Engeller ‘İMECE’yle aşılıyor - Gündem Ajans - Medya Danışmanlık HizmetleriGündem Ajans – Medya Danışmanlık Hizmetleri

19 Ağustos 2022 - 18:03

Engeller ‘İMECE’yle aşılıyor

Engeller ‘İMECE’yle aşılıyor
Son Güncelleme :

04 Nisan 2021 - 19:08

95 views

İmece Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi Kurucu Ortağı Ali Rıza Oflazoğlu ile Zihinsel Engelliler Sınıf Öğretmeni Sinem Kurtoğlu, özel eğitim gereksinimi bulunan çocuklarla ilgili sorularımızı yanıtladı.

Özel eğitimden bahsedebilir misiniz?

A.R.O. Bazı çocuklar; fiziksel, zihinsel ya da iletişim yani sosyal ve duygusal gelişimindeki özellikleri nedeniyle yaşıtlarından geri olabiliyor. Bu çocuklar, özel eğitime ihtiyacı olan çocuklar ve normal gelişimden farklı bir yapıda oldukları için almaları gereken eğitim de bir o kadar farklı olmalı. Normal eğitimden yararlanamayan ya da kısmen yararlanabilen bu çocuklar için özel olarak yetiştirilen eğitimciler tarafından oluşturulan ekip ile özel materyal ve metotlarla desteklenen bir eğitim türüdür, özel eğitim. Bu özelliklere sahip her çocuğun ihtiyacı farklıdır ve her çocuk için farklı bir eğitim metodu kullanılmalıdır.

“HER ÇOCUK ÖZELDİR”

Özel eğitim alacak bir çocuğa eğitim süreciniz nasıl başlıyor?

A.R.O.  Bize başvuran ailelerin, öncelikle çocuklarıyla ilgili hastaneden rapor almaları gerekiyor. Bazı ailelere hangi prosedürü uygulayacaklarını bilemediği için, bu raporu almalarında yardımcı olan bir ekibimiz de bulunuyor. Daha sonrasında eğitime başlayacak çocuğumuz için ilk değerlendirmesini yapıyor ve ihtiyaçlarını belirliyoruz. Sonucunda da çocuğun gelişimine ve yeteneklerine göre bir program hazırlayıp sadece o çocuğa özel bireysel eğitim sürecini başlatıyoruz.

YAŞ SINIRI YOK

Kurumunuzda kimler eğitim görebiliyor?

A.R.O. Bu kurumda fiziksel, zihinsel ve yaygın gelişimsel bozukluk dediğimiz otizm spektrum olan tüm çocuklara eğitim veriyoruz. Şu anda herhangi bir yaş sınırımız yok. Ayrıca, kurumumuz devlet destekli bir kurum olduğu için sağlık sigortası olan ya da yeşil kartlı vatandaşlarımız çocuklarını burada ücretsiz eğitime gönderebiliyor.

Eğitimlerden sonra çocuklarda iyileşme oluyor mu? 

A.R.O. Buraya gelen çocukların tam anlamıyla düzelmesi pek mümkün değil elbette. Ancak amacımız çocuklarımızı en iyi düzeye getirerek, günlük aktivitelerini ve iletişim yetilerini geliştirebilmek. Gelebileceği maksimum seviyeye getirmeyi hedefliyoruz. Tabi bu çocuğun kapasitesi ile de ilgili.

Burada verilen eğitimler yeterli mi?

A.R.O. Burada haftada 2 seanstan toplamda aylık 8 saat eğitim veriliyor. Bu devletin karşıladığı eğitim süresi. Bu süre gelişim için elbette yeterli değil. O yüzden de bazı aileler, bizden ücret karşılığında ekstra seans talep edebiliyor. Tabi buna da her ailenin gücü yetmiyor. Ancak kurumumuzda durumu iyi olan bazı çocukların aileleri, ihtiyaç sahibi olan ailelere bu konuda destek vererek, çocukların yetersiz kaldığı noktada ekstra eğitim almasını sağlıyor.

Toplumumuzda engellilere bakış açısı ne durumda?

A.R.O. Toplumda engellilere bakış açısı gerçekten çok yanlış. Bu konuda aileler çok zorlanıyor. Özellikle acımaya yönelik yaklaşımlar aileleri hem yaralıyor hem daha çok yoruyor. Bu yüzden toplumun önce şunu çok iyi algılaması gerekiyor; engelli bireylere acıyarak yaklaşılmamalı. Engelli bireylerin topluma ayak uydurmaları için, bu bakış açısı değiştirilmeli. Bunun için de ilkokullardan başlayarak küçük yaşta eğitim verilmeli. Böylece toplumda engelli bireylere nasıl yaklaşılması gerektiği bilincini temelden oluşturulabiliriz.

“ALTIN YIL” ÖNEMLİ!

Erken teşhisin, çocukların gelişiminde etkileri oluyor mu?

A.R.O. Elbette. Bu tür vakalarda erken teşhis çok önemli. Hatta tedavide altın yıl dediğimiz yaş grubu 1 yaştır. Bu dönemde özellikle fiziksel engelli çocuklarda başlayan tedavi, çok hızlı ve etkili sonuç veriyor. Gümüş yılı olarak geçen 2’nci yaş grubu da yine tedaviye sağlıklı yanıt aldığımız bir dönem. Ancak yaş arttıkça tedavinin etkisi ve hızı düşmeye başlıyor. Bu yüzden ailelerin bu konuda çok hassas ve dikkatli olmaları gerekiyor. Çocuklarının gelişim sürecini sıkı takip etmeliler.

SEREBRAL PALSİ BEYİN HASARIYLA OLUŞUR

Biraz da tanılar üzerinde konuşalım. Serebral Palsi’den bahseder misiniz?

A.R.O. Kurumumuza gelen çocuklarımızın büyük bir kısmı Serebral Palsi teşhisi alanlar. Bu hastalık beyin hasarına bağlı oluşan bir engel. Hastalığın nedeni, genellikle annenin doğumdan önce geçirdiği rahatsızlık, doğum esnasında çocuğun oksijensiz kalması, akraba evliliği ya da gebelik döneminde alkol ve sigara tüketimi.

Serebral Palsi tanısı konulan bir çocuğun gelişiminde ailenin rolü ne?

A.R.O. Çocukların sadece burada aldıkları haftalık 2 seanslık eğitimler, gelişim sürecine çok büyük katkılar sağlamaz. Bu konuda aileler de üzerlerine düşeni yaparak, çocuklara gerek fizik tedavi gerekse zihinsel egzersizlerini sürdürmeleri gerekiyor. Bu yüzden de çocuklardan ev ödevi olarak, bu eğitimlerin devamını aileleriyle yapmalarını talep ediyoruz. Evde yapabilecekleri egzersizleri vererek ailenin eğitime katılmalarını sağlıyoruz. Ailenin eğitime katılmadığı durumda, gelişim süreci yavaş ilerliyor.

PANDEMİ SÜRECİYLE BİRLİKTE “ATİPİK OTİZM” ARTMAYA BAŞLADI

Otizm hakkında neler söyleyebilirsiniz? Aileler bu konuda nelere dikkat etmeli?

S.K. Çocuklar genel olarak sosyal olur. En içine kapanık karaktere sahip olan çocuk bile en azından ebeveynleriyle iletişim kurar. Bu noktadan yola çıkarak; iletişimde, konuşmakta, göz kontağında, akranlarıyla oyun oynamakta sıkıntı yaşıyorsa ya da dikkat çekecek şekilde içine kapanıklık ya da etkinlikleri tek başına yapma istediği varsa bu çocuklar muhakkak bir uzmana götürülmeli.

Özellikle pandemi süreciyle birlikte birçok çocuk, evlerde televizyona veya tablete bağımlı hale geldi. Bu yüzden de son zamanlarda bir tip uyaran eksikliği anlamına gelen “atipik otizmi” yayılmaya başladı. Ailelerin bu konuda en ufak bir şüphe etmesi durumunda, vakit kaybetmeden yine bir uzmana danışması çok önemli.  Böyle bir tanısı olan çocuklarda eğitime erken başlamak, onları dışarıya daha çabuk adapte ederek sosyal becerilerini geliştirebilmek için çok önemli.

AİLENİN BİLİNÇLİ OLMASI ÖNEMLİ

Otizmi tanısı konulduktan sonra aileler nasıl bir yol izlemeli?

S.K. Bu tanının ardından aile, dışarıdan uzman desteği almaya devam etmek zorunda. Her şeyden önce kabullenmek şart. Sonra çocuğun gelişimine katkıda bulunmak adına, ev ortamında ebeveynlerin çocuklarının seviyesine göre oyunlar oynayıp, onların eğitimlerine destek vermesi gerekiyor.

Otizmli bireylerin gelişiminde ailenin rolü ne?

S.K. Bu çocuklar aldıkları özel eğitim ve ailelerinin yardımıyla sosyal becerilerini geliştirebilirler. Otizm tanısı konulan çocukla birlikte ailenin de iyi bir eğitim ve psikolojik destekle kaygılarının azaltılması gerekiyor. Özellikle ailenin bilinçlenmesiyle ciddi yol alabiliyoruz. Bazı vakalarda çocuklarda düzelme gözlemlediğimiz bile oldu. O yüzden de hem erken teşhis hem de ailenin bilinçli yaklaşımı ile çok iyi yol kat edilebiliniyor.

OTİZM’LE İLGİLİ TOPLUMDA YANLIŞ BİR ALGI VAR

Toplumda otizmli bireylere karşı nasıl bir algı var?

S.K. Toplumda otizmle ilgili bilinen çok büyük bir yanlış var. Otizm tanısı konulan çocuğa saldırgan ya da agresif olarak bakılıyor. Ancak, otizm böyle bir şey değil. Otizm, sosyal becerilerdeki eksiklikten kaynaklı bir tanı türü.  Örneğin İngiltere’de 30 yaşında otizm teşhisi alan biri birey bulunuyor. Otizmli olup kitap yazan bireyler de var. İyi bir eğitimle bu tanıya sahip olan çocuklar, sosyal hayatlarına uyum sağlayabilecek düzeye ulaşabilirler. Aileler artık bu bilince erişti ama toplumun da bu bilinci ve farkındalığı yakalaması gerekiyor.

Nazire Hiçyakmazer

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.