Had mi, siz mi? - Gündem Ajans - Medya Danışmanlık HizmetleriGündem Ajans – Medya Danışmanlık Hizmetleri

18 Ağustos 2022 - 19:45

Had mi, siz mi?

Hadsiz insanların yoğunluğunda olan bir coğrafyada yaşamak ne kadar da zor

Had mi, siz mi?
Son Güncelleme :

04 Temmuz 2021 - 23:27

50 views

Hadsiz insanların yoğunluğunda olan bir coğrafyada yaşamak ne kadar da zor… Daha geçtiğimiz günlerde bir kadın, giydiği şorttan dolayı kendini bilmez bir adamın saldırısına uğradı. Geçmiş tarihlerde örneklerine sıklıkla rastladığımız bu vakalar, toplumumuzun saygı kültürünü gözler önüne seriyor. Hatta öyle ki; 2019 yılında bir avukat, katıldığı bir duruşmada etek boyu üzerinden hakarete maruz kaldı. Üstelik bu hakareti gerçekleştiren bir hakimdi. Aynen, görevi adaleti sağlamak olan bir hakim, mahkeme salonuna “standart ölçülerden(!)” kısa bir etekle geldiği için bir avukata hakaret edebilecek kadar haddini aşabildi. Neyse ki cezasız da kalmadı(!)

***

Gerçekten merak ediyorum; bu cehaletten ne zaman arınıp da kendi hayatlarımıza bakmaya başlayacağız.  Yazımın girişinde bahsettiğim olayın görüntülerinde, kadın arkadaşımız çok güzel özetlemiş konuyu “Sana ne lan gavat!”

Gerçekten de sana ne; eteğimizin boyundan, şortumuzun ölçüsünden!

Kimsenin giyim tarzı, kimseyi ahlaksız yapmaz. Ama siz hadsizlerin sınırınızı aşıp; üstelik bizim bedenlerimiz üzerinden, giydiğimiz kıyafetler üzerinden tahrik olan bakışlarınızla bize saldırmanız sizin ahlaksız olduğunuzun en önemli göstergesidir. Artık yeter; işiniz bakın!

Biz kadınlar, sizin sahip olamadığınız nefsinizin ve çirkinleşmiş zihinlerinizin metaları değiliz!

***

Ve ne yazık; bu hadsizlik kavramı her alanda yayıldıkça yayılıyor. Bunun özel bir eğitimi falan mı olsa acaba? Yani sadece giyim üzerinden değil; her türlü kişilik hakları üzerinden gerçekleştirilen bir olgu bu. Yaşam biçimlerinden ilişkilere; beslenme şekillerinden meslek tercihlerine; düşüncelerden duygulara; hatta cinsel yönelimlere kadar her yere uzanıyor. Bu saygı noksanlığı, insanlığın kısır döngüsü içinde yalpalanıp duruyor. Zihinlere hapsedilmiş çirkinlikler yüzünden kimsenin kimseyi sevmeyi beceremediği, hatta kendimize bile saygımızın kalmadığı bir toplum haline dönüştük.

Ey insanlık çek burnunu başkalarının hayatından! Bak hayatın güzelliklerini kaçırıyorsun! Sahi sana ne kim kiminle, nerede ne yapmış ya da kim ne giymiş, kim ne düşünmüş…

Bak çocuklar ölüyor! Bak kadınlar katlediliyor! Bak doğa talan ediliyor! Bak bilim ilerliyor ama sen hala yerinde sayıyorsun. Silkelen de kendin için bir şey yap artık! Aksi halde akraba çocuğu, komşu kızı, arkadaşın evladı diye diye kendi yarınlarına koskoca bir hiçi yerleştirip duracaksın. Sonra da yetiştirdiğin evlatlar, ya sokak ortasında şort giydiği için bir kadına saldıracak ya da kocasından yediği şiddeti bağrına basıp “kader” deyip geçecek.  

***

Son kez tekrar ediyorum arkadaşlar; eş, dost, akraba, komşu size ne! İster mini etek giyer dolaşırım, ister başımı örterim; istediğim kişiyle görüşüp, istediğime kapımı kaparım; istediğim mesleği yapar, istemediğim yemeği yemem! Sahi size ne?

***

Eleanor Roosevelt ne güzel söylemiş; “Küçük beyinler insanları; ortalama beyinler olayları; büyük beyinler ise fikirleri tartışır.”

Özetle; içinde sevginin olduğu her şey bizdendir, gerisi için savaşımız devam edecek. Şunu o karanlık yüreklerinize bir kez daha sokun; biz kadınlar, istediğimizi giyer; istediğimiz saatte istediğimiz yere gideriz. İstediğimizle konuşup, istediğimiz şekilde gülebiliriz. Hatta üzüleceksiniz ama biz istediğimiz kadar dans edebiliriz! Ve sizler o çenelerinizi ve uçkurunuzu da alıp; kendi boş hayatlarınıza bakacaksınız. Aksi halde biz savaşmaya siz de yenilmeye devam edeceksiniz!

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.