MİLLETİN KUVVETİ - Gündem Ajans - Medya Danışmanlık HizmetleriGündem Ajans – Medya Danışmanlık Hizmetleri

12 Ağustos 2022 - 00:29

MİLLETİN KUVVETİ

MİLLETİN KUVVETİ
Son Güncelleme :

16 Mayıs 2022 - 22:43

244 views

1919 yılına geldiğimizde; tüm umutlar tükenmiş, Osmanlı devleti yıkılmış, halk bölünüp, bir kısmı işgal güçlerinin kuklası haline gelmiş, bir kısım okumuş umudunu emperyal devletlerin mandası olmaya bağlamış durumdayken ortaya çıktı o kuvvet.

Daha önce (Osmanlının yıkımına neden olmuş devleti saran bürokratik sistem nedeniyle) kendini ifade edemeyen o kuvvet, ancak her şey yok olunca kendini gösterebilme şansını yakalamıştı.

Azdılar ama… Vatansever, aydın, cesur, becerikli ve fedakardılar.

Belki de o günlerde bir seçim yapılması ihtimali olsa seçilemezlerdi.

Seçim olsa seçilememe ihtimaline rağmen kendilerine  “Milli Kuvvetler” adını vermişlerdi.

Kuvva-yı Milliye…

Kısa sürede ideallerine milleti de ortak edip işgalcileri kovdular.

Kovulan sadece işgal güçleri değil, kuklalar, mandacılar ve sülüklerdi.

***

1923 yılına geldiğimizde; Artık yaşanabilecek bir toprakları vardı… Ama beraberinde yüzde doksan beşinin okuma yazma bilmediği, koyun gütme dışındaki teknolojiye yabancı, kadınlarının (yani nüfusun yarıdan fazlasının) üretimden koparılmış olduğu bir toplum.

Toprak vardı ama henüz bir ülke yoktu.

Toprak vardı ama toplumun ulus olması için gerekli hiçbir şey yoktu.

Tarih bilinmiyor, halkın konuştuğu dil devlette kullanılmıyor, yabancı ulusların harfleri kullanılıyor, ortak üretim gelişmemiş, dışa bağımlılığı azaltacak sanayi kurulmamış, sanat ve kültür ya batı taklitçiliği altında hapsedilmiş ya da batıla gömülmüş.

İşgalcileri kovmak için cesaret ve vatan sevgisi yeterli olmuştu ama bu kez durum başka.

Vatan sevgisi ve cesarete ilaveten becerikli, bilgili ve aydın da olmak gerek.

1919’da ortaya çıkan kuvvete bu kez birileri daha eklenerek yeni bir kuvvete ihtiyaç olacak.

Ülke fırsatçıların, aklında vatandan başka düşünce olanların, yeteneksizlerin, beceriksizlerin, korkakların ortaya çıkmaya cesaret edemeyeceği bir durumda yani.

Aksine, ancak cesur, bilgili ve aydın vatanseverlerin kuvvetlerini ifade edebileceği bir ortam.

İşte bu kuvvet, önce meclisi kurdu, ardından cumhuriyeti…

Kolay değil, saltanat yerine milleti efendi yapmak, fedakar ve demokrat olmayı gerektirir.

Cumhuriyetin ardından gelen gelene;

Uçak yapabilecek kadar ileri giden ve halkın ihtiyacına yönelen fabrikalar…

Şeker fabrikası… Dokuma fabrikası… İlaç fabrikası…

Tersaneler… Fişekhaneler… Tophaneler.

Bitmedi…

Dünyada ilk defa kadınlara seçme ve seçilme hakkının verilmesi…

Anadolu halkının ortak tarihinin ortaya çıkarılması…

Dayandığı noktanın ırk olmadığı, 4000 yıllık geleneği kalbinde taşıyan bir millet olmak için atılan adımlar…

“Kırk asırlık Türk yurdu” kavramının içerdiği herkesin vatandaş edilmesi…

Bize özgü bir alfabe yaratılıp, halkın dilinin devlete sokulması.

***

Ardından daha da zor günler geldi.

Avrupa’da savaşın ayak sesleri duyuluyor, Hitler tüm demokrasileri tehdit ediyordu.

Zor günlerde çok zor kararlar alındı… İşte o kuvvet, cesur, demokrat ve vatansever, bu kez Köy Enstitülerini hayata geçirerek, ağalığa dayanan feodal sistemi bulunduğu yerde, köyde yok etmeyi göze aldı.

Türkçe operalar, Toros yörüklerinden derlenmiş çok sesli türküler, sinema filmleri, yerelden evrene doğru yükselen sanat, Nazımlar, Yaşar Kemaller, Orhan Kemaller, Abidin Dinolar, Bedri Rahmiler, Muhsin Ertuğrullar, Ahmet Adnan Saygun ve Türk Beşleri bu kuvvetin ürünleri olarak yeşerdiler.

***

1940 yılına geldiğimizde; tüm dünya savaşa girmiş, ülkeler darmadağın olmuşken, emperyal işgale ilk kez baş kaldıran o kuvvet, hiçbir sömürgen ülkenin piyonu olmayacaktı. O kuvvet, kuvvetini bir kez daha göstererek “Yurtta Barış, Dünyada Barış” ilkesini dünyaya kabul ettirecekti.

1944 bitip, 1945lere geldiğimizde ise; artık ülkenin önü açılmış işler kolaylaşmıştı.

Keşke kolaylaşmasaydı…

Çünkü artık fedakar, bilgili veya aydın olmaya gerek kalmamıştı.

Böylece vasatların dönemi başladı.

Vasatlarla birlikte ülke yavaş yavaş vasatlaştı.

Bilgili, aydın ve fedakarların birer birer kenara alındığı günler başladı.

Darbeler yapıldı, muhturalar verildi, idamlar onandı ve…

Ve bugünlere kadar geldik.

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Yaşar Ateşoğlu 19 Mayıs 2022 / 09:59 Cevapla

Çok teşekkür ederim Haluk Uygur dostum, kardeşim, bilge insan.
Günün anlam ve önemi ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi.
Aklına, yüreğine, eline sağlık.
İyiliğe açılan kanatlarına güç diliyorum.
🕊🇹🇷🕊🇹🇷🕊🇹🇷🕊🌿

Gulden Mersinligil 19 Mayıs 2022 / 14:08 Cevapla

Haluk bey kaleminize, yüreğinize saglık. Kısacık bir yazıda Türkiye Cumhuriyetini ve Atatürk’u çok güzel özetlemişsiniz. Sevgiler

ADNAN DEMİRTŞ 19 Mayıs 2022 / 14:47 Cevapla

SÜREÇ BU KADAR GÜZEL ANLATILIR,TORUNLARIMA GÖNDERDİM,SAYGILARIMLA