Kadınlar için yazıyor! - Gündem Ajans - Medya Danışmanlık HizmetleriGündem Ajans – Medya Danışmanlık Hizmetleri

14 Ağustos 2022 - 06:20

Kadınlar için yazıyor!

Kadınlar için yazıyor!
Son Güncelleme :

13 Mart 2022 - 21:37

Toplumsal cinsiyet eşitsizliği kadına şiddeti beslerken, kadın mücadelesi de aynı ölçüde hız kesmeden büyümeye devam ediyor. Adanalı Şair/Yazar, Tiyatrocu,  Aysel Yenidoğanay da, bu mücadeleyi güçlü kalemiyle destekleyen ve şiddet mağdurları kadınların sesi olmaya çalışan isimlerden birisi. Toplumlarda kadın erkek eşitliği oluşana dek kadın hakları savunuculuğu yapacağını söyleyerek bu yükü omuzlamaya çalışan Yenidoğanay, yazdığı 11 kitapla toplumun yarasına dokunup, farkındalık yaratıyor.

Sizi tanıyabilir miyiz?

Ben 1959 yılında Adana’da doğdum. Çocuk yaştan itibaren maddi manevi yönden birçok sorumluluğu almak zorunda kaldım.  Yazmayı hep çok sevdim. Küçük yaştan itibaren şiirler, mini öyküler yazmaya başladım. Toplum içerisinde gördüğüm sorunlar üzerine de çok yazıp, çizdim. Yaşanan acılar, umutlar, hayaller dile geliyor, kalemi elime alınca. Bu yazma hevesi nedeniyle yolum çeşitli sivil toplum kuruluşlarıyla, gazete ve dergilerle, tiyatro ve oyunculukla da kesişti. Hatta itiraf etmeliyim ki, sahnenin ışığına hayran kaldım. Ama her ne olursa olsun, asıl neden hep kadınların özgürleşmesi ve kadına şiddetin son bulması adına oldu.  

“ASIL YARA ANNEM”

Size yazma ihtiyacını hissettiren ne oldu? Bu serüven nasıl başladı?

Toplumun her alanında olduğu gibi, benim çevremde de kadın-erkek eşitsizliği çocuk yaşlardan itibaren hissedip, rahatsız olduğum bir konuydu. Bu eşitsizlik, bizim evimizde babamın kıskançlıklarıyla karşılık buluyordu. Babam annemi çok kıskanır ve onun hayatı üzerinde baskı kurardı. Yani beni özellikle kadınlarla ilgili yazmaya iten ilk şey sanırım annemdir. Asıl yara annem. Ben Adana’nın Havuzlubahçe mahallesinde büyüdüm. İlk gençlik yıllarımda mahallemde bir tuhafiye dükkânı açarak, ailemin geçimini sağlamaya çalıştım. Bir kadın olarak 80’li yıllarda açtığım bu işyeri yüzünden ben de ciddi baskılara maruz kaldım. Hatta bir keresinde, mahallemin erkekleri, dükkânımın kepengini insan dışkısı ile sıvamıştı. Benim doğrudan yaşadıklarım ve mahalledeki diğer kadınların maruz kaldığı farklı yönde şiddet ve yaptırımlar, toplumsal cinsiyet eşitliği için mücadele etmeye zorunlu kıldı.

“CANIM YANARAK YAZIYORUM”

Şimdi neler yapıyorsunuz?

Dün olduğu gibi bugün de kadın-erkek eşitliği için kendimce mücadele ediyorum. Benim mücadelemdeki silahım kalem. Yazıyorum. Kadınların, erkeğin emaneti olmadığını yazıyorum. İki kız annesi olmanın mutluluğu ve endişesiyle yazıyorum. Haberlerde kısacık yer bulan kadın cinayetlerine döktüğümüz gözyaşları için yazıyorum. İnsanın yurdu olan evinde, nasıl yurtsuz bırakıldığına şaşarak, canım yanarak yazıyorum. Tacize, tecavüze kahrederek yazıyorum. Yazdıklarımla, söylediklerimle dokunmaya çalışıyorum insana, hayata.

KADINLARIN SESSİZ ÇIĞLIĞI

Geçtiğimiz günlerde bir söyleşiniz oldu.

Evet. Önce Kitap Fuarı’nda taciz ve tecavüzün işlendiği ‘Çığlığıma Ses Ver’ ile iki kadının hayatını anlattığım ‘Başak ve Nerve’ kitabımın imza gününü gerçekleştirdik. Bir hafta sonra da aynı kaygılarla bir araya geldiğimiz dostlarla söyleştik. “Kadınlar güldükçe, güzelleşir dünya” adıyla gerçekleşen söyleşide, kız çocukları ve kadınlarımızı konuştuk. Şiddetin her türlüsüne, hep birlikte karşı durduk. İnanın, şiddet gören kadınların sessiz çığlığı arşa ulaştı. Sokak ortasında kadın “Ölmek istemiyorum” derken, öldürüldü. Tüm bu yaşanan acıları yüreğinde hisseden herkesin omuz omuza mücadele vermesi gerekiyor. Bu duyarlılığa çok ihtiyacımız var. Çocuklarımızın daha iyi bir dünyada yaşayabilmesi için, daha iyi bir gelecek için bu birliktelik son derece önemli. Bu dünya, kadınlar ve çocuklar güldükçe güzelleşir.

ŞİDDETE İYİ HAL İNDİRİMİ YOK!

Kadına şiddetin son bulması için neler yapılmalı?

Bu sorunun elbette çok geniş kapsamlı cevabı var. Ancak en önemlisi toplumsal bilincin oluşması. Şiddeti uygulamaya teşebbüs bile edilmeyecek toplum zihniyetinin hakim olması gerek. Burada devletin şiddet sonrasındaki tutum ve tavrı da çok önemli. Kadına şiddetin cezai yaptırımları çok daha ağır olmalı. Geçtiğimiz günlerde, suçun niteliğine göre, iyi hal indirimi kaldırıldı. Çok sevindirici bir karar ama yeterli değil. Biz kadınlar, İstanbul Sözleşmesi’nin iptalini tanımıyoruz ve bu iptal kararından ivedilikle geri dönülmesini bekliyoruz.  

Mine Yormaz

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.