BENİM BİR RÜYAM VAR - Gündem Ajans - Medya Danışmanlık HizmetleriGündem Ajans – Medya Danışmanlık Hizmetleri

11 Ağustos 2022 - 23:29

BENİM BİR RÜYAM VAR

BENİM BİR RÜYAM VAR
Son Güncelleme :

23 Ocak 2022 - 17:48

193 views

Dünyada yüzünü göllere çevirmiş kaç şehir var diye düşündüm bir an…

Birçok isim geldi aklıma;

Como, Verona, İnterlaken, Zürih, Lozan… Ve Adana…

Ardından biraz daha zorluk çıkarıp, daha ağır şartları ileri sürdüm kendi kendime;

Hayal ettiğim şehrin ortasından bir de yüksek debili bir nehir geçsin. Aklımdaki şehirler birdenbire azalıverdi… Ama Adana hala orada…

Zorlukları severim ya devam ettim;

Hem gölün hem de nehrin suyu tertemiz olsun. İçilebilecek kadar temiz.

Üstelik kenarları yeşil kalmış olsun. Nehir su biriktirerek iç içe iki göl daha yapmış, bu göllerin kenarında yürüme ve koşu alanları, okaliptüs ormanları yer almış olsun.

Buralarda bisikletler sürülsün. Hatta ata binilsin.

Civar beş yıldızlı otellerle süslü olsun.

Adana’dan başka bir şehir kaldı mı bilmiyorum? Birkaç tane vardır elbet!

İş iddiaya bindi ya, devam edeyim öyleyse;

Nehrin üzerine bir de dünyanın en eski köprüsünü koyalım. Yanına da görkemli bir camiyi ve dünyanın en eski kentlerinden biri olan Tepebağ’ı ekleyelim.

Artık Adana’dan başka bir şehir kalmadı zihnimde.

AMA GELİN GÖRÜN Kİ

Şehrin en görkemli alanının, yani Taşköprü gibi dünyada benzeri olmayan bir bölümünün bugünkü durumu şöyle;

Nehrin kenarları yüksek ve kalın bir beton duvarla kaplanmış. Bu duvarlar köprünün iki bin yıllık taşlarla örülmüş dokusuna, “burada ben varım, boş verin Taşköprü’yü” diye bağırıp, tarihe meydan okuyor.

Nehrin doğu kenarı, yani şehirden bakılınca görünen kısmı tam bir mezbelelik. Benzin istasyonu, çiçek fidanı satan derme çatma, çinko damlı dükkanlar ve bina yıkıntıları manzarayı oluşturuyor.

Tarihi köprünün üzerinde dilenci ve en ucuz malların işportasını yapan satıcılar; korkuluklarında küfür anlamına gelecek kadar düşük seviyeden yazılmış yazılar; ayaklarının içinde ise uhu çekip, alkol alan evsizler… Kah kendi hallerine dalıp gidiyor, kah uyuşturucunun yarattığı öforiyi etrafa saçıyorlar.

Civardaki kültür merkezleri ise içine kapanmış suskun.

Tarihi Kız Lisesi Binası, Türkiye’nin en önemli kültür merkezlerinden biri olmayı yaşamış olmanın bilinciyle, bugün hem kendine hem de Adanalıya kırgın. Belli ki kendini terkedilmiş hissediyor.

Yüreğir’e hizmet etsin diye 20 yıl önce yapılan Yüreğir Kültür Merkezi ise, yapıldığından beri bir tek etkinliğe mekan olamamışlığın ağırlığını taşıyor. Kara bir ağırlık.

Sabancıların yaptırdığı sanat galerisinde on yıldır bir tek sergi açılmamış.

Turhan ve İlhan Selçuk kardeşlerin 1940lı yıllarda yaşadığı, “Karikatür Müzesi” olmak için kamulaştırılan evlerini sorarsanız, yıkılmaya terkedilmiş.

Yani dünyada eşi olmayan bir doğal-tarihi bölge kaderine terkedilmiş… Kısacası Adanalı bakar, sular altından akar.

Heyhat! Artık uyumanın zamanı değil! Ama ben uyuyorum. Çünkü görmek istediğim bir rüya var!

BENİM BİR RÜYAM VAR!

Rüyamda gözlerimi Taşköprü’nün hemen yanında açıyorum. Rüya bu ya, her şey olması gerektiği gibi olmuş;

Girne Köprüsü ile Regülatör Köprü arası bir arkeo-kültür park haline getirilmiş. Çirkin beton duvarlar yıkılmış, Regülatör Köprü’nün arkasında göllenen sular maviliklerini, kenardan sarkan yeşilliklerle buluşturuyor.

Nehrin doğu yakasındaki gereksiz yapılar kaldırılmış, Taşköprü ve Regülatör Köprü arasındaki mezbelelik alan “Miniatürk Adana” adıyla, Adana ve yöresindeki tarihi dokuyu anlatan bir minyatür parkına dönüştürülmüş. Böylece bu kenar çocuk cıvıltıları ile dolmuş.

Parkın en doğu kenarına dizilen ve nehir manzarasına bakan düzenli dükkanların bir kısmında gösterişli çiçekçi dükkanları açılmış. Çeşit çeşit çiçekler ve bulunmazı bulunduran fidan dükkanları burayı çiçek pazarı haline getirmiş. Çiçek yetiştiriciliği artık kentin yeni bir üretim yolu olmuş zaten.

Dükkanların çiçekçilerden artan kısmı ise kafeterya ve restoran… Restoranlarda yöresel yemekler, hijyenik mutfak ve şık sunumlarla misafirlerle buluşuyor. Böyle restoranlar nehrin batı yakasında da bolca bulunuyor.

Sabancı Sanat Galerisi yeniden açılmış, tam da o gün Abidin Dino’nun retrospektif bir sergisi izleyiciyle buluşuyor. Serginin ardından bir Fransız eleştirmen, Dino’nun dünya resmindeki yerini konu eden bir söyleşi yapacak.

Kız Lisesi Binası yeniden kültür ve sanat merkezi haline getirilmiş, “Şehirde Üretilen Belgeseller” konulu etkinliği izlemeye gelen insanlarla dolup taşıyor.

Regülatör köprünün yanındaki Yüreğir Kültür Merkezi ise “Okullar Arası Sanat Üretim Atelyesi” olmuş; gençlere tiyatro, resim, edebiyat ve sinema alanlarında eğitim veriliyor. Meğer ben de orada fotoğraf ve sanat tarihi derslerini anlatıyormuşum.

Turhan ve İlhan Selçuk kardeşlerin yaşadığı ev de “Karikatür Evi” olarak düzenlenmiş. Turhan Selçuk’un karısı önemli yazar Füruzan, o akşam “Parasız Yatılı” isimli kitabını orada imzaya açacak.

Taşköprü’nün üzeri mi? Ressamların mekanı haline gelmiş. Bir taraftan kendi resimlerini yaparlarken öbür taraftan ziyaretçilerin hızlı portrelerini çizerek yaşama yol açan ressamlar var burada. Restore edilerek yaşama katılmış Büyüksaat’in civarından gelen misafirler bu yolu kullanarak hayallerinin Adanasında geziyorlar.

Bu sırada kent müzesine çevrilmiş eski adliye binası tarafından bir tramvay geliyor. Araçların girmesinin kısıtlandığı Eski Adana’nın ulaşım yükünü artık “Eski Kent Tramvayı” diye isimlendirilen bu ulaşım sistemi sağlıyor. “Çan, çan, çan” diye ses çıkararak dolaşan otantik görünüşlü vagonlar mutlu insanlarla dolu… Çoğu kentli, geri kalanı ise turist.

Çan, çan, çan…

Ve uyanıyorum. Kulağımda hala çan sesleri. Karım beni uyandıramamış, kulağımın dibinde elindeki kaşığı tencereye vurarak uyanmamı bekliyor. Gidip elektrik ve su parasını yatıracağız.

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Yaşar Ateşoğlu 25 Ocak 2022 / 09:59 Cevapla

Harikasınız🌺

Arif Hakverdi 25 Ocak 2022 / 13:33 Cevapla

Haluk bey kaleminize sağlık. Güzel bir Adana yazısı olmuş. Şehrimizin kıymetini bilmeliyiz, onu güzelleştirmek için her birimiz çaba harcamalıyız.

Ayla Emrahoğlu 25 Ocak 2022 / 15:59 Cevapla

Hocam hayallerinizin gerçek olmasını görebilmeyi çok arzu ederim

Belgin Özçelik 27 Ocak 2022 / 10:08 Cevapla

Harika hocam biz de daldık o rüyaya. Keşke !!!