Milli Mücadele’nin Adanalı tanığı: Gani Girici - Gündem Ajans - Medya Danışmanlık HizmetleriGündem Ajans – Medya Danışmanlık Hizmetleri

28 Ocak 2022 - 06:08

Milli Mücadele’nin Adanalı tanığı: Gani Girici

Milli Mücadele’nin Adanalı tanığı: Gani Girici
Son Güncelleme :

13 Haziran 2021 - 22:00

217 views

Cumhuriyetin kuruluşunda ve verilen kurtuluş mücadelesinde büyük katkılar sunan İstiklal Madalyalı Gani Girici’nin yaşadıklarını, oğlu Önder Girici’den dinledik. Gani Girici’nin mücadelesiyle ilgili sorularımızı yanıtlayan Önder Girici, 5 Ocak ruhunun doğru anlaşılması gerektiği ile ilgili düşüncelerini de paylaştı.

Bize biraz Gani Girici’den bahseder misiniz?

1901 yılında Adana’nın Camili Köyü’nde dünyaya gelen babam, 4 erkek kardeşin en küçüğüydü. Babam küçük yaşta babasını kaybediyor bunun üzerine annesi ile birlikte dayısının yanına şehre geliyorlar. Hayatını büyük ölçüde etkileyen bu olay, babamın eğitim ve iş hayatında büyük rol alıyor.

Gani Girici Atatürk’ü taparcasına seven, büyük bir cumhuriyetçiydi. Vefat edene kadar 29 Ekim’i ve 5 Ocak’ı ilk günkü kadar heyecanla, sevinçle kutlar, çok büyük bir haz duyardı. Atatürk’ün 1918 tarihinde Şam’dan Adana’ya gelişinden itibaren Adana ‘mızı her ziyaretinde karşılama ve uğurlama heyetinde bulunmuştur. Kuva-i Milliyeci olmuş, Atatürk’ün kurtarıcılığına bütün benliği ile inanmıştı.

“İSTİHBARATTA GÖREV ALIYOR”

Babanız Gani Girici’nin kurtuluş mücadelesinde etkin olduğu biliniyor. Peki, bu mücadele için neler yapmıştı?

Babamın hayatında büyük etkisi olan isimlerden biri de Yeni Adana Gazetesi’nin kurucusu Mücahit Gazi Ahmet Remzi Yüreğir’dir. Onun yanında Elazığlı Öküzcü Alo, Oduncu Hasan kimlikleriyle Adana’da ve dışarıda gizli görevlere katılmıştı. İşgal kuvvetleriyle ilgili bilgileri, çetelerin faaliyetleri, halka yapılan zulümleri ve köylülerin durumlarını Ankara’da bulunan Matbuat ve İstihbarat Genel Müdürlüğü’ne iletirmiş. Hatta babamın casus olduğu anlaşılınca ihbar edilmesi üzerine idama bile mahkum edilmiş. Yaşadığı süre boyunca Ahmet Remzi Yüreğir’e yakın olan ve Yeni Adana Gazetesi’nde sorumlu müdürlük yapan babam, aynı zamanda Cumhuriyet’in ilk yıllarında Kuva-i Milliye ve Mücahit Gazileri kurucu ve başkanlığı, belediye meclis üyeliği ve müfettişliği gibi birçok görevde bulunmuştu. Ayrıca Cumhuriyet Halk Partisi tarafından okuma yazma oranının düşük olduğu dönemde halka Cumhuriyet’in nasıl bir yönetim şekli olduğunu ve avantajlarını anlatmak için de görevlendirilmişti. Sosyal ilişkilerinin iyi olması nedeniyle partinin her kademesinde görev alan babam bu özelliği ile Mustafa Kemal Atatürk’ün dikkatini bile çekmiş.

“SOYADI ATATÜRK’TEN GELİYOR”

Soyadınızın alınmasında Atatürk’ün etkisinden bahsediliyor. Bu olay nasıl gelişmiş?

Soyadı kanunu çıktığı dönemde Ahmet Remzi Yüreğir, Atatürk’ün babam hakkında söylediği “çok girişken” sözünü hatırlatmış bunun üzerine babam Atatürk’e olan düşkünlüğü nedeniyle de “Girici” soyadını almış.

 “KONFERANSLAR VERDİ”

Adana Atatürk Müzesi’nde Gani Girici’ye ait bir bölüm var. Bu onur verici olmalı…

Kesinlikle. Gani Girici, Adana Atatürk Müzesi’nin kuruluşuna da öncülük etmiş bir isim zaten. Müze için birçok belge, resim, yazı ve anının toplanması için çalışmalarda bulundu. Hizmetlerine karşılık olarak da Atatürk Müzesi’nde kendisine bir oda tahsil edildi. Bu odada babama ait resim, istiklal madalyası, anılarını içeren yazılar ve bazı diğer vesikalar sergilenmeye başlandı. Babam aynı zamanda Ermeni terör örgütlerinin 1973 yılını takiben Türkiye’nin dış temsilciliklerine karşı giriştikleri cinayetler ve sözde soykırım iddialarına karşı, Fransız işgali sırasında yaşanan zulümleri, cinayetleri, dini değerlerin aşağılanmasını ve ellerinden silahları alınan Türklerin, Mustafa Kemal Paşa komutasında nasıl bir inançla savaştıklarının bir görgü şahidi olarak, Adana Valiliği’nin girişimleriyle çeşitli konferanslar da verdi.

“ANILARINI DİNLERDİM”

Babanızdan Atatürk ile ilgili anılarını dinler miydiniz? Neler anlatırdı?

Elbette, büyük bir keyifle dinlerdim. Mesela, Atatürk’ün 15 Mart 1923 tarihinde Adana ziyaretinde söylediği “Bende bu vekaiiyin ilk hissi teşebbüsü bu memlekette bu güzel Adana’da vücut bulmuştur” sözünün geçtiği dönemi çok sık anar. Onun anlatımına göre, dünya harbi bozgunundan sonra Atatürk 1918’da İstanbul’a gitmeden önce Adana ya gelmiş, bir hafta Adana’da kalarak çok çeşitli yerlerde, farklı kişilerle görüşmeler yapmış. En son Adanalıların “Aliye Hanım Konağı” diye bildiği şimdilerde çok güzel restore edilmiş evde, şehrin bütün ileri gelenleri ve eşrafıyla toplantı yapmış. Babam da genç yaşında bu toplantıda bulunma şansına sahip olmuş. Babamın anlattığına göre Atatürk, toplantıyı açarken çok rahat değil ve gerginmiş. Toplantıda bulunan herkesin değişik ifadelerle dile getirdiği “Malımızla, canımızla Milli Mücadele’nin yanında sonuna kadar varız” cümlesi üzerine Atatürk’ün yüzüne tebessüm geliyor, gözleri neşe saçıyor, toplantının sonunda da bilahare bu toplantıdan memnuniyetini belirtiyor ve tarihe kaydı düşülen bu sözleri söylüyor.

“5 OCAK RUHU DOĞRU ANLAŞILMALI”

Sizin eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Tarihi şahısların, sanatkarların, hayırsever kişilerin isimleri güzel bir olay olarak caddelere, okullara veriliyor. Bir nesil sonra unutuluyor. Kimse, kim olduğunu bilmiyor. 5 Ocak Kurtuluş Mücadelemiz de bu konuda bambaşka bir yer tutar. Kuva-i Milliye ruhuyla kazanılmış bir savaştan bahsediyoruz. Adanalılar dünya harbi kazanmış, Fransız ve Ermeni kuvvetleriyle tek tüfek, taş ve sopa ile üç yıl, yarı aç yarı tok mücadele etmiş ve bu cennet Çukurova’mızda düşmanı dize getirdikten sonra Büyük Taarruz’da Atamızın yanında yer almıştır. Bu yüzden 5 Ocak’ın manasını ve ruhunu bilirsek, anlarsak ancak o zaman ona gereken saygıyı ve önemi gösterebiliriz. 5 Ocak’ı sadece bir takvim yaprağı sananlar, bu ismi kullanırken başına ya da sonuna Atatürk’ten başka isim gelmeyeceğini bilmiyor. Bu şekilde, bu ruha ve tarihimize saygısızlık yapılıyor. Bu konuda gereken önemin gösterilmesini diliyorum. Diğer bir dileğim de genç arkadaşlarımızın mesleği ne olursa olsun tarihimizi bilmeleri…

Nazire Hiçyakmazer

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.