Soluk fotoğrafların anlattığı öyküler- ıı - Gündem Ajans - Medya Danışmanlık HizmetleriGündem Ajans – Medya Danışmanlık Hizmetleri

8 Ağustos 2022 - 01:21

Soluk fotoğrafların anlattığı öyküler- ıı

Soluk fotoğrafların anlattığı öyküler- ıı
Son Güncelleme :

08 Ağustos 2021 - 18:08

155 views

 

(Karşıyaka’dan Tepebağ)

Fotoğrafçının durduğu yere göre tam karşıdaki mahalle Tepebağ…

   Tepebağ için bir gün Adana’nın en eski mahallesi diyecek oldum, arkeolog dostum karşı çıktı:

“Tepebağ  Adania kentinin ta kendisidir. Eğer sen Hitit kralı I.Arnuwanda’nın 3500 yıl önce taş tabletler üzerine yazdığı savaş öykülerini okusaydın bunu söylemezdin”

Ben de okudum o öyküyü, birinin tercümesinden… Kısacıktı… Ama kelimelerin kısalığına inat uzun bir anlamı vardı;

“Adania denilen kentle savaştım. Önünden bir nehir akıyordu, nehrin üzerinde de bir köprü vardı.”

168

İsterseniz başka bir arkeolog dostumun da kısa bir ifadesini,geleceğe öykü

olması dileğiyle sizlere aktarayım:

“Adana kentinin ortasında, Seyhan Nehri’nin batısındaki, Tepebağ ve kısmen de Kayalıbağ mahallelerinin altındaki höyük, Hitit yazılı metinlerindeki adıyla Adaniia olmalıdır. Dolayısıyla Tepebağ Höyük = Adania eşitlemesini yapmak pek de hatalı olmasa gerektir.” (3)

İşte bunları  okuyunca anladım ki Tepebağ sadece  Adana’nın değil, dünyanın en eski mahallelerinin arasındaydı… Ve yine anladım ki; 3500 yıl önce bile “Tepebağ’ın karşısındaki köprü” diye öykülendirilmiş Taşköprü, “Dünyanın hala kullanılan en eski köprüsü” idi..

Kale Yok Kapısı Var

Hemen bir Taşköprü fotoğrafı aradım ve buldum.

Tam 120 yıllık…

Taşköprü ve Kalekapısı

Fotoğrafa bakıyorum…Bakınca da köprünün üzerinde bir kapı görüyorum…

Biraz önce 3500 yıldır nehrin üzerinde bir köprü olduğundan bahsettik. Hemen aklınıza takılabilir; “Köprünün üzerindeki kapı ne zamandan beri duruyor” diye…

Durmuyor ki… Durmuyor ki…Evet çok ayıp ama durmuyor ki…

1956 yılında, halka hizmet adı altında yapılan bir tadilatla yıkıvermişler kapıyı. Trafiği rahatlattık diye, utanmadan övünerek… Belediye başkanının başı dik… Yok ettim kapıyı diye kurumlanıyor.

Kapıyı yok etmiş ama, hemen yanı başındaki “Kalağpısı”nı yok edememiş neyse ki.    Dedem rahmetli anlatırdı:

Adana’da Çarşı… Kalağpısı(?)…

Rüştiye’de okurken coğrafya öğretmenleri Emmi Mahmut sormuş; ‘Türkiye’nin merkezi neredir?’ diyerek. Sorduğu öğrenci ise Hayta Mustafa… ‘Kalağpısı’ efendim…

Adana’dan başka bir yer görmemiş ki Hayta. Adana’nın merkezi de tartışmasız Kalağpısı…

Hatta hoca dünyanın merkezi nere diye sorsa bile, Hayta’nın cevabı değişmez. Öylesine büyük ki onun gözünde Kalağpısı…

Diyelim Hayta’ya değil de başkasına bile sorsaydı öğretmen, belki de yine aynı cevabı alacaktı. Asıl ismi “Kale Kapısı” olan ve köprünün üzerindeki kapının kenarında olması nedeniyle böyle anılan, ancak ismin ağızda yuvarlanmasıyla Kalağpısı’na dönüşen çarşı, o yılların en önemli çarsısıymış. Aradığın her şeyi orada bulurmuşsun.  Dolayısıyla çocukların gözünde çok önemliymiş. Canı bir yiyecek mi istedi veya yeni bir giysi mi alınacak gidilen ilk yer orasıymış çünkü.

Evet…Evet… Aklınıza takılan soruyu anlıyorum. “‘Kapı’ yı anladık anlamasına da kale nereden çıktı” diyorsunuz. Yani Adana’da kale yok ki kapısı olsun demeye getiriyorsunuz.

Ben de öyle düşünüyordum ama… Bu gravürde İbrahim Paşa’nın askerlerini Taşköprü’den Adana’ya girerken görünce “Nerede Adana’nın Kalesi?” diye sormak yerine, onu aradım buldum.

Buldum ama gazetemiz editörünün bana ayırdığı alan bitti. İsterseniz Adana Kalesini de gelecek sayı anlatayım.

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Yeşim Yalçın Mendi 9 Ağustos 2021 / 11:22 Cevapla

Hocam emeğinize yüreğinize sağlık. Okurken bizleri geçmişe götürdünüz.
Benim çocukluğum da tepebag taraflarında geçti. Evimiz ve babamın İstikamet eczanesi oradaydı. Ailecek orada çalışırdık. Hala da Adana denildiği zaman bende iz bırakan yerler oralardır.