Kadın mücadelesi çığ gibi büyüyor! - Gündem Ajans - Medya Danışmanlık HizmetleriGündem Ajans – Medya Danışmanlık Hizmetleri

11 Ağustos 2022 - 23:11

Kadın mücadelesi çığ gibi büyüyor!

Kadın mücadelesi çığ gibi büyüyor!
Son Güncelleme :

13 Şubat 2022 - 18:35

Kadın cinayetlerinin, aile içi şiddetin can yakıcı boyutlara ulaştığı Türkiye’de, kadın hakları savunucularının mücadelesi de her alanda artmaya devam ediyor. Toplumsal cinsiyet eşitliğini ısrarla savunan ve bu alanda farkındalık çalışmaları yürüten önemli sivil toplum örgütlerinden birisi de Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği (TÜKD). Derneğin Adana Şube Başkanı Avukat Berfu Salıcı Yakıt toplumdaki negatif ayrımcılığa rağmen üniversite eğitimi almış kadınların, eşitlik ve hak mücadelesinde etkin olması gerektiğine inandıklarını söyledi. 

CUMHURİYET IŞIĞINDA…

TÜKD’ün kuruluş amacından ve Adana şubesi olarak faaliyetlerinizden bahseder misiniz?

Derneğimiz kız çocuklarının eğitime erişebilirliğini sağlamak, kadınlara mesleki ve ekonomik yaşam özgürlüğü kazandırmak, sosyal ve siyasi karar mekanizmalarında katılımlarının artmasıyla söz sahibi kılınmalarını sağlamak amacıyla kurulmuştur. Bu amaçlar doğrultusunda, toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda farkındalık, bilgi-bilinçlendirme, yaygınlaştırma yoluyla tesis edilmesi için ulusal ve uluslararası işbirlikleri içinde çalışmalar yapmaktayız. Tüm kadınların yurt içi ve yurt dışında Atatürk ilke ve devrimleri ile Cumhuriyet ışığında temsil edilmesi kurumsal hedeflerimiz arasındadır. Adana Şubesi olarak, genel merkezimizin proje ve çalışmalarına katkı koymak, komisyon çalışmalarıyla gündem oluşturmak yanında; üniversiteli kız çocuklarına burs vermekte, kadın ağırlıklı sosyal, kültürel ve eğitsel alanlarda faaliyetler yapmaktayız. Üye yapımızın üniversite lisans mezunu kadınlardan oluşması nedeniyle, kadınlar için bu kadar negatif ayrımcılığın olmasına rağmen eğitimden faydalanmış, taçlanmış kadınların vefa borçlarını ülkelerine ve hemcinslerine ödemesi gerektiğine inanan bir derneğiz. Elbette bu güçlü yapı aynı zamanda gerektiğinde ekonomik ve siyasal alanlar ile hukuk ve sağlık konularında da çalışmalar yapıyor.

KADININ 73 YILLIK HAK ARAYIŞI 

Türkiye’yi kadın hakları açısından değerlendirir misiniz?

Türkiye’de kadınlar Mustafa Kemal Atatürk’ün devrimleriyle diğer toplumların kadınlarına göre çok daha erken birçok hakka kağıt üzerinde ve siyasal anlamda sahip oldular.  Ancak biz bugün saha çalışmalarımızda hala kadının yurttaşlık bilinci ve hak bilinci konularında çalışmalar yapmak zorundayız. 1980’li yıllardan sonra kadın hareketi Türkiye’de de özellikle sivil toplum örgütlenmeleri konusunda ciddi bir ilerleme kaydetti. TÜKD, bu mücadeleyi 73 yıldır veriyor. 1949 yılında, alanında önder ve mesleklerinin ilk kadın temsilcileri olan Süreyya Ağaoğlu, Sara Akdik, Remziye Hisar, Nebahat Karaorman, Beraat Zeki Üngör ve Pakize Tarzı gibi güçlü kadınların kurduğu bir dernek TÜKD. O yıllarda bize sunulan bu tablonun 2022 yılında daha da güçlenmesi gerekirken, biz hala kadınlar ve kadınların toplumdaki yeri, en temel hakkı olan eğitimi, kadının insan hakları için mücadele vermek zorundaysak sonuca ulaşmış değiliz. Bu mücadele devam edecek. Toplumun yarısını oluşturan kadınlar eşit olmadığı sürece de bitmeyecek.

“TOPLUM ZİHNİNDE DE EŞİT OLUNMALI”

Kadın toplum içerisinde nasıl konumlandırılmış durumda?

Kadın toplum içerisinde kendisine biçilen elbiseyi giymek durumunda kalıyor. Anne, kız kardeş, eş konumunda, insanların gözünde teamüllerin, ataerkil toplumun yansımaları ile yaşamaya devam ediyor. Bu zinciri eğitimiyle ya da kendi imkanlarıyla kırabilenler ise iş hayatında kadın olmaları nedeniyle eşit iş imkanları, eşit maaşlar, eşit davranışlarla karşılaşmıyorlar. Yüzde ellisini kadınların oluşturduğu bir toplumda gerçek sosyal barışın ve gerçek adaletin sağlanması için kadınların da sadece kağıt üzerinde değil, toplum zihninde de erkeklerle eşit olabilmesi, olması gerekendir. Bazen bir hakkı savunurken bile dilimizle başka bir şey söyleyebiliyoruz. Örneğin, ‘kadınlar başımızın tacı, kadınlarımız çiçektir’ gibi söylemlerle her ne kadar erkekler kadınlara bir değer atfettiklerini düşünseler de aslında bilinçaltında cümlelerin içeriğinde kadın yine ‘kadınlarımız’ denilerek sahiplenilmesi gereken, ‘taç’ denilerek bir meta gibi görülen, ‘çiçek’ denilerek narince korunması gereken bir varlık gibi sunuluyor. Düşüncelerin kelimelere dökülmesi doğru olmayınca, toplumdaki etkisi de olumsuz oluyor. Bunu günlük hayatımızda ne kadar sık yaşadığımızı düşününce toplumun yeterince bilinçli olmadığını söyleyebiliriz.

Çağdaş yaşamın gereklerinden birisi olan toplumsal cinsiyet eşitliği için neler yapılmalı?

Çağdaş yaşam ve toplumsal cinsiyet eşitliği ancak merkezi politikalarla sağlanabilir. Toplum kültürü aslında temelde buna hazır. Yasalar ve tutumlarla bu temel sağlamlaştırılmalı. Kız çocuklarının ve kadınların çağdaş koşullar altında eğitimi, sosyal hayatta ve iş hayatında daha aktif ve görünür/etkili olmaları için destekler verilmeli. Kadınların yönetim ve karar mekanizmalarında eşitliğinin sağlandığı gün, belki bu hedefe ulaşılabildiğini söylemek mümkün olacaktır.

KADINLAR EĞİTİMDEN MAHRUM KALIYOR

Kadınların yükseköğrenim oranı ile ilgili bir çalışma var mı; ne düzeyde?

2019 yılı TÜİK verilerine göre 6 yaş ve üzeri nüfus içindeki yüksekokul veya fakülte mezunu yüzde 13.9 iken erkekler kadınlardan 653 bin kişi fazladır. Bu yılın verilerine göre ise, okuma yazma bilmeyen kadınlar 2 milyonu aşmış durumdayken, sadece 300 bin civarında erkek okuma yazma bilmemektedir. Ülkedeki üniversiteli genç sayısı az olduğu gibi çok fazla bu eğitim düzeyinde cinsiyet eşitsizliği yaşanmıyor olabilir ancak ülkede kadınların ciddi anlamda eğitimden mahrum kaldıkları diğer eğitim düzeyindeki verilerden de anlaşılmaktadır. Ve ne yazık ki, bahsettiğimiz bu veriler de çok sağlıklı olmayabilir. Çünkü Türkiye’de kurumsal veri takibi de çok geçerli bir şekilde yapılmamakta.

Mine Yormaz

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.