Kendini tanı, hayatla başa çık! - Gündem Ajans - Medya Danışmanlık HizmetleriGündem Ajans – Medya Danışmanlık Hizmetleri

14 Ağustos 2022 - 06:13

Kendini tanı, hayatla başa çık!

Kendini tanı, hayatla başa çık!
Son Güncelleme :

31 Ocak 2021 - 22:42

62 views

Pandemi ile toplumdaki yaralar derinleşirken, bireylerin yeni normalle birlikte psikolojileri de büyük ölçüde etkilendi. Hem ekonomik sıkıntılar hem değişen yaşam biçimiyle başa çıkmaya çalışan bireylerin şu günlerde psikolojik desteğe olan ihtiyacı da arttı.

Kendi ‘Psikolojik Dayanıklılık Programı’nı hayata geçiren Psikolog ve Yoga Eğitmeni Zeynep Bengisu Çetin, bireyin, kendini tanıması ve kendi sorunlarıyla başa çıkabilmeyi öğrenmesinin en önemli iki unsur olduğunu söyledi.

-‘Psikolojik Dayanıklılık Programı’nızdan bahseder misiniz?

–Psikolojik Dayanıklılık Programı’nın her aşaması bilimsel temellere dayanıyor.  Programın amacı kişilerin zorluklara ve hayatta aldığı darbelere karşı dayanıklılığını arttırmak. Altışar kişilik gruplar halinde uyguladığım bu programda çeşitli yönlendirmeler ve testler uyguluyorum. Kişinin iç dünyasına yaptığım yolculuk sayesinde, kendini tanımasını sağlayarak, sorunlarıyla başa çıkma yöntemlerini analiz ediyorum. İsmi ‘özüme yolculuk’ olan bu yöntemde, herkesin sorunlarla başa çıkma yöntemi farklı olduğu için, karakter testi yaparak kişinin kendini tanıması için rapor çıkarıyorum. Program, haftada 2 seans olmak üzere, 8 hafta sürüyor. Bu programda uyguladığım her teknik, hayatı boyunca kendi kendine de uygulayabileceği bir psikolojik öğreti de içeriyor.

DUYGULARI BASTIRMAK PSİKOLJİK SORUNLARA NEDEN OLUYOR

-Projelerinizden bahseder misiniz?

–Ben farkındalık üzerine çalışmalar yapıyorum. Hem duygu farkındalığı hem de genel olarak zihinsel ve bedensel farkındalık üzerinde çalışıyorum. 13 Şubat’ta Kahkaha Yogası Eğitmeni İlayda Buzdoğan ile birlikte duygu farkındalığına yönelik “Duygularımız ve Kahkahalarımız” adlı bir atölye gerçekleştireceğiz. Kahkahalar, duyguyu dışarı atabilmek adına yapılan bir eylem. Bense, bu atölyenin daha çok duyguların bilimsel olarak incelenmesi kısmındayım. Aslında her duyguyu yaşamamız gerekirken, duyguları genellikle bastırıyoruz. Bu da gelecekte karşımıza psikolojik sorun olarak çıkıyor. Öncelikle bu bastırılmış duygularla ilgili çalışmalar yapıyoruz. Ardından sanat terapisi uygulanıyor. İnsanlar bazen sözlerle duygularını ifade edemezken; sanat yolu ile daha dışa vurumcu, daha rahat bir şekilde kendini ifade edebiliyor. Sonrasında da meditasyon ve nefes egzersizleri yaparak kişinin duygu dünyasını güçlendirip, geliştirmeyi amaçlıyoruz.

-Toplumumuzun, duyguların bastırılması yönündeki tavrını yorumlar mısınız?

Toplumsal olarak bence küçüklükten gelen bir bastırılma durumu oldukça fazla. Aileler, gelenek ve kültürlerine fazla bağlı olduğu için, “Ayıp, öyle şeyler söyleme, herkesin içinde ağlama, bağırma” gibi baskılandığımız çok fazla durum var. Özellikle çocuk yaştaki bastırılmışlığın, ileriye dönük çok büyük etkileri oluyor. Küçük yaşlarda böyle eğitildiğimiz için, sonrasında duygularımızı ifade etmekte zorlanıyoruz.  Hatta bu durum zaman zaman fizyolojik rahatsızlıklara dahi yol açabiliyor. Örneğin mide ve bağırsak hastalıklarının bir kısmının altında yatan sebepler bunlar olabiliyor.

DÜZENLİ MEDİTASYON STRESİ AZALTIR

-Duygularımızı anlamada ve dışa vurumda meditasyonun yeri ne?

–Meditasyonun psikoloji üzerindeki faydaları bilimsel olarak kanıtlandı. Beyni mutlu kalmaya programladığına dair bir sürü bulgu var. Benim kullandığım metot da yönlendirme meditasyonu. Ben meditasyon içerisinde bir hikaye anlatarak, kişiyi kendini rahat hissedeceği bir mekanda olduğu hayalini kurduruyorum. O zaman beyin gerçekten o mekandaymış gibi algılıyor. Düzenli meditasyon yapan biri aslında stresinin azaldığını, o meditasyon sayesinde yaşamak istediği hayatı yaşamaya daha motive olduğunu ve zihninde o hayatı yaşadığı için de hormonlarında değişiklikler görüldüğü fark ediliyor.

ÇOCUKLAR KENDİ KENDİNE VAKİT GEÇİRMEYİ ÖĞRENMELİ

-Son dönemlerde yaşanan pandemi koşullarında en çok etkilenen kesimlerden biri de çocuklar. Ebeveynlerin de en çok endişelendiği konulardan biri de çocuklarda bu sürecin psikolojik etkileri. Bu konu hakkında neler söyleyebilirsiniz?

–Hem çocuklar, hem de ebeveynler için zor bir süreç. İki tarafın birbirini anlaması çok önemli. Öncelikle ebeveynlerin kendi arasında iş birliği yapması çok değerli. Anne ve babanın bu süreçte ortak hareket etmesi gerekiyor. Çünkü bu süreçte ebeveynlere çok büyük sorumluluk düşüyor. Çocuklar bu süreçte dışarıda aktivite yapamıyor. Çocukların, yetişkinden daha fazla enerji atmaya ihtiyacı var. Aslında bu süreçte, pandemiden önce yapılan bir hatamızı görmüş olduk. Çocuklara yalnız başına vakit geçirmeyi öğretmek gerekiyor. Biz öncesinde çocuğu boş zamanına bırakmayı hiç öğretmedik vaktini hep bir şeylerle doldurmaya çalıştık. Ama çocuk kendi kendine kalabilmeyi öğrenmeli. Bunu öğrenmek için güzel bir fırsat oldu. Çocuk biraz ağlasa da, üzülse de kendi kendini avutabilmesi için buna ihtiyacı var.

-Çocuklara bu alışkanlık nasıl kazandırılabilir?

–Ben aşamalı olarak yalnız bırakılmaya, kendi kendine vakit geçirmeye teşvik edilmesini öneriyorum. Özellikle bir çocuk çok alışık değilse yalnız kalmaya ona kendini güvende hissettirecek şekilde davranmak önemli. Mesela çocuk odasında vakit geçirirken ona yan odada olduğunuzu söyleyerek yerinizi haber vermelisiniz. Çünkü ihtiyacı olduğunda yakında olduğunuzu bilmesi gerekiyor. Ayrıca yalnız vakit geçirirken yapabileceği etkinlikler de olursa daha iyi vakit geçirir ve kendini daha güvende hisseder. Ayrıca yalnız bıraktığınızda ne kadar sürede geleceğinizi de mutlaka söylemelisiniz mesela birazdan geliyorum, işimi bitirip geleceğim gibi bilgilendirmeler çocuğa kendini daha iyi hissettirir.

-Çocukların okuldan ve eğitimden fiziki olarak uzaklaşmaları onlarda nasıl bir etki bıraktı. Bu konuda ebeveynler nasıl bir yol izlemeli?

–Aslında çok önemli ve beni üzen bir konu bu. Bu sorunu çözmek için derneklerle görüşmeler de yapıyoruz. Çocuklar her şeyden önce eğitim olarak geride kalacaklar. Bu durum çocuklarda performans kaygısı yaratabilecek. Bu çocuklar belli bir dönem sonra üniversite sınavlarına girecek. Şu anda okullarda eğitim tam anlamıyla verilmese bile o çocuklar sınıfı geçmiş sayılacak ve eksikleri olacak çocuğun ileride sınava girdiğinde de büyük bir sınav kaygısı yaşayacak. Eğitimdeki fırsat eşitsizliği bu konuda da kendini gösterecek. Mesela köy okullarındaki öğrencilerin kısıtlı imkanlarının olması ilerleyen süreçte bu eşitsizliği tam anlamıyla ortaya çıkaracak.  Bu konuda özellikle bazı belediyeleri çok takdir ediyorum. Köylere internet imkanı sağlanması çok önemli bir adım.

Nazire Hiçyakmazer

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Yasin kirik 2 Şubat 2021 / 02:06 Cevapla

Mükemmel bir söyleşi teşekkür