'Su'dan mevzular - Gündem Ajans - Medya Danışmanlık HizmetleriGündem Ajans – Medya Danışmanlık Hizmetleri

14 Ağustos 2022 - 06:53

‘Su’dan mevzular

‘Su’dan mevzular
Son Güncelleme :

04 Nisan 2021 - 19:04

43 views

Çukurova Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fatma Çevik, 30 yıllık meslek hayatının son 15 yılında su üzerinde artan baskıyı yoğun bir şekilde gördüğünü söyleyerek tüketimin arttıkça, bu baskıda da yükseliş gözlemlediğini belirtti.

Suyun önemi ve alınması gereken önlemler hakkında görüşlerini aldığımız Çevik, sorularımızı yanıtlayarak su kirliliğinin, ekolojik denge üzerindeki etkilerini anlattı. Türkiye’nin su ayak izinin büyük bir kısmını tarım sektörünün oluşturduğunu vurgulayan Çevik, son yıllarda bilinç artsa da hala ciddi eksiklerin olduğunu ifade etti.

Su kirliliği ve etkileri hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Su kirliliği, insan etkisiyle sucul ekosistemin bozulmasıdır. Sonucunda da su kirliliği, onu kirleten insanı da etkiliyor. Son günlerde plastik kirliliği ile ilgili görüntüleri, televizyonlarda ve sosyal medyada yaygın olarak görüyoruz. Ya göremediklerimiz… Tarım ilaçları, gübreler, ilaçlar, nanoteknolojik ürün kalıntıları, organikler, metaller. Bu kirliliklere daha çok örnek verilebilir. Bu kirleticilerin bir kısmı su canlılarında birikme özelliğinde sahip. Bazıları su canlılarında davranış değişikliğine neden olabiliyor. Üremede, yumurta ve larva aşamasında zararlar verebiliyor. Direk ölüme de neden olabilirler. Dolayısı ile her geçen gün canlı çeşitliliğinde azalmalar oluyor. Suya giren gübre ve kanalizasyon atıkları bazı canlı gruplarının artışına da neden olabiliyor. Artış gösteren bazı canlı gruplarının toksin üretme özelliği olabiliyor ve diğer canlılarda hatta insanlarda bile ölümlere neden olabiliyor. Biz suyu, doğayı ne kadar kirletirsek doğa bize cevabını mutlaka veriyor. Biz doğanın sahibi gibi davranıyoruz. Oysa şunu asla unutmayalım; bizler doğanın sadece bir parçasıyız.

“SU AYAK İZİ”

Su kirliliğinin ana nedenleri nelerdir?

Su kirliğine neden olan en önemli etkenler, tarım ve sanayi gibi faktörlerdir. Evet, bu faktörler yaşamsal faaliyet için önemli ancak artık üretimi artırmak için daha fazla zirai ilaç ve gübreler kullanılıyor. Bunların fazlası da toprağı ve dolayısıyla suyu kirletiyor. Tüketimin boyutu üst seviyeye ulaştı. Tüketimin fazlası da doğayı kirletmeye başladı. İhtiyaçtan fazla olan tüketim, dengeleri alt üst ediyor. Mesela; bir A4 kağıdı için 10 litre, yarım litre kola için 36 litre, 1 dilim ekmek için 40 litre, 1 kilo domates için 180 litre, üzerimize giydiğimiz tişörtün 250 gramlık bir parçası için 2 bin 750 litre su tüketiliyor. Bu değer, su ayak izi olarak adlandırılır. Bu yüzden aldığımız her şeyi tüketeceğimiz miktarlarda almalıyız. En basiti; pazardan aldığımız bir sebze, tüketilmeyip çöpe atıldığında sadece o ürünün değil, o ürünün bize ulaşana kadar ki sürecinde kullanıldığı suyun da israfına neden oluyor. Ya da bir çorabımız yırtıldığı zaman onu dikmek yerine hemen çöpe atıp yenisini alıyoruz. Oysa o çorabın hammaddesinden tüketiciye ulaşana kadarki sürecinde ne kadar su tüketildiğini görmezden geliyoruz.

Nedir bu su ayak izi? Biraz daha açabilir miyiz?

Su ayak izi, kullandığımız ürünlerin ya da aldığımız hizmetin üretimi için hammaddeden son kullanıcıya gelene kadar ki tüm aşamalarında kullanılan tatlı su miktarını ifade eder. Tüketimde ve üretimde alışkanlıklarımızı düzeltmeli ve dengelemeliyiz ki; ürünlerde kullanılan suyu da koruyabilelim. Türkiye için oluşturulan su ayak izi verilerine bakıldığında en büyük izi tarımda görebilirsiniz. Oysa yapılacak çalışmalarla suyumuzu korumamız mümkün.

“DOĞAYA YÜK OLUYORUZ”

Su, toplumumuzda hak ettiği değeri görebiliyor mu?

Maalesef hayır. Aslında insanın en temel ihtiyacı su, hatta sadece insanın değil tüm canlıların temel ihtiyacı su. Su yoksa gıda yok, giyim yok. Bu yüzden de suyu korumalıyız ve saygı göstermeliyiz. Oysa saygı göstermek yerine insanlık olarak doğaya yük oluyoruz. Aslında akıllıca düşünecek olursak; gerçek lüks, ekolojik yaşamaktan geçiyor. 

Peki, suyu nasıl koruyabiliriz?

Ülkemizde suyun önemli bir kısmı tarımda kullanılıyor. Bu yüzden tarımda vahşi sulamadan hemen vazgeçip suyu daha verimli dağıtabilen sistemlere geçmeliyiz. Ayrıca toprağı ve suyu kirletmemek için iyi tarım uygulamaları yapılması gerekiyor. Bu konularda da aslında yönetmelik çıktı. Ülkemizde hassas alanlar belirlendi ve 2023 yılına kadar alınacak önlemlerde var bu yönetmelikte. Demek ki uygulamada sıkıntı var. Hem tarımda hem de sanayide su verimliliği çalışmaları artmalı. Özellikle kentlerde işyerlerinde ve konutlarda kullanılmış daha az kirli suyu, ikinci kez kullanabilecek sistemler geliştirilmeli. Örneğin peyzajda, tuvaletlerdeki rezervuarlarda… Düşünebiliyor musunuz haberlerde barajların doluluk oranlarını izliyoruz sonra tuvaletlerimizdeki rezervuarlarda içme suyunu kullanıyoruz. Yeni nesil akıllı evlerde nasıl elektrik tasarrufu için çalışmalar yapılıyorsa su için de yapılabilir. Mesela evde bulaşık durulama, el yüz yıkama gibi kullandığımız sulardan oluşan atık suları, sifonlarda değerlendirebileceğimiz sistemler oluşturabiliriz. Bunun gibi örnekleri çoğaltırsak, suyumuzu korumayı başarırız.  Tüketim alışkanlıklarımızı değiştirmeliyiz. Alınan her üründe su tüketildiğini, sera gazı salımı yapıldığını bilerek yeterli ve dengeli tüketim yapmalıyız. Bazı kişiler, bu konuda bireysel çalışmaların etkili olmayacağını düşünüyor ama ben katılmıyorum. Çünkü herkes bu konuda üzerine düşeni yapmayı başarırsa, zincirin halkaları büyür ve gelişir. O yüzden doğaya karşı korumacı davranmalı ve sürdürülebilir bir yaşam prensibiyle hareket etmeliyiz.

“EKOLOJİK SİSTEME ZARAR VERİYORUZ”

Doğaya karşı korumacı değil miyiz?                                            

Hayır. Tüketim toplumu haline dönüştük ve ekolojik dengeden uzaklaştık. Tüketim toplumları doğayı da kendini de yok ediyor. Bizler insanlık olarak, ekolojik sisteme o kadar zarar veriyoruz ki; düşünün, geçmişte sinekle mücadele için kurutulan birçok bataklığın aslında sucul ekosistemde çok önemli bir yeri vardı ve yeraltı suyunu da besliyordu. Yüzey suyunu kurutursanız yeraltı suyunu da kurutursunuz. Zaten tüm dünyanın su kaynaklarının binde üçü bizler için kullanılabilir sudur. Bataklıkları kuruttuk, bazı gölleri kuruttuk, kalanları da insan etkisi ile olumsuzluklarla karşı karşıya. Kaynak suları önceden akardı. Şimdi ise büyük çoğunluğu şişe su için kullanılıyor.

ISO 14046 ‘A DİKKAT!

Suyu korumak için gereken önlemler alınıyor mu sizce?

Son yıllarda su ve su verimliliği ile ilgili farkındalık yaratmaya yönelik çalışmalar artmaya başladı. Su ayak izi düşük üretime, önem veren bir kitle de oluşmaya başladı. Aldığımız ürünlerde son tüketim tarihi, içeriği gibi bilgilere bakmayı alışkanlık haline getirmeye başladık. Bundan sonra ISO 14046’a da bakabilmeyi umut ediyorum. Bu su ayak izi ile ilgili bir standarttır. Umarım üreticiler bu standardı sağlamaya çalışırlar.

Ayrıca, Tarım ve Orman Bakanlığı’na bağlı Su Yönetimi Müdürlüğü de çok önemli projeler yaptı ve yapmaya devam ediyor. Birçok yönetmelikler çıkardılar. Ancak ne yazık ki uygulamada ve denetimde eksiklikler çok fazla. Bu konuda da hassasiyet gösterildiği takdirde yol kat etmeye başlamış olacağız.

Nazire Hiçyakmazer

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.