JAKARANDA FESTİVALİ ÜZERİNE - Gündem Ajans - Medya Danışmanlık HizmetleriGündem Ajans – Medya Danışmanlık Hizmetleri

11 Ağustos 2022 - 23:36

JAKARANDA FESTİVALİ ÜZERİNE

JAKARANDA FESTİVALİ ÜZERİNE
Son Güncelleme :

06 Haziran 2022 - 18:56

90 views

Yazıma böyle bir festivali düşünenleri kutlayarak başlamak isterim.

Sanatın bir kentin yaşamının içine girmesini sağlayacak her davranışın kenti bir adım daha öte götüreceğine inanarak yazıyorum bunları.

Bu cümlenin arkasından hemen başka bir soru geliveriyor akla, bir sanat etkinliği kent yaşamının içine nasıl girer?

Bu soruyu soranların asıl dayanağı da kaç kişi izledi bunları? Bu etkinlikler yapılacağına bir Zülfü Livaneli getirilse veya Melek Mosso, kentli daha çok ilgilenmez miydi?

İlgilenebilirdi ama sanat kentin yaşamının içine bu kadar giremez, geleceğin oluşmasına bu kadar katkı sağlayamazdı.

Çünkü sanatın bir kentin gelişmesine sağladığı asıl katkı, (sanıldığının tam tersine kentlileri eğlendirmek değil) gelecekte çeşitli katmanlarda kenti yönetecek, sanatın düşünme kıvraklığına ulaşmış insanların yetişmesini, çoğalmasını sağlamaktır.

Dolayısıyla bir kentin sanat kenti olması demek o kente dışarıdan gelecek sanatçılarla etkinlikler yapmaktan çok, kentlinin kendisini sanat üretiminin düşünme alanı içinde hissetmesi demektir. İsteyen herkesin bu düşünme alanını hissedebileceği hobi okullarına, sanat atölyelerine katılabilme, burada ürettiklerini sergileyebilme şansına sahip olmasını sağlayan kent, geleceğin kenti olmaya adaydır.

Bu atölyelerden ille de ulusal ve uluslararası düzeyde bilinen eserlerin, sanatçıların çıkması gerekmez. Öğrencilerine daha rasyonel ders anlatan öğretmen, hastalarını daha bütünlüklü düşünen hekim, yaptığı işle estetiği birleştirebilen mimarların çıkmasıdır asıl olan. Bir ilçeyi sadece evlerin toplandığı bir yer olmaktan çıkarıp, kent yapacak kişiler de bunlardır.

İşte sanat kentin yaşamının içine böyle girer.

Daha etkili ders anlatan öğretmen, binaların çehresini değiştiren kıvraklıkta mimar, çevre koruma bilincinde bir gençlik, birbirinin haklarına saygılı bir halk.

Halbuki tüm değerine rağmen, Zülfü Livaneli’nin bir gecelik konseri sadece kentliyi bir gece eğlendirir. O kadar!

Bu nedenlerle kentin değişik yerlerinde, kentte sanatla ilgili olanlara ürettiklerini sergileme şansını veren böyle bir festivalin önünde, kentte sanat üreten biri olarak, saygıyla eğilirim.

Umarım gelecek yıllarda da aynı şekilde devam eder.

***

Ancak…

Festival yapıp üretenlerin kendisini ifade etmesini sağlamak önemli olmakla birlikte, sanatın kentin yaşamı içerisine girmesi için bu sadece küçük bir adımdır.

Kentin en önemli ilçelerinden birinin belediyesi olarak atılması gereken asıl büyük adım, sanat aracılığıyla düşünme alanının geliştirildiği sanat atölyeleri açıp, yaygınlaştırmak ve devamlılığını sağlamaktır.

Sinema, müzik, resim, fotoğraf, edebiyat çalışan atölyeler, okullar.

Ve karikatür okulu.

Karikatür okulunu bizde, yani ben ve sayın Soner Çetin başkan arasında özel bir yeri olduğu için ayrı yazdım.

Sayın başkan zannederim hatırlayacaktır. Başkan seçilmeden önce seçildiğinde yapacağı işleri anlattığı bir kitap yayınlamıştı. Ben iyi hatırlıyorum, çünkü o kitabın yazılımında katkı sunanlar arasındaydım.

O kitabın kültür ve sanat ile ilgili bölümünde, bu tip atölyelerin kentte yaygınlaşmasının belediyenin görevi olduğu yazıyordu. Ve halka (özellikle de gençlere) yönelik sanat okulları açmayı hedefliyordu. Önemli sanat ve bilim insanlarının da halka mal edilmesi için çaba sarf edilecekti.

Yani bir taraftan okullar açılacak, öbür taraftan Turhan Selçuk, Halet Çambel, Yaşar Kemal, Orhan Kemal gibi Adana’yı dünyaya taşımış değerlerin gençler tarafından anlaşılması, gençlerin onların düşünme alanından yararlanarak yaratıcılıklarının geliştirilmesi sağlanacaktı. Ve bunlar kentteki sanat kuruluşlarıyla iş birliği içinde yapılacaktı. Böylece 5-10 sene içinde sanatın zeka kıvraklığıyla yetişmiş bir Çukurova gençliği oluşturulacaktı.

İşte bahsettiğim büyük adım budur.

Bu büyük adımın ilk çalışmaları Soner başkanın seçildiği günlerde yapılmıştı. Sonra nedendir bilinmez aksadı. Başlatılan okullar kapandı, yenileri açılmadı.

***

Yeniden bugüne dönersek; Kentte sanat üretenlerin kendini ifade etmesini sağlayan Jakaranda Festivali önemli bir adımdır.

Ama asıl büyük adım, festivalde göründüğünde kitleleri daha çok etkileyecek sanat ve bilim insanlarını yetiştirecek ortama, Adana sanat ortamına belediyenin yapacağı katkı olacaktır. Sanat okullarına dönüş bunun en önemli adımıdır.

Sanat kenti olma konusunda kaybedilen yıllar yeniden kazanıldığında Çukurova bir semt olmaktan çıkıp bir kent haline gelecek, Adana ile beraber ÇUKUROVA diye bir kentten bahsedilecek.

Soner Çetin’in böyle bir iradesi olduğuna inanmaktayım.

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.