Şiddet tahterevallisi ve İstanbul Sözleşmesi - Gündem Ajans - Medya Danışmanlık HizmetleriGündem Ajans – Medya Danışmanlık Hizmetleri

14 Ağustos 2022 - 06:58

Şiddet tahterevallisi ve İstanbul Sözleşmesi

Her geçen gün yeni bir şiddet, taciz veya tecavüz vakası duyuyoruz. Bir çoğumuz haklı olarak “Acaba eskiden de bu kadar çoktu ama biz mi duymuyorduk. İletişim olanakları arttıkça daha çok mu duyar hale geldik?” diye düşünmeden edemiyor

Şiddet tahterevallisi ve İstanbul Sözleşmesi
Son Güncelleme :

27 Mart 2021 - 15:10

352 views

Her geçen gün yeni bir şiddet, taciz veya tecavüz vakası duyuyoruz. Bir çoğumuz haklı olarak “Acaba eskiden de bu kadar çoktu ama biz mi duymuyorduk. İletişim olanakları arttıkça daha çok mu duyar hale geldik?” diye düşünmeden edemiyor.

Fotoğraf; Pelin Emrahoğlu

Bence bu soruya verilecek cevap, sorunun çözümünü de içeriyor.

Toplumsal değerler ile bireysel istekler bir tahterevalli aksaray escort gibidir. İnsanların bazı bireysel hırs ve arzuları, toplumun ayıp, ne derler, bu bize yakışmaz gibi koyduğu değerler ve hukuki yasalar nedeniyle törpülenir, etkisiz hale gelir. Toplumsal değerlerdeki azalma; bireysel arzu ve hırsların yükselmesine, toplumsal değerlerdeki artma ise; bireysel arzuların azalmasına neden olur. Aslında toplumsal değerler de, bireysel istekler de doğru açıdan bakılırsa kıymetlidir ve ikisinin de değerli olduğu bir seviye bulunur ki bu tahterevalliyi dengede tutar.

Ancak bize küreselleşme diye dayatılan (kültürü, ekonomisi, sosyolojisi ve psikolojisi ile evrenselleşme olması gerekip de, uygulamada sadece ticari sınırların ortadan kaldırılması haline gelmiş bulunan) yeni dünya düzeni (!) önerisi, metalarını geçirecekleri gümrüklerin kalkması uğuna maalesef bir çok toplumsal değeri yok etti. Ulusal ve yerel bazı değerler yok olmalıydı ki, metalarının geçmesini engelleyen sınırlamalar ortadan kalksın! Bu yok oluşta en dikkati çeken ise eğitim sistemimiz…

Öğretmenlerin önemsizleştirildiği, okulu velilerin kaprislerinin yönettiği yaz-boz tahtası gibi bir eğitim. Buna eğitim denilir mi bilmem ama salgınla birlikte bunu da mumla arar hale geldik. Artık bir “okulsuz okul” dönemini yaşıyoruz.

***

Burada kısaca da olsa Freud’un bir teorisinden bahsetmeliyim;

İnsanoğlu, cinsel dürtülerinin başını çektiği hayvan olmasından ileri gelen kişisel özelliklere sahiptir. Freud’un “ego” olarak isimlendirdiği bu vahşi bireysel dürtüler, başta eğitim olmak üzere toplumun yarattığı bazı değerler vasıtasıyla bilinç altına atılır, su üstüne çıkamaz. İnsanı dizayn eden bu toplumsal düzenleme, tahterevallinin dengede kalmasını sağlayarak insan yaradılışındaki hayvani özelliklerin ortaya çıkmasını engeller. Freud egonun vahşi yanını dizginleyen bu düzenlemeyi süperegonun oluşması olarak tarif eder.

Fotoğraf; Mehmet Emin Arıcı

***

Tabi ki insanın kendisini birey olarak ifade etmesi önemli. Ancak küreselleşme diye dayatılan şeyin zorlamasıyla toplumsal değerleri ortadan kaldırırsan; bireyselleşme, bireyin kişisel özgürlüğünden öteye gidip, başta cinsel istek olmak üzere hayvani duyguların ortaya çıkmasına neden olur. Eğitim yok edilmişse, bazı toplumsal ayıplar ortadan kalkmışsa, hukuk sistemi çökmüşse bu hayvani duyguları durdurabilmenin imkanı yoktur. Dolayısıyla günümüzde artan şiddet olaylarının nedeni budur.

Yaşamını emanet edeceği doktora yumruk atabilme aptallığı da, elinde silahla poz verme cüreti de, kadınlara uygulanan zulüm de, çocuklara uygulanan taciz ve tecavüzler de EGO’nun vahşiliğinin süperego tarafından dizginlenemez hale gelmesinin ürünüdür. En durdurulamaz vahşi isteğimizin cinsel dürtüler olması gerçeğini de göz önünde bulundurursanız eğer, çocuk ve kadın taciz ve cinayetlerinin artmasının nedenlerini hissedersiniz.

Yani söylemem odur ki; eskiden de bu gibi cinayetler vardı da biz duymuyorduk sözü safsata ve gerçeği gizleme çabasıdır.

Tabi ki eskiden de bu gibi cinayetler vardı ama, küreselleşme adıyla değerlerin sistematik olarak yok edilmeye çalışıldığı dönemimizde her alanda misli misli misline arttı. En kötüsü, insanlar trafikte, hastanede, okulda, işyerinde şiddetle karşılaştıkça, şiddete alışan bir nesil oluşmaya başladı.

İnsanların şiddete alışması ve yavaş yavaş olağan kabul etmeye başlaması ise, emperyal güçlerin sömürü için dünyada uyguladıkları şiddeti daha az görülür hale getirmektedir. Bu ise savaşların, daha kötüsü iç savaşların habercisidir. Maalesef ülkemiz için de bu bir tehdittir.

Kadına şiddetin toplumsal engellerinden biri olabilecek olan İstanbul Sözleşmesi’nin kaldırılmasına bir de bu açıdan bakılması gerekir.

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Ayla Emrahoglu 29 Mart 2021 / 12:57 Cevapla

HOCAM EMEGINIZE SAGLIK.

Derya Yazar 29 Mart 2021 / 16:06 Cevapla

Hocam sizin kaleminizden içler acısı toplumsal çöküşümüzü iç çekerek okudum. Sizinle başlayan düşünsel sürecimde toplumun herşeyden önce ahlaka ihtiyacı olduğunu üzülerek yeniden fark ettim. Yüreğinize sağlık.