BELEDİYE BAŞKANLARIMIZ VE KAHRAMANLAR - Gündem Ajans - Medya Danışmanlık HizmetleriGündem Ajans – Medya Danışmanlık Hizmetleri

11 Ağustos 2022 - 23:42

BELEDİYE BAŞKANLARIMIZ VE KAHRAMANLAR

BELEDİYE BAŞKANLARIMIZ VE KAHRAMANLAR
Son Güncelleme :

27 Mart 2022 - 17:52

20 views

Son günlerde Türkiye’deki turizm hareketi eksen değiştirdi. Kapodokya, Pamukkale gibi çok popüler olan yerlerin önemi, Gaziantep, Mardin, Şanlıurfa, Diyarbakır gibi Güneydoğu illerine doğru kaydı. Gezenlerin entelektüel olanları daha çok bu bölgelere gidiyorlar.

Gezginlerin muhakkak görmek istedikleri yerler arasına bu dört ilin girmesinin asıl nedeni ise, arkeoloji dünyasının ve turizm organizatörlerinin insanoğlunun yerleşik düzene geçtiği ilk yerlere (Neolitik Dönemin ortaya çıktığı bölgelere )gösterdikleri ilgidir.

Bu ilgi nedeniyle; Göbekli Tepe, Karahantepe, Çayönü, Zeugma, Dara, Zerzevan gibi hazinelerin sadece Güneydoğunun değil, tüm dünyanın malı haline geldiğini görüyoruz.

Bu illerde Neolitik ve Antik döneme ait, dünyada eşine az rastlanır çok güzel müzeler açıldı, restorasyonlar yapıldı, en önemlisi bu şehirlerde dünyayı ağırlayabilecek kent düzenlemeleri gerçekleştirildi. Böyle bir değişim kent kültürünü de dolaysız olarak etkileyerek mutlu şehirlilerden oluşmuş bir toplum yaratmayı tetikledi.

Dolayısıyla bu bölgelerdeki, insanlığın ilk yerleşimine (Neolitik Döneme) ait buluntuların ortaya çıkarılması tartışmasız bu kentleri dünya kentleri haline getirdi.

O zaman bazı sorular takılıyor aklımıza;

Bu uygarlıkları ortaya çıkaranlar kim? Ne zamandan beri bölgede bu çalışmaları yapıyorlar?

Yöre halkının ilgisizliği ve bürokrasinin aymazlığına rağmen bu işleri başaranların sayısı yirmiyi geçmez. 1960lardan itibaren ömürlerini bu yörelerde geçirmişler. İnanın bir insanın kahraman olması için ille de savaşa katılması gerekmez. Ve bu yirmi insanın Güneydoğu’nun kaderinde önemli bir rol oynayarak bu mertebeyi hak ettiklerini bölgeye gelen her turist ile birlikte görüyoruz.

Bahsettiğim kahramanların başında sayabileceğim iki isim var;

Prof. Dr. Halet Çambel ve Prof. Dr. Mehmet Özdoğan…

Güneydoğu’da yapılması planlanan barajların suları altında kalacak yerlerde ilk yüzey araştırmalarını Halet Çambel’in yaptığını, örneğin Göbekli Tepe’yi ilk tespit edenin Halet Çambel, Diyarbakır’da Çayönü’nü ortaya çıkaranın ise Mehmet Özdoğan olduğunu biliyoruz.

Bu iki insanın Çukurova ile ilgisi ise çok belirgin.

Halet Çambel’in Karatepe’yi ortaya çıkarıp, Hititçenin çözümlenmesini sağladığı, Mehmet Özdoğan’ın öğrenciliğinde bile Karatepe’de çalıştığını zaten biliyoruz.

Ama 1965 yılında Anamur’dan Payas’a kadar uzanan tüm Kilikya’nın envanterini çıkardıkları ve aynı yıllarda Tepebağ Evleri’nin de kayıtlarını yaptıklarını biliyor muyuz? Bu envantere göre Çukurova’daki Neolitik varlığı ortaya koyup, bir turizm planı da önermişler.

Ama siyasetçiler “bize plan değil, pilav lazım” diyerek ilgilenmemiş. Plan olmadan pilavın olamayacağını düşünememişler.

Onların bu araştırmaları kapsamlı bir rapor haline getirilmiş ve bu rapor şimdi Boğaziçi Üniversitesi’nde…

Mehmet Özdoğan Hoca’nın söylediğine göre Çukurova’nın Neolitik varlığı, dünyanın dikkatini Güneydoğu’ya toplayan Neolitik kalıntılardan daha zayıf değil.  Buradan çıkarabileceğimiz yorum ise, bölgemizin de bu konuda çalışmalar yapması gerektiği.

Bu konu yeni iş alanları yaratma çabasıyla turizme ilgi gösteren belediyelerimizin ilgilenmesi gerektiği bir alan da olmalı.

Beni sabırla okuyan arkadaşlarımın konuyu nereye bağlayacağımı merak ettiklerinin farkındayım.

Öyleyse bu kez benim aklıma takılan başka bir soruyu değerli belediye başkanlarıma ve kıymetli milletvekillerime daha doğrusu tüm Adana yöneticilerine sormak istiyorum;

Çok değil 10 yıl önce Adana’da kente hizmet edecek, kent için bilgi alınabilecek bir etkinlik olduğu zaman tüm yöneticilerimiz katılır ve bunu kente artı değer olarak dönüştürürlerdi.

Ama son zamanlarda bunu yaşayamıyoruz. Acaba niye?

Örnek olarak da geçen hafta Güneydoğu’yu dünyaya açan o yirmi kahramandan birinin, Prof. Dr. Mehmet Özdoğan’ın Adana’da olmasını verebilirim. Özdoğan; Çukurova Sanat Girişimi’nin organize ettiği beş ayrı etkinlikte bu anlattıklarımdan bahsedip, Adana’nın önemini vurguladı. Kendisine bölgede yapıp, dünyaya taşıdığı çalışma ve araştırmalardan dolayı “Çukurova Ödülü” verildi.

Anlattıklarından kentimizi arkeoloji ve turizm dünyasına nasıl taşıyacağımız ile ilgili çok sayıda ipuçları aldık. Ancak bizler elinde imkanları olmayan sıradan insanlarız. Bu bilgileri uygulamaya taşıyacak gücümüz yok.

İşte bu yüzden bu etkinliklerde gözlerimiz bu yetkiye sahip yöneticilerimizi, başkanlarımızı aradı. Ancak Mehmet Özdoğan hocayı dinlemeye bir tanesi bile gelmedi.

Hepsinin aynı anda işi çıkmıştı?

Ama bilinmeli ki; bu kentte turizm, Avrupa’nın her yerinde benzerleri olan 150 yıllık Varda Köprüsü ile veya (sanata destek olunduğu iddiasıyla) plastikten Müslüm Baba heykeli açarak kalkınamaz.

Karnavalların gücü bile Diyarbakır’ı, Urfa’yı dünyaya taşıyan Çayönü veya Göbekli Tepe’nin gücü yanında, kuvvetli bir rüzgarda savrulabilecek bir kum tanesidir.

Halbuki; Mehmet Özdoğan on bin yıllık bir geçmişten bahsedip geçip gitti.

Sular aktı… Adanalı baktı…

NOT: Yazımı yazdıktan sonra Büyükşehir Belediyesi’nin Anavarza kazıları için destek yaptığı haberi çıktı. Böyle desteklerin, kentin geleceğini oluşturduğu bilinciyle Karalar Başkanı kutlarım.

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.