kentlerden birisi olan Mersin, bu durumdan nasıl etkilendi?

Az önce bahsettim. İktidar Mersin’in güzel ve eşsiz yapısını bilerek isteyerek bozdu. Buranın demografisi kontrolsüz biçimde bir anda değişti. Biz ezilen ve savaş mağduru her insanın yanındayız. Ama tüm dünyanın da sığınmacı deposu değiliz! Avrupa duvar çekerken, İran ve Pakistan kendi komşularından gelen sığınmacıları Uluslararası yasal zorunluluğa rağmen almadı ama onları da biz aldık. Kim geldi kim çıktı belli değil. Sınırlarımız süzgeç gibi. Gelenler içinde çoğunluk kesinlikle mağdur ve acı çeken insanlar ama onların arasında yüzlerce binlerce suçlu da geldi. Türkiye adeta bir canlı bomba laboratuvarı oldu. Gereken ekonomik, sosyolojik ve politik önlemleri biran önce almazsak yarın çok geç olacak. Bunun için derhal seçime gitmeli ve bu krizin sorumlusu iktidarı göndermeliyiz.

“İKTİDARA RAĞMEN…”

-Temeli atılan Mersin Metrosu ile ilgili görüşleriniz nelerdir?

Mersin gibi ticaret, tarım ve turizm kentinde bugüne kadar olmamasını halkın yorumuna bırakıyorum. Ancak Büyükşehir Belediye Başkanımız Vahap Seçer yönetimi ile beraber Mersinli’nin kaynakları yandaşlar için değil, vatandaşlar için harcanmaya başladı. Bunun tek açıklaması bu. Üstelik yapılan tüm baskı, kesintiler ve AKP ile MHP’li meclis üyelerinin durmadan karşı oylarına rağmen belediyemiz bu hizmetleri yapmayı başardı. Covid-19 salgını döneminde saray iktidarının tüm engellemelerine rağmen belediyemiz sayesinde Mersinli vatandaşlar süreci daha rahat götürdü. Sadece Metromuz değil; diğer bütün hizmetler de bunun ispatı. Vahap bey aslında şunu yaptı; başkan seçildikten sonra belediyenin parasını halka harcamaya başladı. İşin özetini soracak olursanız bu.

“83 MİLYON ADIM KALİBRE FARKI”

Cumhuriyet Halk Partisi ve İYİ Parti Genel Başkanları da Mersin’de seçim ve ekonomi ile ilgili mesajlar verdiler. Kılıçdaroğlu ilk mitingini Mersin’de yaptı…

Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu Mersin’i, Mersin de genel başkanımızı çok seviyor. İlk mitingimizi de Mersin’de yaptık. Çünkü Mersin her türlü toplumsal yaşamdan, inançtan ve görüşten insanın bir arada yaşadığı bir ticaret ve tarım kenti. Genel Başkanımız ekonomik ve toplumsal mesajlarını her kesime verdi. Türkiye’yi adalet, refah, kardeşlik ve özgürlük olsun istiyor. Eğitimde fırsat imkanı yaratmak, halkın çocuklarının eşit şekilde öğrenim almasını istiyor. Demokrasiyi taçlandırarak üretimi güçlendirmek, dünyada saygın bir konuma gelmemizi istiyor. Genel başkanımız 83 milyon insan için yürüyor; saraydaki tek adam ise sadece kendisi için yürüyor. Yani arada 83 milyon adım kalibre farkı var!

Mine Yormaz

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.