Siyasetin güçlü kadını: Dr. Müzeyyen Şevkin - Gündem Ajans - Medya Danışmanlık HizmetleriGündem Ajans – Medya Danışmanlık Hizmetleri

11 Ağustos 2022 - 23:54

Siyasetin güçlü kadını: Dr. Müzeyyen Şevkin

Siyasetin güçlü kadını: Dr. Müzeyyen Şevkin
Son Güncelleme :

17 Ocak 2021 - 18:43

38 views

Bir eş, bir anne ve bir siyasetçi… Mücadeleci tavrıyla bilinen Jeoloji Yüksek Mühendisi, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana Milletvekili Dr. Müzeyyen Şevkin ile toplumun kanayan yarası kadına şiddeti ve kadının birçok alanda verdiği var olma çabasını konuştuk.

  • Toplumumuzda kadına yüklenen rolleri biliyoruz. Son zamanlarda bu algı değiştirilmeye çalışılsa da her yerde bazı tabuları yıkmak çok zor. Bu göz önüne alındığında eril bir düzenin hakim olduğu siyasette kadınlar kendilerine ne kadar yer bulabiliyor?

Ülkemizdeki rakamlara genel olarak baktığımızda kadının iş ve siyaset hayatındaki yeri çok az. Özellikle yönetim kadrolarında yeteri kadar kadın göremiyoruz. Tabi bu durum önceki yıllara göre değişmeye başladı.  Kadınların bilinç düzeyinin artması, kadın derneklerinin mücadeleleri ve siyasette kadınların var olması farkındalığı arttırdı. Siyasette kadın profilini incelediğimizde ise öncelikle siyasi partiler yasasının değişmesi gerektiğini düşünüyorum. Siyasette yeteri kadar kadın aktif olamıyor. Çünkü kadınlara karşı önyargılar var. Bu konuda da kadın temsilinde ‘fermuar sistemi’nin gelmesinin önemli olduğunu düşünüyorum. Çünkü bu toplumun yarsını kadın yarısını da erkek oluşturuyor. Kadın ile erkek eşit oranda temsil edilmeli.

  • Yerele baktığımızda Adana, kadınların iş hayatındaki konumu olarak ne durumda?

Adana, modern bir kent… Adana’da kadına bağnazca bir bakış açısı yok ancak geleneksel olarak toplumumuzda kadınlara yüklenen roller olduğu için burada da bazı yansımaları görüyoruz.  Toplum yapımızda kadın çalışıyor olsa bile evinin sorumluluğunu yüklenmek zorunda kalıyor. Sendikalarda, sivil toplum örgütlerinde, kısacası hayatın hemen her alanında şöyle bir algı var: “Yöneticiliği yaparsa erkek yapar.” Tabi ki belirttiğim gibi bu yaklaşım tamamen algı. Bu algıyı silmek için tüm kadınların ve hatta erkeklerin de mücadeleyi elden bırakmaması gerekiyor. Kadın hem yönetici olarak çalışır hem de evinde sorumluluklarını yerine getirir. Net…

  • Peki, bu sorun nasıl aşılabilir?

Öncelikle bilinçli bir toplum olma yolunda yeni reformlara ihtiyacımız var. Samimiyete ihtiyacımız var.  Aile içerisinde küçük yaşlarda cinsiyet eşitliği eğitimlerinin verilmesi gerekiyor. Okullarda, kitaplarda hatta televizyondaki dizi ve filmlerde bu konu ele alınmalı, halka sunulmalı… Cinsiyet eşitliği üzerine eğitimlerin hayata geçirilmesi ülkemizi daha çağdaş bir yapıya kavuşturacaktır.

 “KADIN HAKLARI İÇİN MÜCADELE SÜRECEK”

  • Parti olarak bu alanda ne gibi çalışmalar yürütüyorsunuz?

Bu konuda Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun özel çalışmaları var. Yaklaşık 600 kadın derneğiyle düzenli olarak yaptığı görüşmelerde cinsiyet eşitliği üzerine yoğunlaşıyor. Biz de 17 kadın milletvekilimizle destek veriyoruz. Kadınların siyasette yönetimsel ve çalışma bağlamındaki temsiliyeti, mobinge, taciz ve tecavüze uğramaması adına da kadın dernekleriyle görüşmelerimiz devam ediyor.  Kadını güçlendirmek için de çeşitli kanun tekliflerimizle kadını önceleyen çalışmalar yürütüyoruz. Kadından sorumlu genel başkan yardımcımızla beraber her hafta bir araya geliyor; kadınların kooperatifler vasıtasıyla bir araya gelmesinden aile içindeki, sosyal, siyasal ve çalışma hayatındaki sorunlarına kadar her konu üzerinde çalışıyoruz. Her alanda kadınların hakları için mücadeleye devam edeceğiz.

  • Bir kadın siyasetçi olarak yaşadığınız süreçlerden ve cinsiyete dayalı karşılaştığınız sorunlardan bahseder misiniz?

Erkek egemen bir toplumda siyasi alanda bir kadın olarak yer aldığınız zaman farkındalık oluşturuyorsunuz. Her alanda var olma mücadelesi ve ‘güçlü kadın’ profiliyle kamuoyunun dikkatini çekmeye ve kadınlarımıza daha çok cesaret aşılamaya çalışıyoruz. Ancak dezavantajlarımız da çok fazla; kadın siyasetçi olarak gündeme gelmeye başladığınız zaman nitelik karmaşası yaratılmaya çalışılıyor.  Yeterince performans gösterebilecek mi, donanımı var mı gibi ön yargılarla dolu bir yaklaşımla da karşılaşıyorsunuz.

  • Siz bir kadın olarak toplumsal rolünüzden nasıl çıktınız?

Bu konuda şanslıydım. Babam her zaman düşüncelerime saygı gösterirdi. 3 erkek arasında tek kız çocuktum. Ancak yaratılışım itibariyle mücadeleci bir yapıya sahip olduğum için her zaman hakkımı savundum. Kişiliğim kabullenici bir yapıya sahip değil, bu yüzden de her zaman haksızlığın karşısında dururdum. Mesleğim de erkek egemen bir yapıya sahip. Bu konuda da hep mesleğimin gereğini yaptım. İlk görev yerim Diyarbakır’dı ve ben orada masa başı görevi kabul etmeyerek saha çalışmalarında yer aldım. Sendikalarda ve odalarda aktif görevler üstlendim. Jeoloji Mühendisleri Odası Adana Şubesi’nin ilk kadın şube başkanlığını yaptım.

  • Özel hayatınız bu yoğun tempodan nasıl etkileniyor?

Çocuklarımın birçok dönemini kaçırdım. 2 çocuğumun nasıl büyüdüğünü bilemedim. Zaten bu çalışma koşullarında bir tercih yapmak zorunda kalıyorsunuz. Ya kendi çocuğunuzun ya da tüm çocukların geleceği için çalışmak zorundasınız. Ben de tüm çocukların daha iyi koşullarda yaşayabilmesi için çalıştım. Bu bir sitem değil. Zira Türkiye benim için her zaman büyük önem taşır. Ailem de bu konuda bana hep destek oldu. Ben de gücüm yettiği kadar ailem için zaman yaratmaya çalıştım. Bu konuda eşim Nusret Şevkin’in de çok büyük desteğini gördüm. Beni hem evde hem de çalışma hayatımda destekledi. Eşimin bu desteği olmasaydı siyasette bu kadar gücü bulabilir miydim bilmiyorum. Kadınların başarılarında eşleri tarafından desteklenmesi çok büyük bir avantaj oluşturuyor. Bu konuda şanslıyım…

“İKTİDARIN ŞİDDET DİLİ TOPLUMA YANSIYOR”

 Kadına şiddet, kadın cinayeti… Ülkemizin en çok kanayan yaraları arasında ilk sıralarda. Bu konu hakkında neler söylemek istersiniz?

Son dönemlerde kadına şiddetin ve kadın cinayetlerinin arttığını görüyoruz. Sadece kadın açısından da değil; en tepeden başlayarak dilimizi şiddetten arındıramıyoruz. Ülkeyi yönetenlerin en tepesinde bulunanlar demokratik hakkını arayan insanlara hemen terörist yaftası yapıştırıyor. Benzer şiddet vakaları ne yazık ki her alana yansıyor. İnsanlar ötekileştirilerek şiddet dili ön plana çıkartılıyor. Bu da toplumsal alanın her yerinde ne yazık ki şiddetin meşrulaştırılmasına neden oluyor. 

“YAPTIRIMLAR CAYDIRICI OLMALI”

  • Bir kadın siyasetçi olarak yasaların caydırıcılıktaki gücü hakkında ne düşünüyorsunuz?

Kadın cinayetlerinin yüzde 1400 arttığı bir dönemden geçiyoruz. Neredeyse her gün bir kadın cinayetiyle karşı karşıya kalıyoruz. Cinayet işleyenler, mahkemede iyi giyimi göz önüne alınarak iyi hal indirimi alabiliyor. Bu da caydırıcılıkta yetersiz bir zemin olduğunu gösteriyor. Yeterli cezalar uygulanmadığı için bu olayların önüne de geçilemiyor. İstanbul Sözleşmesi’nde kadına yönelik her türlü şiddetin önlenmesi adına yaptırımlar bulunuyor. Ancak bu sözleşme ülkemizde tam anlamıyla uygulanmıyor. Ülkemizde şiddet öncesi, şiddet anı ve sonrasında gerekli müeyyideler uygulanmıyor. Soruşturma, kovuşturma ve infaz uygulamaları sonucunda ortaya koca bir ‘cezasızlık’ çıkıyor. Kadına şiddetin ve cinayetlerin önüne geçebilmek için 6284 sayılı ‘Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’ ile kadınları koruyan ve ülkemizde imza altına alınan ‘İstanbul Sözleşmesi’ etkin bir şekilde uygulanması ve cezaların caydırıcı olması gerekiyor.

Nazire Hiçyakmazer

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.