Çuvaldızı kendine batırmak - Gündem Ajans - Medya Danışmanlık HizmetleriGündem Ajans – Medya Danışmanlık Hizmetleri

11 Ağustos 2022 - 23:34

Çuvaldızı kendine batırmak

Çuvaldızı kendine batırmak
Son Güncelleme :

31 Ekim 2021 - 18:25

194 views

Son 20 yılda sağlık sistemi anlayış ve işleyiş açısından tepetaklak oldu.

İktidara göre kuyruklar, bıçak parası gibi merdiven altı ilişkiler bitti, insanlarımız en modern sağlık sistemine kavuştu.

Var olma nedeni tıbbi etiği korumak ve hekim haklarını savunmak olan tabib odalarına göre ise; sağlık sistemi bilgi merkezli olmaktan çıkıp, sermaye merkezli hale geldi ve iyi gibi sunulmasına rağmen, aslında insan bedeninin bütünlüğünü savunan hekimlik yerine, insan bedeni üstünden para kazanan bir sağlık sistemi kuruldu.

Tabib odalarının savunduğunu açarsak özetle şunları söylemekteler;

Hekimler uzun tıp eğitimi sırasında bir taraftan bilgi ile donatılırken, öbür taraftan insan bedeninin zarar görmesini tabu kabul eden bir tıp etiği ile yetiştirilir.

Tıp fakültelerine giren öğrencilere öğretilen ilk latince cümle “Primum non nesere” dir. Yani “Öncelikle zarar verme”…

Ancak eskiden tıp fakültesinden çıkan hekim ya devlette, ya da kendi muayenehanesinde çalışarak, kendi kendinin patronluğunu yapıyordu. Kendi patronu olan doktor da (aradaki çürük elmaları saymıyorum) tıp etiğini uygulayabiliyor ve hastalara para için yapılan gereksiz müdahaleler sayılmayacak kadar az oluyordu.

O yıllarda tabib odaları da, onur kurulları vasıtasıyla çürük elmaları temizleyecek, en azından korkutabilecek bir güçteydi.

Bıçak parası diye bir kavram vardı ama hiçbir zaman insan bedenine zarar verecek bir seviyeye çıkmadı.

Şimdi ise sağlık sistemine özel hastaneler yoluyla sermaye sahipleri hakim oldu. Hekim patron olmaktan çıkıp, bu sermayenin hak ediş usulü ile çalışan işçisi haline gelince (ki bu hastaneye ne kadar kazandırırsan o kadar ücret alırsın demektir) insan bedeni, pazarlığa tabi bir meta halini aldı.

Hastaneler devletten hizmetlerinin karşılığını almalarına rağmen, hastalardan da (hekim bilgi ve emeği üzerinden) milyarlarca lira fark almaya başladılar. Hekim ne kadar çok ameliyat yapar, ne kadar çok hasta bakarsa o kadar çok para anlamına gelmeye başladı. Kısacası gereksiz ameliyatlar, yanlış müdahaleler bilerek yapılmaya başlandı. 

Tabip odalarının savunduğu şeyin çok doğru olduğunu bir hekim olarak bizzat yaşadığımı itiraf etmeliyim. Hem hekimlik yaparken bir sermaye mobingi olarak, hem de sağlık için gittiğim hastanelerde hasta sahibi olarak yaşadım bunları.

Evet, iddia ediyorum ki; tabip odalarının savunduğu gibi sağlığın sermayenin eline bırakılması insan bedenini bir meta haline getirdi. Ama burada çuvaldızı da biraz kendimize batırmak isterim;

Sermaye bedene yaptığı bu saygısızlığı hekimler vasıtasıyla yapmıyor mu? Sermayenin kazanç hırsının dayandığı tek şey hekimin kendisi değil mi?

Hiç şüphesiz artık hekimlerin bir kısmının bu ticaret dünyasının çok istekli ortakları olduğunu söyleyebilirim. Tabip odalarının yetkilerinin ellerinden alınmasıyla üzerlerindeki denetleyici baskı da kalkınca iş daha da çığırından çıkmıştır.

Çuvaldızı kendimize batırmaya devam edeyim;

Günümüzde özel hastanelerde çalışan bazı hekimlerin, bazı özel tıp fakülteleri ile anlaşarak, kıymeti kendinden menkul, sahte demeyeceğim ama yetersiz profesörlük unvanı ile pazar (!) payını artırmaya çalıştığını biz sağlık camiası bilmekteyiz. Buna rağmen asistan yetiştirip, araştırma yapan birçok doktorun bu unvanı hak ettikleri halde alamadıklarını da bilmekteyiz.

Birçok doktorun normal standartlarda para kazanabilmek için ayda 300 saate kadar çalışmak zorunda olduğu bu dünyada, o hekimin 300 saatte kazandığını bir saatte kazananların da olduğu bir gerçektir.

Kazansın ama bedene zarar vermeden kazansın diyerek bitiriyor, bedeni kutsal gören hekimlerin önünde saygıyla eğiliyorum.

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.