Hem umut hem hayal kırıklığı… - Gündem Ajans - Medya Danışmanlık HizmetleriGündem Ajans – Medya Danışmanlık Hizmetleri

19 Ağustos 2022 - 16:54

Hem umut hem hayal kırıklığı…

Hem umut hem hayal kırıklığı…
Son Güncelleme :

06 Haziran 2021 - 18:22

81 views

Glavij Ayoubi’nin İran’da başlayan hayat mücadelesinin bu haftaki serisinde Türkiye ve Adana var. Yabancısı olduğu bir ülkeye sığınan genç kadının burada yaşadığı şiddet olayına kadarki sürecini yine onun ağzından aktarıyoruz.

Artık İran sınırını geçtiniz. Sınırı geçtikten sonra neler oldu?

Kurtulmuştum. Kızımla birlikte artık kaçak değil başka bir ülkede sığınmacıydım. Tabii içimdeki korku ve endişe yerini ne yapabileceğime dair korkulara bıraktı. Van’a gittiğimde ilk işim neler olduğuna dair bilgi edinmek için sosyal medyamı açmak oldu. Sosyal medya hesabımdan, özellikle Adana’dan “Mücadeleni biliyoruz, arkandayız, buraya gel” gibi mesajlar aldım. Van’dan Adana’ya geldim. Buradan da Ankara’ya Birleşmiş Milletler bürosuna giderek oturma izni işlemlerim için başvuruda bulundum. İşlemlerimin ardından Adana’ya yerleştim ve hemen ardından yabancı şubeye gidip sertifikalarımı teslim ettim. Burada yapabileceğim işler üzerine araştırmalara başlandı.

Burada çalışmaya nasıl başladınız?

Mesleğim gereği bildiğim uygulamalar sayesinde Çukurova Üniversitesi’ndeki mülteci öğrencilere mimari programlarla ilgili dersler vermeye başladım. Bu iş sayesinde geçimimi rahatlıkla sağlıyordum. Orada görev sürem sona erdikten sonra, beni bir araştırma şirketine yönlendirdiler. Orada hem anketörlük, hem tercümanlık yapmaya başladım.

“İLK DEFA ÖZGÜR İRADEMLE BİR İLİŞKİ YAŞIYORDUM”

Biraz da günümüze gelelim. Sizi sosyal medyanın gündemine taşıyan o şiddeti yapan şahısla yolunuz nasıl kesişti?

Onunla gittiğim güzellik merkezinde tanıştım. Güzellik merkezinin müdürüydü. Dosyamda sorun olduğu bahanesiyle beni odasına çağırdı ve sohbet etmeye başladık. Sohbet ettikçe benimle aynı görüşten olduğunu ve benim gibi edebiyata ilgisi olduğunu görmeye başladım ve çok etkilendim. Zamanla daha sık görüşmeye başladık. Niyetinin ciddi olduğunu, evlenmek istediğini söyledi. İran’da böyle bir şey yaşamamız mümkün değildi. Çünkü orada evlenmeden önce bir erkekle görüşmek yasaktı. Ve bir kadın, evleneceği bir adamı seçemezdi. İlk defa böyle bir özgürlük yaşıyordum ve anlayacağınız her şey rüya gibi ilerliyordu.  Onu da kendimi de iyileştirmeyi başardığıma inanmıştım. Bir gün evlenmeye karar verdik. O süreçte de her şey gayet güzel gidiyordu. Sevgisiyle, kültürüyle sürekli beni etkiliyordu. İlk defa özgür irademle bir ilişki yaşıyordum.

“ÖZGÜVENİMİ KAYBETTİM”

Gönlümü kazanmak için rol yaptığını çok sonra anladım. Ve ben artık ona aşıktım. Kendine güvenen bir kadının, aşkı için kendinden de vazgeçebileceğinin en somut örneğiyim. İlişkimiz ilerledikçe önce beni sosyal çevremden uzaklaştırdı. Sonrasında hem fiziksel hem de duygusal olarak beni aşağılamaya başladı. Üzerimde uyguladığı psikolojik oyunlar başarılı olmuştu. Artık kendi zekama güvenmiyor, kendi bedenimden hatta aynadaki yansımamdan utanıyordum!

“KOMŞUMUN EVİNDE SALDIRDI”

O gece neler yaşandı?

O akşam komşumuzun evindeydik. Oraya geldi. Önce eve girerek küfürler edip bana saldırdı. Komşumuz hamileydi ona bir şey olmasından korktuğum için dışarı çıkıp orada konuşmak istedim. Dışarıda bana şiddet uyguladı, o anda öleceğimi düşündüm. O kadar korktum ki hareketsiz kalırsam kurtulabilirim diye düşündüm ve hiç kıpırdamadan şiddetin bitmesini bekledim. Sosyal medyaya yansıyan görüntüler şiddetin sadece küçük bir kısmı. İfadesinde ona saldırdığımı, gömleğini parçaladığımı falan söylemiş. Oysa görüntülerde de olduğu gibi ona saldırmadım. O polislerin geldiğini görünce kendi üzerini parçalayıp “Çocuğumu göstermiyor” diyerek, feryat etmeye başladı. Oysa oraya geldiği andan itibaren çocuğumuzla ilgili tek bir talepte bulunmamıştı. Zaten kendini parçaladığı olaya da bir polis tanık oldu ve mahkemede şahitlikyapmak istedi.

Daha önce de şiddetine maruz kaldınız mı?

Evet, sürekli şiddete uğradım. 5 yıllık evliliğimiz boyunca sayısız kez aldatıldım. Birlikte olduğu kadınların yanında da beni aşağılar ve döverdi.

Şiddet olayları nasıl başladı?

Aslında daha ilk başlardan itibaren kendini göstermeye başlamış ama ben anlamadım onu. Hep sevgimin arkasına sığınıyordum. Yaşadığımız bu süreçte İran’dan gelirken yanımda getirdiğim parayı da ona harcıyordum. Güzellik merkezinin artık kazandırmadığını söyleyerek restoran açmak istedi. O restoran için de para harcadım. Benim için şirket kuracağını söyledi ve bir şirket kurduk. Bu şirket adıyla da benden sürekli para almaya devam etti. Böyle böyle bendeki para tükenmeye başladı.  Bendeki paralar azaldıkça şiddet artmaya başladı. Bu arada bana boşanma davası açmış ben bunu da görüntülerdeki şiddetin ardından başlayan dava süreciyle birlikte öğrendim.

“ÖNCEKİ ŞİKAYETİMDE GÜVENİM SARSILDI”

Hiç şikayetçi olmadınız mı?

Oldum tabii ki. Ancak polis benim yanımda olmadı. Özellikle yabancı olduğum için beni yargıladı, aşağıladı. Ben de güvenimi hepten kaybettim. ‘Sistem de korumuyor beni’ diyerek susmaya devam ettim. Eğer bu görüntüler olmasaydı yine ‘ben haksız olacağım korkusuyla’ belki de şikayetçi bile olmayacaktım. Çünkü buradaki polislerin beni tutuklamasından, sınır dışı edilip İran hükümetine teslim edilmekten korkuyordum.

“CEZAEVİNDEN MEKTUP GÖNDERDİ!”

Bu olaydan sonra neler oldu?

Bu olaydan sonra onun o kadar çok dosyası çıktı ki resmen suç makinesiymiş. Bana uyguladığı şiddet olayından hemen önce de kız kardeşine şiddet uygulamış. Mahkemede bana vurmadığını söyledi, Türk halkından özür diledi, ağladı. Hatta cezaevinden bana çok pişman olduğunu, beni çok sevdiğini anlatan bir mektup gönderdi.

“TÜRKİYE BİR YAKUT; ONU TAŞA ÇEVİRMEYİN!”

Görüntülerin sosyal medyaya yansımasıyla herkes ayaklandı ve size destekler yağmaya başladı. Bu süreçten sonra yasal bir sürece geçildi. Sonrasında neler yaşandı?

O gece,  444 8 285 no’lu Yaşam Hak destek hattını arayıp, destek istedik. Yardım çağrımıza Av. Oya Tekin ve ekibi geldi ve sabaha kadar bizimle kalıp, destek oldular. Bu süreçte de o kadar çok kişi yanımda oldu ki herkese en çok da Oya Tekin’e verdiği destekten dolayı çok teşekkür ediyorum. Bence en büyük din sevgidir. Gelin birbirinizi sevin. Ben burada sevgiyi ve desteği gördüm. Keşke bu sevgi daha büyük olsaydı ve yasalara da yansısaydı.

Türkiye’deki kadınlara söylemek istediğiniz bir şey var mı?

İran’da kadın olmak suçtur ve kadının erkeğin karşısında hiçbir hükmü yoktur. Size bir örnek vereyim orada bir erkek kendi çocuğunu öldürebilir çünkü o çocuk, o adamın malıdır. Düşünün oradaki yasaları. Türkiye’deki kadınlar İslam cumhuriyetinden korkmalı, çünkü buradaki kadınların hakları var. Türkiye şu anda Ortadoğu’nun yakutu ancak İstanbul Sözleşmesi’ne, Anayasa’nıza sahip çıkmazsanız ve şeriatın gelmesini isterseniz bu yakut taşa dönüşür. Umarım Türkiye öyle bir ülke olmaz. Ben daha öncesinden İstanbul Sözleşmesi’ni okumamıştım. Bu olaydan sonra bildiğim her dilde okudum ve oradaki maddelerin insanı, kadını ne kadar koruduğunu gördüm.

Glavij Ayoubi’nin İran’dan başlayıp sosyal medyaya düşen şiddet görüntülerine kadar olan sürecini onun ağzından dinledik. Yazımızın önümüzdeki hafta çıkacak son serisinde de dava ile ilgili detayları, uygulamadaki aksaklıkları ve yapılması gerekenleri Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana İl Kadın Kolları Başkanı Avukat Oya Tekin’in ağzından dinleyeceğiz…

Devamı Haftaya…                                                    

Nazire Hİçyakmazer

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.