Engeller, sevgi ile aşılır - Gündem Ajans - Medya Danışmanlık HizmetleriGündem Ajans – Medya Danışmanlık Hizmetleri

19 Ağustos 2022 - 17:07

Engeller, sevgi ile aşılır

Engeller, sevgi ile aşılır
Son Güncelleme :

21 Mart 2021 - 0:04

133 views

Hacettepe Sağlık Bilimleri Çocuk Sağlığı ve Gelişimi mezunu Sevinç Eraslan, ilgilendiği ilk vaka olan 5 yaşındaki Meryem ile tanıştıktan sonra engelli bireylerin, eğitimle yaşadığı mucizevi değişimi keşfettiğini belirtti. Engellilere yönelik Türkiye’de ilkleri gerçekleştiren Eraslan, engelliler ile ilgili yaptığı çalışmalarda bulduğu mücadele gücünü yine Meryem’e borçlu olduğunu belirtti.

Türkiye’nin ilk özel eğitim kurumu olan Sevinç Abla Eğitim Kurumları’nın sahibi Sevinç Eraslan, öğrencilik yıllarında yolları kesişen 5 yaşındaki engelli kız çocuğu Meryem sayesinde, kendini engelli bireylerin eğitimine nasıl adadığını Gündem Çukurova’ya anlattı.

Sizi engelli çocukların eğitimine teşvik eden durum ne oldu?

Öğrenciyken üniversitedeki bir hocam çocuk gelişimi bölümüne Türkiye’de olmayan özel eğitim dersini ekletti. Bu ders benim ilgimi çekti. O zamanlar toplumumuzda engelli bireyler gizlenir ya da dışlanırdı. Bu durum beni çok rahatsız eder hep üzülürdüm. Bu dersi de onlar için bir şeyler yapabilmek adına aldım. Öyle de oldu. Ders kapsamında bir vakayı incelemem istendi. Ben de komşumuzun 5 yaşındaki kızı Meryem’le ilgilenmek istedim. Meryem, spastik engeli olan biraz da agresif bir çocuktu. O küçük kızla ilk kez göz göze geldiğimde bir şey oldu. Sanki o gözlerde yardım çığlıkları vardı. Ona yardımcı olabilmek için çok mücadele verdim. Üniversitedeki hocamdan bu konuda yardım aldım. Bana vakada çalışmam için program çıkardı ve ben bir yıl boyunca Meryem ile çalıştım. Normalde haftada 3 gün gitmem gereken yere her gün gitmeye başladım. Çünkü o kızla vakit geçirmek onunla iletişim kurmak beni çok mutlu ediyordu. Ben ona sevgi ve sabırla yaklaştıkça, onunla aramızda özel bir bağ oluşmaya başladı ve ciddi bir yol kat ettik. Bir yılın sonunda Meryem’in zeka düzeyi normale yaklaştı.

“SEVGİNİN NELERE BAŞARABİLECEĞİNİ MERYEM’LE ÖĞRENDİM”

Meryem sizde derin bir etki bırakmış. Neler hissettiniz o başarı sonrasında?

Bu o kadar güzel ve gurur verici bir şeydi ki. O anki mutluluğumu tarif etmem mümkün değildi. Sevginin ve sabrın neleri başarabileceğini Meryem’den öğrendim. Üstelik Meryem, bu konuda bende öyle bir ufuk açtı ki, bugüne kadar engelliler ile ilgili yaptığım tüm mücadeleyi onunla yakaladığım başarıya borçluyum. Aldığım eğitimler elbette önemliydi ancak bu alanda bilgiden de önemli olan şey gerçek bir sevgi.

“ENGELLER KARŞISINDA PES ETMEDİM”

Özel eğitim okulu açma aşamasına nasıl gelindi?

Söylediğim gibi engelli çocukların eğitimini çok önemsiyorum. Çünkü eğitimdeki mucizeyi Meryem’le gördüm. Biz sevgiyle tüm engelleri aşabiliyoruz. Bu sevgiye bir de eğitim eklenince başarısızlık söz konusu bile değil. Ben de bundan yola çıkarak bir okul açmak istedim. Eşimin işi nedeniyle Adana’ya geldik. Hep hayalini kurduğum projeyi de bu şehirde hayata geçirdim. 1985 yılında Türkiye’nin ilk çocuk kulübü olan Golden Child’ı kurdum. Adana dahil tüm ülkede daha önce böyle bir kulüp yoktu. Ben yine de farklı olanı yapmaya çalıştım ve ilk aşamada 25 normal ve engelli çocuğa eğitim verdim. Orada amacım engelli ve engelsiz çocukları kaynaştırarak eğitim vermekti. Ancak ailelerden tepkiler aldım ve o kulübü devrederek engelli çocukların hayatını değiştirecek bir merkez açmak amacıyla yola çıktım. Daha önce ülkemizde engellilere yönelik hiçbir çalışma yapılmamıştı. Bu yüzden de bir mevzuat hatta bir yasa bile yoktu. Hatta o dönem engelliler yok sayılıyordu ama ben kararımı vermiş bu merkezi açıp Meryem gibi çocuklara dokunacaktım. İlk olarak Milli Eğitim Bakanlığı’na gittim. Karşıma “mevzuat yok diyerek” engel çıkardılar ama ben pes etmedim.

“ÇOCUKLARIN GELİŞİMİ AZMİMİ GÜÇLENDİRDİ”

O engelleri nasıl aştınız?

Benden projemi yönetmeliğe uygun hale getirmem istendi. O şekilde izin alabilecektim. Ben de işin tüm hukuki kısımlarını çözmek için çalışmalara başladım. 1987 yılında bu alandaki ilk mevzuatı yazdım. Prosedür kısımlarını aşıp mevzuatı tamamladıktan sonra ilk kurumumu kurs şeklinde açabildim. Böylece Türkiye’nin ilk özel eğitim kurumu Adana’da açılmış oldu. Tabi engelleri aşıp kurumu açmak yeterli değildi. Ben bu bilinci hiç tanımadığım ve çevremin olmadığı bu şehirde vermek zorundaydım. İlk 1 yıl ücretsiz eğitim verdim. Ailelere kendimi tanıttım; onlarda bilinç oluşturdum. Bu konuda eşimin o kadar çok desteği oldu ki, o olmasaydı bunu başaramazdım. Her şeyden önce eşim bana inanıyordu. İçimdeki o heyecanı görüp ortak oluyordu. Bu da bana daha büyük bir azim sağlıyordu. Çocukların bu gelişimini gördükçe daha çok azmettim. Çünkü bu duygu mesleğin ötesinde bir şey.

“TOPLUMUN BAKIŞINI DEĞİŞTİRMEK İÇİN PES ETMEDİM”

Engelliler ile ilgili başka ne gibi çalışmalarınız oldu?

1988 yılında yaptığım çalışmalar sonucunda memurların engeli çocukları için devletten ödenek çıkarttım. Böylece aileleri memur olan engelli çocuklar, bu kurumlarda devlet desteği ile eğitim görebilecekti. Türkiye’de sadece Adana’da olan bu kuruma talep arttı ve memurlar bu şehre tayin ister oldu. Çok çalıştım. Zaman zaman kendi çocuklarımı bile ihmal eder oldum. Sırf toplumun bakışını değiştirebilmek için durmadım, pes etmedim. Zorluklarla mücadele edersen yolunun açıldığına da hep şahit oldum. Sonra kurumumda eğitim gören çocukların, ilkokul eğitimini almaları için okul bulamalarını gördükçe daha fazla işler yapmam gerektiğini anladım. Ben de 1990 yılında engelli çocuklara yönelik bir ilkokul açtım. Sonra 8 yıllık eğitimin başlamasıyla önüme koyulan engellere rağmen ortaokul olarak da eğitim vermeye başladık.

“ALMANYA’DA ETKİLENDİM TÜRKİYE’DE MESLEK OKULU AÇTIM”

Engelliler için çok çalışmalar yapmışsınız. Peki, ülkemizde engellilerin yok sayıldığı o dönemde bu çalışmaları nasıl gerçekleştiriyordunuz?

Bu konuda yurtdışında incelemeler yaptım. Özellikle 2. Dünya Savaşı sonrası Almanya’da yaşanan sağlık sorunları nedeniyle engellilerin artması bu ülkeyi engelliler konusunda en iyi çalışmaları yapar hale getirmişti. Orada 25 merkezde incelemeler yaptım. Hatta Almanya’da yaptığım gezilerde öyle durumlarla karşılaştım ki çok duygulandığım anlar yaşadım. Bunlardan biri de bir fabrikanın engelli kontenjanında çalışan kişilerin işlerini en iyi şekilde yaparken ki mutlulukları oldu. Çünkü bizim ülkemizde engelli bireyler, bırakın istihdam edilmeyi eğitimden bile yoksun bırakılıyordu. Oysa Almanya’da üretime dahil ediliyordu. Bu beni çok etkiledi. O kadar etkilenmiş olacağım ki ben de bunu yapacağım diyerek 1998 yılında meslek okulunu açtım. Burada yetiştirdiğim öğrenciler terzilik, aşçılık, ağaç işleri ve tarım alanında 4 yıllık eğitimler almaya başladı. Hatta spor dallarında uluslararası dereceler kazanan öğrencilerimiz bile oldu. Böylece hayatın içine dahil olup kendilerine güvenmeye başladılar.

“5 YIL DURMADAN ÇALIŞTIM VE YASAYI HAZIRLADIM”

Engelliler ile ilgili yasaların da temelini attığınız konuşuluyor. Bunu nasıl başardınız?

Engellilerle ilgili o kadar çok araştırma ve çalışma yaptım ki artık ülkede bu konuda tek bilgi sahibi olan kişi haline geldim. Hatta yurtdışında bile yaptığım işler konuşulur oldu. Almanya’da bir engelli köyünün bulunduğu bölgede görüştüğüm bir vali, söylediklerimden o kadar etkilenmiş ki, kendi mevzuatlarında değişiklik yapılmasını talep etmiş. Bunun neticesinde benim kurumum kardeş okul olarak seçildi. Bu çalışmalarım duyuldukça bakanlık da benden bu konuda çalışma yapmamı talep etti ve ben de 2000 yılın bakanlık bünyesinde danışmanlık yaparak 2005 yılına kadar sürdürdüğüm çalışmalarla 5378 sayılı kanunu hazırlayıp engellilere yönelik en büyük çalışmamı yapmış oldum.

Nazire Hiçyakmazer

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.