Kıvrak... - Gündem Ajans - Medya Danışmanlık HizmetleriGündem Ajans – Medya Danışmanlık Hizmetleri

14 Ağustos 2022 - 05:51

Kıvrak…

Bir düş kurarsın… Yol gider, yağmur akar, eser rüzgar… Dindi sanırken fırtına, ‘oldu’ derken kırarsın biraz senli yürekleri

Kıvrak…
Son Güncelleme :

05 Ekim 2021 - 0:26

Bir düş kurarsın… Yol gider, yağmur akar, eser rüzgar… Dindi sanırken fırtına, ‘oldu’ derken kırarsın biraz senli yürekleri, en çok da kendini… Oysa… Bilmeden, hissetmeden, istemeden… Bir hayale dalarsın senli benli, olmazsa olmaz yani… Rağmenlidir değirmeni suyun, illa kanatacaksa, döküp yıkacaksa, var edecekse…

Yazgıdır belki, bencileyin şöyle savrulup un ufak edişleri yaşamın… ‘İlle de bahar’ der durur da, biteviye karaya çalar benzi… Yinelemelere önyargılısın da, bak bakalım tekerrür ediyor mu zaman?

Kıpır kıpır için, lakin sözü geçmez anlatmaya, anlaşmaya, anlaşılmaya… Derdi bu da değildir elbet, bilirim… Can kırık ki; yetmez hiçbir ustanın marifetli elleri… Acemisiyiz biz hayatın da, ufka tutunan arzuların da… De ki; dokunsan kırılacak, sussan gönül razı değil… Biçare haller bunlar, cesareti yoktur kimsenin elleşmeye…

Güzümüz sancılıydı, kışımız ayaz… Temmuzun sıcağına, ağustosun buhranına yenik düşmek de var, arafında boğulmak da dahil ala baharın… Öyleyse… Alazın ilk kıpırtısında düşerse yaprağın, neyi kalır ki ömrünün, saklısında mahzenin, gizinde cevherin…

Tabi… Dereden su gelene dek, patlar gözü kurbağanın… Şapkaları dizmeye çabalarken oradan oraya, bitip gidiyor an… Es verecektik oysa avucumuzdan kayıp yitiğe uzanıyor zaman… El etsem de yetmiyor gayri… ‘Ne umarsın bacından, bacın ölmüş acından’ diye diye inletiyor yeri göğü çaresizlik…

Halbuki yurt diye bellediğin topraklarda, eğriğin gölgesine bile sığamıyorsun… Neyinden söz ediyorsun sen, milim dahil olmadığın çemberin… Büklümlerde kıvrak bir debellenme hali bu… Sarmalın en dibinde…

Karanlık hilaldir ruhunu kemiren ince sızı, ekim aylarında, leşinde dönüp duran akbabaların… Kaç çetin mevsim eksilttin, ister yaz ister güz… Olmadı hiç, istediğin gibi… Hep olmayacak değil ya…

Sen ki, her dem melteminde yol buldun boğsakların… Yakamozlar raks ederken kara gölgeyle… Gitmek niyedir? Hal böyleyken, her şeye rağmen boy verecekken engin dağ diplerinde… Avazın çıktığınca susuşların, koyverişlerin… Tansık bir öyküydü hep inandığım ve sığındığım, mutlu sonla biten masallara inat… Limandayız artık, mendirekleri yıkamaz devinimleri çıkmazın… Gel etme…

Sığınaklarında acı var keşmekeşin… Kekremsi bir tat bu, yara bere içindeki etimizi yalayan… Kuduz bir ayrılıktır varsaydığın, hasretinden başka, yararsız… Faydası olacaksa belki bu hale, dönüverir kızılında kuru dalın bile tomurcuklar… He dersen…

Sal gitsin… Gark et kör kuyuya, bal eylemediğimiz acıyı… Biz ki biliyoruz sevmeyi… Gerisi girdabında unutulup gitsin çağlayanın… Bize gülmeler yaraşır, sana, bana, ona…

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.