Doğru tarım politikası önemli! - Gündem Ajans - Medya Danışmanlık HizmetleriGündem Ajans – Medya Danışmanlık Hizmetleri

19 Ağustos 2022 - 17:50

Doğru tarım politikası önemli!

Doğru tarım politikası önemli!
Son Güncelleme :

31 Ocak 2021 - 22:52

53 views

Seyhan Ziraat Odası Başkanı Süleyman Girmen, doğru tarım politikalarının büyük önem taşıdığını belirterek, üreticinin ürettiği üründe zarar yerine kar sağlaması gerektiğini ifade etti. Girmen, son zamanlarda yaşanan salgının gıdanın öneminde tarımı bir kez daha ön plana çıkardığını belirterek, ithalatlara gelen kısıtlamaların ve vergi artışlarının üretim yapamayan ülkeleri büyük sıkıntıya sokacağının altını çizdi.

Pandemide dengelerin değiştiğini vurgulayan Girmen, “Türkiye’nin tarım ülkesi olduğu gerçeği yadsınamaz. Pandemi ile en önemli konunun sağlık; sonrasında da insanların yaşamını idame ettirebilmesi için beslenme yani gıda olduğunu bir kez daha gördük. Burada da tarım sektörü ön plana çıkıyor. Pandemiyle birlikte birçok ülke tüm sektörlerle ilgili planlarını sil baştan yapmaya başladı. Bizim sektörümüze bakacak olursak, mesela en çok hububat ithal ettiğimiz Rusya ve Ukrayna ürün kısıtlamasına gitti; üstüne vergi koydu. Yani bu salgın süresince kendi vatandaşının ihtiyacını garantiye alma yoluna girdi. Ülke olarak soya ihtiyacımızın büyük bir bölümünü karşıladığımız Ukrayna soya ihracatını durdurdu. Ardından Rusya, kısa bir süre önce tüm tahıl ürünlerinde kota ve vergi getirdi. Ulusal borsalarda buğday, soya, mısır gibi ürünlerin fiyatları savaş dönemleri haricinde görünmeyen bir yüksekliğe erişti. Bu da tabi elinde bu ürünleri üretme imkânı olmayan ülkeleri çok zor duruma sokacak. Peki, Türkiye bu olayların neresinde duruyor öncelikle bunu ile almamız gerekiyor. En başta bizim kendi ihtiyacımızı üretme imkan ve kabiliyetimiz var. Buna rağmen yapamıyoruz, yaptırılmıyoruz” dedi.

“ÜRETİCİ ODAKLI DÜŞÜNMEK GEREK”

“Türkiye’nin yıllık mısır tüketimi 7 milyon tonken üretimimiz yaklaşık 6 milyon ton. Aynı şekilde buğdayda da sıkıntılar yaşıyoruz. Ürettiğimiz buğday bizim tüketimimize yetecekmiş gibi görünse de biz kaliteli ve ekmekli buğday dışında makarnalık buğday sıkıntısı yaşıyoruz. Tarım ülkesi olmamıza rağmen neden sürekli buğday, soya gibi ürünleri ithal etmek zorunda kalıyoruz? Neden yeteri kadar üretim yapamıyoruz? Çünkü tarım politikalarımız yanlış. Kendi tüketimimizi kendimiz üretmek zorundayız. Örneğin, Türkiye soya ihtiyacının yüzde 95’ini ithal ediyor. Sadece yüzde 5’ini üretiyoruz. Burada yapılması gereken üreticiye ürettirdiği her üründe para kazandırmak. Üretici para kazandığı sürece soyayı, mısırı, buğdayı üretir. Bunun için de yöreye, koşullara ve maliyetlere uygun tarım politikalarının geliştirilmesi gerekiyor. Ülkemizde tarım politikaları ya yıllık ya da ürüne göre planlanıyor. Bunun dışında bu ürünlerin fiyatlarının belirlenmesinde sadece devlet değil bir de bu sektörle ilgili sanayiciler müdahil oluyor. Bunu yapması gereken kurumların başlarında bu işi bilen ve riski taşıyan kişiler bulunmuyor. Karışmaması gereken tarım sanayicileri, fiyat belirlemelerde siyasi otoriteyi bir şekilde etkiliyor” diye konuştu.

 “GÜBREDEKİ FİYAT ARTIŞI, BUĞDAY MALİYETİNİ YÜZDE 20 ARTTIRDI”

Son günlerde gündemde olan gübre fiyatlarındaki artışın da üreticiye darbe vurduğunu aktaran Girmen, “Gübre, çeşitlerine göre bir önceki yıla oranla yüzde 60’larda bir artış gösterdi. Yaptığımız hesaplara göre; gübre fiyatlarındaki artış örneğin buğdayda maliyeti direkt yüzde 20 etkiliyor. Biz Türkiye olarak gübrede tamamen dışa bağımlıyız. Birçok çiftçimiz bile gübreyi kendimiz üretiyor sanıyor ama ne yazık ki durum öyle değil. Gübrenin bir ham maddesi var. Petrol ürünleriyle elde edilir ve dövize bağlıdır. Durum böyle olunca da artışlar döviz ve petrol fiyatlarına göre değişiyor. Ancak ortada şöyle bir durum var; Dövizdeki artış yüzde 25’lerde kalmasına rağmen gübre fiyatlarındaki artış yüzde yüzü buldu. Üstelik petrol fiyatları düşmüş olduğu halde. Burada bir terslik var” şeklinde konuştu.

“ÜLKEMİZİN İHTİYACI OLAN MISIRI ÜRETEBİLİRİZ”

Girmen, 2020 yılı Eylül ayında Toprak Mahsulleri Ofisi’nin, mısır alım fiyatlarını bin 325 TL olarak açıkladığının altını çizerek, bu miktarın bir önceki yıla göre yaklaşık yüzde 25’lik bir artış gösterse de üretici açısından artan maliyetlerin etkisiyle yeterli olmadığın söyledi. Üretilen mısırın yeterli olmadığı için ithalata yönelmek zorunda kaldığımızı ifade eden Girmen, “Salgın hastalıkla başa çıkmak için tedbir alan üretici ülkeler, bir takım kısıtlamalara gidince ülkemizde açıklanan bin 325 TL’lik mısır fiyatının ardından 268 dolara yani yaklaşık 2 bin TL’ye mısır ithal ettik. Oysa ülkemizin ihtiyacı olan mısırın tamamını biz üretebilirdik. Burada doğru tarım politikasının önemi ortaya çıkıyor aslında. Örneğin önümüzdeki dönemin mısır tüketimi bellidir. Yetkililer, mısır alım fiyatını hasat başladıktan sonra değil de uygun koşullarda şimdiden açıklarsa, bu ülkenin ihtiyacı olan mısırın tamamını çiftçimiz üretir” dedi.

“ÜRETİCİ DESTEKLENMELİ”

İhtiyaç doğrultusunda ithalat yapılmasının gerekli olduğunu ancak bu ithalatı yaparken üreticinin de korunması gerektiğini aktaran Girmen, “Toprak Mahsülleri Ofisi, 2 bin TL’ye ithal ettiği mısırı yaklaşık bin 700’lerde sanayiciye verdi. Yani ithal edilen ham madde, görev zararı üstlenilerek çok daha ucuz fiyata sanayiciye verildi. Görev zararı tüm ülkelerde olduğu gibi bizde de elbette olmalı. Bu devlet yönetmenin bir yoludur. Sektörün ayakta kalması için bunun olması gerekiyor. Ama bir tarafın karı, diğer tarafın zararı olmamalı. Devlet üreticiyi de desteklemeli” şeklinde konuştu.

“TARIM ALANLARINA SAHİP ÇIKILMALI”

Girmen, tarım alanlarının yasalarla koruma altındaymış gibi gözükse de bir takım ek yasalarla bu korumanın çok rahat delindiğini ifade ederek devletin maden ruhsatı verdiği dokunulmaması gereken orman alanlarının talan edildiğini belirtti. Tarım alanlarına yeteri kadar sahip çıkılmadığını söyleyen Girmen, “Eğer kendi tüketimimizi kendimiz üretmek zorunda kalırsak, tarım arazilerinin dokunulmazlığının önemini ancak o zaman anlayacağız. Hiç arzu etmiyoruz ama bu pandemi süreci uzamaya devam ederse gıdanın sürdürülebilirliği ve tarımsal üretimin sürekliliği çok önemli olacak. Siz eğer gıda üretiminde küçücük bir mola verecek olursanız asıl sorun o zaman çıkmaya başlayacak. Biz bu konuyu sürekli gündeme getiriyoruz ancak burada bir rant olmadığı için hiç kimsenin dikkatini çekmiyor” diye konuştu.

“ÜRETİM PLANLAMASIYLA İSRAFIN ÖNÜNE GEÇİLEBİLİR”

Belli bir üretim planlamasının da olmadığına değinen Girmen, “Tarım politikaları, bu işin riskini taşıyanlar tarafından yapılmıyor. Tüm sektörlerde olduğu gibi tarımda da ihtiyaç doğrultusunda üretim yapımına gidilmesi gerekiyor. Tüketim fazlası ürün üretildiğinde elde kalıyor. Türkiye’nin en büyük sorunlarından birisi de ürün zayiatı. Burada da çok ciddi sıkıntılar yaşıyoruz üretilen ürünlerin yaklaşık yüzde 40’ı israf oluyor. Ürün planlamalarında belli kriterler olmalı. Bir üretim planlaması yapılırken de her iki tarafın da hakları gözetilmeli üreticinin zararı olmamalı üreticinin karı da tüketicinin zararı olmamalı. Yıllardır önüne geçilmeyen diğer bir konu da, dalında 2,5 lira olan bir portakal nasıl oluyor da İstanbul, Ankara gibi büyükşehirlerde 4 misli fiyatlarla satılıyor? Bunda çok ciddi sıkıntı var. Bunun önüne geçilebilir ama bunun için mevcut yasaların yumuşatılması gerekiyor. Mesela bir sebze meyve üreticisinin burada ürettiği bir ürünü uygun koşullarda büyükşehirlere götürüp satma hakkına sahip değil. Çünkü hal yasası ile bunun önüne geçiliyor. Yasalar üreticiye ürününü tüketiciye direkt satma hakkı vermiyor. Üretici ürününü, kayıt altına girme gerekliliğinden dolayı direkt hale sokmak zorunda kalıyor. Zaten zincir orada kopuyor. Üretilen ürünleri ve üreticinin kayıt altında tutulabilmesi ve devletin vergi gelirin kaybetmemesi adına yapılıyor bu ancak üreticinin tüm kayıtları Çiftçi Kayıt Sistemi’nde (ÇKS) bulunuyor. Bu konuda yasalar biraz daha yumuşatılarak kayıt altındaki üreticiye, ürünlerini direkt tüketiciye satma hakkı verilebilir. Bunu yaparsanız hem üretici hem tüketici karlı çıkar. Tüketici daha ucuza daha sağlıklı ürüne ulaşırken, üretici de daha fazla para kazanır. Bunun için bizler de üzerimize düşeni yaparak ücretsiz danışmanlık yapmaya hazırız” diye konuştu.

“TÜRKİYE’DE YETERLİ SAYIDA TARIM YAZARI YOK”

Başkan Girmen, kamuoyunun yeteri kadar bilgilendirilmediğini de vurgulayarak “Türkiye’de yeterli sayıda tarım yazarı yok. Yeni oda başkanlığı yaptığım dönemlerde basında Sadullah Usumi vardı. Kendisi eski senatör ve tarım gazetecisiydi. Ondan sonra tarım gazeteciliğini Ali Ekber Yıldırım yaptı. Şimdi de İrfan Donat yapıyor. Ancak bu alanda Türkiye’de çok fazla açık var. Her gazeteci her haberi yapıyor fakat anlayarak, uzmanlık geliştirerek yapması da çok önemli. Bu eksiklikten kaynaklı kamuoyunun yeterli bilgi almadığını düşünüyorum” dedi.

Mine Yormaz

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.