Adana’nın 3500 yıllık doktorları - Gündem Ajans - Medya Danışmanlık HizmetleriGündem Ajans – Medya Danışmanlık Hizmetleri

14 Ağustos 2022 - 06:00

Adana’nın 3500 yıllık doktorları

Adana’nın 3500 yıllık doktorları
Son Güncelleme :

16 Mayıs 2021 - 16:12

160 views

Bugüne kadar elde edilen bulgulara göre Adana’da kurulan en eski devletin Kizzuwatna olduğunu bilmekteyiz. Sınırlar Anamur’un batısından Suriye’ye kadar uzanan ve Orta Toroslara sırtını dayamış olan bu devlet, tam 1500 yıl Hitit İmparatorluğu içerisinde ayrıcalığı olan federatif bir devlet olarak yaşamıştır. Hitit İmparatorluğu’nun yıkılmasından sonra da bir dönem bağımsız devlet olarak devam etmiştir.

 Kizzuwatna öyle bir ayrıcalığa sahiptir ki; ordusu olmadığı halde, diğer devletler bu ülkeye dokunmak istemezler. Hatta birçok kral Kizzuwatna ülkesinden kız alarak prestijini artırmayı düşünür. O zamanki Adana’nın (Kizzuwatna) ayrıcalıklı oluşunun önemli nedenlerinden biri, burayı aynı zamanda doktor olan rahiplerin yönetiyor olması ve dönem insanlarının beden ve ruh sağlıkları için onlara ihtiyaç duymasındandı.

Kizzuwatnalı rahiplerin iyileştirici güçleri hayvan etleri ve Toroslar’da yetişen bitkilerden yapılan ilaçlardan gelirdi. Prof. Dr.Ahmet Ünal “Hititlerde ve Çağdaşı Kavimlerde Büyücülük” isimli kitabında; “(…) Hititler hayvancılık ve tarımla uğraşmış bir toplum olduklarından, tıpta şifalı otlarla tedavinin yeri çok büyüktü” diye yazar. Yine Prof. Dr. Ahmet Ünal ve Doç. Dr. Serdar Girginer “Kilikya- Çukurova; İlk Çağlardan Osmanlı Dönemine Kadar Tarihi Coğrafya, Tarih ve Arkeoloji” isimli kitaplarında büyü konusunda uzman kişilerin Kizzuwatna’dan yani Çukurova’dan geldiğinden bahisle, ellerinde insan yaşamının tüm olumsuz yönlerini, onu etkileyen tüm kötülükleri kapsayan hazır bir reçete zinciri olduğunu söylerler.

Serdar Girginer ise Çukurova Tıp Tarihi isimli kitapta Kizzuwatnalı hekimler için; “Eczacılıkta kullanılan çoğu ilaçlar şifalı bitkilerdir. Bunların arasında tohum, yaprak, çiçek, kök, soğan ve bitki yağları ağırlıklı yer tutar” diye belirtir ve “Yine Kizzuwatna’ya ait metinlerde; tere otu ve şeytan tersinin iştahsızlığa, şarap, sarımsak ve pırasanın halsizliğe, bugün dahi kullanılan sarı çiğdemin kabızlığa iyi geldiğini görmekteyiz” diye devam eder. Yeni doğan çocukların da “gebelik otu” denilen bir bitki ile ovulduğu bilinmektedir.

Kizzuwatna rahiplerinin kanamayı durdurucu, erkeklik uzvundan gelen akıntıyı (frengi?) kesici, trahom gibi göz hastalıklarını iyileştirici bitkisel reçetelerinin de olduğunu biliyoruz. Ünal ve Girginer Kizzuwatnalıların “Bella donna– Güzel Avrat Otu” isimli ilacı göz bebeklerini genişleterek göz  hastalıklarında kullandıklarından da bahsetmektedirler.

ÇİÇEKLERİN KRALİÇESİ; PUDUHEPA

Dünyanın bilinen en eski yazılı barış anlaşması olan Kadeş Barış Anlaşması’nda (MÖ 1285) taraflardan Mısır Firavunu II. Ramses ve Hitit İmparatoru III.Hattuşil’in imzaları bulunur. Ama Mısır Karnak’da bulunan Amon Tapınağı’nın duvarında bu anlaşmadan bahsederken, Puduhepa’nın da anlaşmaya mühür bastığından bahsedilir.

(Puduhepa’nın Mührü)

Puduhepa III. Hattuşil’in karısı, Kizzuwatnalı bir doktor- rahibin kızı… Ve ilginç bir öyküsü var;

Doğduğu yerin Adana civarında bir yer olduğu biliniyor ama tam olarak neresi şimdilik karanlıkta. Torosların zirvesinde Adana’nın Tufanbeyli İlçesi kenarında kurulmuş olan Şar- Komana Antik Kenti’nde doğduğu iddia edildi bir zamanlar. Şar’ı Hititlerden beri bir yerleşim yeri olduğunu bilmemize rağmen Puduhepa’nın orada doğduğuyla ilgili bir arkeolojik bulgu yok elimizde. Ama kraliçenin bölgede çok dolaştığını bazı kaya yazıtlarından biliyoruz. Çukurova Üniversitesi Arkeoloji Bölümü’nden Serdar Girginer ise Puduhepa’nın Adana’nın Mustafabeyli yerleşkesi civarında doğduğunu tahmin ederek Tatarlı höyüğünü kazıyor.

Milattan önce 1300 dolaylarında dönemin en güçlü iki devleti arasında başlayan Kadeş Savaşı tam 16 yıl sürmüş. Savaş başladığında Hititlerin başında Muvattalli varken, bir müddet sonra ölmüş. Bunun üzerine Muvattalli’nin oğlu Urhi Teşup ile kardeşi Hattuşil arasında iktidar mücadelesi başlamış. Akıllı bir politikacı, cesur bir savaşçı olan Hattuşil Urhi Teşup’a karşı üstünlük sağlamak için, diplomatik bir manevrayla Kizzuwatna’yı yöneten rahiplerden birinin kızı olan ve bizzat bitkilerle sağıltım uygulamayı bilen Puduhepa ile evlenmiş. Bu evlilik onu Urhi Teşup’a göre üstün duruma getirerek imparatorluğu kazandırmış.

Toroslarda yetişen çiçekleri tanıyan, bunların hastalıklarda kullanımını bilen, dönemin hekimleri ile sıkı ilişki içerisinde olan Puduhepa; bu özellikleriyle, hastalık hastası olduğunu bildiğimiz Hattuşil’i etkisi altına almış. Kraliçe yönetimde etkili olunca da, ilk işlerinden biri 16 yıldır süren ve büyük yıkıma neden olan Kadeş Savaşı’nı bitirmek için kocasını ikna etmek olmuş. Zaten Hititlerin üstünlüğüyle devam eden savaş onun çabasıyla, dünyanın ilk yazılı anlaşması yapılarak son bulmuş. 

Ahmet Ünal Torosların kraliçesi Puduhepa’nın hekimlik ve çiçeklerle ilgisini şöyle açıklıyor;

“Belirli bir hastalık durumunda hekimleri itinayla arayıp, bulmak ve seçmek, kullanılacak ilaçların çeşidini fal sorularıyla belirlemek, hatta folkloristik yöntemlere baş vurarak halk arasındaki deneyimli şahıslara şifalı otları sormak, Puduhepa’nın uyguladığı yöntemlerdendir.”

Dolayısıyla yöremizde yaklaşık 3500 yıldır bir hekimlik geleneği olduğunu ve bu geleneğin dünya tıp tarihinde yer tutacak kadar önemli olduğunu bu bilgilerden anlamaktayız. Ayrıca geçen haftaki yazımda da bahsettiğim gibi, Çukurova’nın bitki çeşitliliği açısından dünyanın en önemli bölgelerinden biri olması, tıbbın ilkçağlardan beri burada gelişmesinin bir nedeni olarak görülebilir.

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.