Kadın başarır… Kadın hakları ve pozitif ayırımcılık üzerine... - Gündem Ajans - Medya Danışmanlık HizmetleriGündem Ajans – Medya Danışmanlık Hizmetleri

18 Ağustos 2022 - 19:06

Kadın başarır… Kadın hakları ve pozitif ayırımcılık üzerine…

Bu yazımda belirteceğim görüşlerimi bilerek 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü’ne denk gelen sayımızda yazmadım. Çünkü kadın hakları üzerine söylenecek şeylerin sadece bir güne sığdırılmasını yanlış

Kadın başarır… Kadın hakları ve pozitif ayırımcılık üzerine…
Son Güncelleme :

14 Mart 2021 - 15:56

50 views

Bu yazımda belirteceğim görüşlerimi bilerek 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü’ne denk gelen sayımızda yazmadım. Çünkü kadın hakları üzerine söylenecek şeylerin sadece bir güne sığdırılmasını yanlış, hatta insanları günü kutladım görevimi yaptım inancı içine soktuğu için tehlikeli buluyorum.

Bence kadın hakları veya kadın- erkek eşitliği gibi konular her ortamda, her zaman tartışılmalı ki, bu konuda çektiğimiz toplumsal sıkıntıları azaltabilelim. Üstelik bu tartışma sadece kadına şiddet üzerinden yapılmamalı, her alandaki kadın- erkek ilişkisinin ortaya konması ve tüm insanların hakları üzerinden tartışılmalı.

Şüphesiz şiddet kadının en önemli sorunudur ama kadının sorunu sadece şiddet olmadığı gibi, şiddet yalnızca kadının değil dünyanın içinde bulunduğumuz zamanda tüm insanlığın sorunudur.

***

Bu bakış açısıyla ben görüşlerimi iki temel noktada toplayabilirim;

Birincisinde dayandığım felsefik ögeler bulunuyor.

Kadın hakları diye tartıştığımız konunun içinde, aynı zamanda insan hakları da olmalı… Ve insan haklarını savunmak diye tarif edilen zeminde kadın ile erkek eşit olarak tartışılmalı… Bunlardan birinin diğerine üstünlüğü veya ayrıcalığı olduğunu düşünmek bence eşitliği bozar. Hepimiz insanız… Kadını ikincil gören her görüş nasıl ilerlemenin önünde engelse, kadını üstün gören görüşler de kadın sorununun çözümünü sağlayamaz.

Aslına bakarsanız; kadına pozitif ayrımcılık isteme, kadının eşit değil, kadının aşağıda olduğu öngörüsünden hareket eden bozuk bir düşüncedir. Aşağıda görüyorsun ki; yukarı çıksın diye, ona torpil istiyorsun!

Pozitif ayrımcılık adına herhangi bir cinse torpil geçmek, liyakati bozabileceğinden pozitif ayrım görmüş tarafı başarısızlığa taşır. Hak etmeden gelinen nokta yeteneklerimizle desteklenmiyorsa eğer başarısızlığı getirecektir. Dolayısıyla kadına pozitif ayrımcılık yapmak, onun başarısızlığına neden olabilir.

Halbuki kadının hak ettiği eşitliği; emek vererek, kendini geliştirerek, mücadele ederek kazanması onu liyakat hiyerarşisinde üst sıraya taşıyacağı için başarıyı getirir, daha önemlisi başarı sürer gider. Emek verdikten sonra başarı için kadının, kadın olmaktan kaynaklanan bir eksikliği asla yoktur.

Emekçi Kadınlar Günü bu yüzden emek vererek kazanma günü olarak algılanmalıdır. Çevremizdeki başarılı kadınları gözlemlediğimizde oraya sadece emekle geldiklerini görürüz. Torpille değil…

***

Bu konudaki görüşlerimi oluşturan ikinci temel nokta, biyolojik ve tıbbi gerçeklerle beslenmekte…

Sosyolojik anlamda kadın- erkek eşitliği tartışmasız savunulan bir olgu olsa da her iki cinsin biyolojik olarak birbirine benzemeyen yönlerinin olduğunu da görmeliyiz. Ama bu benzememezlik bir eşitsizlik yaratmaktan öte, tarafların birbirini tamamlayan özelliklerini ifade eder.

Her iki cinste aynı hormonlar ve aynı organlar bulunmakla beraber, birisinde bazı hormonlar ve organlar diğerine göre daha gelişmiş, diğerinde daha az gelişmiştir. Birinde az olan diğerinde çoktur, yani birinin eksiğini diğeri tamamlar.  Bu yüzden yaşam dediğimiz şey sadece tek bir cinsten oluşamaz, kadın ve erkek bir araya gelmiş birleşik bir varlıktır bence… Yin-yang gibi birbirini tamamlayan iki parça…

Örneğin her ikisinde de aynı cinsel organlar olmakla beraber, kadında bazıları körelirken, bunlar erkekte gelişmiş; erkekte bazıları körelirken kadında işlev kazanmıştır.

Ve bu tıbbi gerçek inkâr edilemez, doğal bir iş bölümü oluşturur. Kadın- erkek eşitliğini savunurken bu doğal iş bölümünün yaratacağı farklılıkları görmemezlikten gelerek görüş üretmek hem kadını hem de erkeği çıkmaza sürükleyebilir.

Doğa kadına doğurma görevi vermiştir, erkek veya kadın istese de bu doğal iş bölümünden kaçamaz. Erkek istese de doğuramaz. Bu görevi kadın yapacak ve doğumdan sonra da erkeğe nazaran çocuğa bakma konusunda ister istemez daha aktif olacaktır. Çünkü süt üreten mekanizma ondadır.

Biyolojik anlamda bir eşitlikten bahsedeceksek eğer, bu kadına da cinsel özgürlük hakkının tanınmasıyla olur. Erkeğe tanınan kadar kadına da özgürlük…

Bu yüzden kadın kendi erdemlerinin sınırını sadece kendi belirlemeli, hormonlarının (yani doğasının) kendisini yönelttiği yere gitmek istediği kadar gidebilmelidir. Erkeklerle eşitliği, erkekler gibi yaşamaktan öte, kadınlığını kadın gibi doyasıya ve özgürce yaşamasında bulmalıdır.

Bu özgürlük asgari ölçülerde erkeklere verilmiştir zaten. Eğer mesele kadın haklarını sağlanması ise; aynı hakların kadına da verilmiş olması gerekir.

***

Kısaca söylediklerim şudur; Farklılıkları hissedip, farklı yanları özgürleştirilerek savunulan bir eşitlik, erkek- kadın diyalektiğini sağlayarak toplumu ileri taşıyacaktır.

Meseleyi sadece şiddet gören kadın seviyesinde ele almak, üstelik bunun çözümünü bu kadınların isminin parklara, ormanlara verilmesinde aramak, çözüm üretmeyecektir.

Kadına negatif ayrıma karşı çıkarken, çözümü onun yaratıcılığını öne çıkarmadan pozitif ayrımcılıkta görmek de kadının haklarını almasının önünde bir engeldir.

Kadın başarır… Hiçbir ayrıma gerek olmadan yapar bunu…

İsterseniz etrafınıza bakınız, bu kadınları göreceksiniz.

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.