Barış… - Gündem Ajans - Medya Danışmanlık HizmetleriGündem Ajans – Medya Danışmanlık Hizmetleri

19 Ağustos 2022 - 16:58

Barış…

Kızılderili atasözüne göre; üç barış vardır: “Birinci barış, en önemli barıştır. İnsan ruhundadır o. İnsan, kainatla ve kainatın bütün güçleri ile olan ilişkisini

Barış…
Son Güncelleme :

12 Aralık 2021 - 17:18

Kızılderili atasözüne göre; üç barış vardır: “Birinci barış, en önemli barıştır. İnsan ruhundadır o. İnsan, kainatla ve kainatın bütün güçleri ile olan ilişkisini, beraberliğini fark ettiğinde kainatın merkezinde Büyük Ruh ‘un durduğunu ve bu merkezin her yerde, her birimizin içinde olduğunu fark ettiğinde birinci barış sağlanmıştır. Bu gerçek barıştır, diğerleri sadece bunun akisleridir. İkinci barış, iki fert arasında olan barıştır. Üçüncü barış ise iki millet arasında yapılır. Fakat hepsinden önce, anlamalısınız ki ‘gerçek barış’ dediğim birinci barış, insanın ruhundaki barış yoksa ne fertler ne de milletler arasında barış olabilir.”

Barış’ın yoksunluğunu en çok hisseden topluluklardandır Kızılderililer. Söyledikleri gibi birinci barışın olmamasından dolayı dünyada barışı sağlayan hiçbir unsur olamamıştır. Ne fertler barışmış ne de milletler…

Peki, insan kainatla olan ilişkisini nasıl fark edebilir; kendi içiyle nasıl barışabilir?

***

Var olan tüm canlıların bir enerji olduğunu biliyoruz. Böylece kainatın bütününü ele alırsak buna enerjilerin barışması da diyebiliriz… Mesela “Evrene pozitif enerji göndermek” sözünü sıklıkla duymuşsunuzdur. Belki bu da bir nevi barıştır. Kişinin evrenle olan barışı… Hani küsler barışınca birbirlerine hediye alırlar ya bazen; evren de bize hediyesini onunla barışınca sunacaktır kim bilir…

Ancak insan her şeyden evvel kendiyle barışmalıdır ki, kainata kucak açabilmeli. İnsan kendiyle barışırsa her şeyle barışabilir. Doğayla, evrenle ve insanlarla dolayısıyla milletler milletlerle…  Ama sorun şu ki; insan kendiyle nasıl barışabilir? Bunu nasıl sağlamalı ki, savaşlar son bulabilsin?

***

Paulo Coelho’nun “Simyacı”sında biz söze denk gelmiştim. Orada şöyle diyordu: “Evren herkesin anlayacağı bir dilde var olmuştur, ama insanlar unutmuştur bu dili.”

Sahi nereye kayboldu evrenin dili?

Aynı kitabın başka kısmında şöyle geçer: “Kendi yüreğini dinle. Yüreğin her şeyi bilir, çünkü Evrenin Ruhu’ndan gelmektedir ve bir gün oraya geri dönecektir.”

Belki de o dili çözmek için yüreğimizin sesine kulak versek iyi olur. Çünkü, asıl yüreğimizin sesinde bulabiliriz kendi barışımızı. Hem böylelikle “Evrenin Ruhu”da yansır zihnimize… Aksi halde ne kendimizle ne de diğer insanlarla barış sağlayamayız. Olan da kainatın güzel yanlarına olur…

O halde barış istiyorsak, önce kendimizle barışmalı! Bunun için de yüreğimize dokunmalı…

Böylece diğer tüm barışlar da sırasıyla çalar kapımızı…

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.