ZEYDAN ARKADAŞIMA, SONER KARDEŞİME VE AKİF AĞABEYİME İKİ ADANA ÖYKÜSÜ - Gündem Ajans - Medya Danışmanlık HizmetleriGündem Ajans – Medya Danışmanlık Hizmetleri

19 Ağustos 2022 - 16:37

ZEYDAN ARKADAŞIMA, SONER KARDEŞİME VE AKİF AĞABEYİME İKİ ADANA ÖYKÜSÜ

ZEYDAN ARKADAŞIMA, SONER KARDEŞİME VE AKİF AĞABEYİME İKİ ADANA ÖYKÜSÜ
Son Güncelleme :

12 Aralık 2021 - 17:36

46 views

“Babam Adana’ya ilk gecekonduyu yapan çok fakir bir adamdı ama ben bando-mızıka takımının eşliğinde doğdum” diye anlatıyor dünyaya gelişini…

Meğer 1933’ün Cumhuriyet Bayramı’nda, gece fener alayı yapılırken karnı burnundaki annesi gösteriyi izlemeye gitmiş ve tam bando takımı önlerinden geçerken doğum sancısı tutmuş. Beraber gittiği komşusu onu kalabalıktan dışarıya çıkaramayınca, çaresiz yola çıkartıp bando takımının arkasından yürüyerek hastaneye ulaştırmaya çalışmış. Ama Muzaffer yerinde durmayan bir çocuk, bandodan yükselen cumhuriyet şarkılarını duyar da anne karnında kalır mı, fırlayıvermiş yolun ortasına. Bir tarafta bando onuncu yıl marşını çalıyor, diğer tarafta Adana’nın taş yollarına serilmiş Muzaffer bağırarak onlara eşlik ediyor.

Bir tesadüften öte, yaşamın doğumdan önce çizilmiş çizgisi olarak kabul ettiğim bu öykünün kahramanı, dünya edebiyat tarihine çoğu kentimizi anlatan 170 civarında eser ile girmiş, yaşamı boyunca cumhuriyeti kutsayan bir öğretmen, hepimizin yakından bildiği Muzaffer İzgü…

Doğduğu gecekondu artık Adana’da bulunmuyor ama, Adana’nın Türkocağı mahallesindeki doğduğu sokak biliniyor.

(Muzaffer İzgü Adana’da doğduğu sokakta, doğduğu evin yerine yapılmış olan binada)

***

Tüm dünyayı hizaya sokmuş olan Hitler, 1936 Berlin olimpiyatlarını bir boy gösterisi olarak görmektedir. Almanya’nın teknoloji ve silah sanayisindeki gelişmesinin dışında, sözde ari Alman ırkının üstünlüğünü de burada gösterecektir.

Bu yüzden 1936 Berlin Olimpiyatları Hitler’in ve Nazizm’in propaganda aracı haline getirilmiştir. Nitekim Hitler, Goebbels’in gazetelerin çok ilgisini çekeceği önerisini dikkate alarak, olimpiyatlara katılan tüm kadın sporcularla birlikte bir fotoğraf vermek ister. Bunun için kadın sporculara tek tek kart göndererek bir resepsiyona davet eder.

Berlin Olimpiyatları’na katılan kadın sporculardan sadece bir tanesi;

“Atam bani git yarış, yeni Türkiye’nin çağdaş yüzünü tüm dünyaya göster diye buraya gönderdi. Ben yarışıp gideceğim” diyerek Hitler’in reklam faaliyetine aracı olmaz.

Hitler’e karşı çıkabilen bu kadın, hepimizin dünya tarihini değiştiren bir tarihe sahip Karatepe kazılarından tanıdığımız arkeolog Prof. Dr. Halet Çambel’den başkası değil.

Dünya tarihini değiştiren Karatepe deyince altını da doldurmak gerekir;

1940lı yıllara kadar Anadolu denilince en fazla 2500 yıl geriye gidilebiliyor ve Helen uygarlığına takılıp kalınıyordu. Yunanlılar da bu tezi ileri sürerek Anadolu’yu işgal etmişlerdi zaten. Halbuki Atatürk’ün de başında bulunduğu bir gurup aydın, merkezi Çorum’da bulunan Eti (Hitit) uygarlığından haberdardı ve bu uygarlığın Helen Uygarlığından 1500 yıl daha eski olduğunu tahmin ediyorlardı.

Mustafa Kemal bu yüzden daha sonraları Tarih Kurumu’nun da başına getirdiği yakın arkadaşı Hasan Cemil’den, Çorum Alacahöyük’ün kazılmasını ve Hitit alfabesini çözebilecek, çift dilli bir kitabe bulunmasını rica etmişti. Tarihe duyduğu merakın ötesinde, masaya oturduklarında Yunanlıların tezini çürütecek bilgilere ulaşmak istiyordu.

Önder’in bu isteği Hasan Cemil Bey tarafından yerine getirilemedi, Çorum kazılarından aranan iki dilli kitabe bulunamadı ama bir arkeolog olarak yetiştirdiği kızı Halet, Atatürk’ün isteğine cevap verdi.

1946 yılında hocası Bossert ile birlikte Adana yöresinde dolaşan Halet Çambel, babasının tamamlayamadığı görevi devralarak Karatepe denilen ormanlık alanda o iki dilli kitabeyi buldu ve Hitit hieroglif alfabesinin çözülmesini sağladı. Hitit hieroglif alfabesi çözülünce Çorum kazılarında bulunmuş 9000 civarındaki tablet okundu ve Hitit uygarlığı anlaşılır oldu.

Böylece Anadolu’nun tarihi, bilinenden 1500 yıl daha geriye giderek değişti. Takdir edersiniz ki Anadolu’nun tarihinin değişmesi demek, aslında dünya tarihinin değişmesi demektir.

Halet hocanın kendisi de ortaya çıkardığı esere çok önem veriyor olmalıydı ki, emekli olduktan sonra bile ölene kadar (belli mevsimlerde) Adana’da (sonra Osmaniye oldu), Karatepe’deki küçük odasında, değerli eşi Nail Çakırhan ile birlikte yaşadı.

Halet Çambel’in Göbekli Tepe ve Çayönü alanlarını ilk haber veren kişi olmasını da dikkate alırsanız “Dünya Tarihini Değiştiren Kadın” unvanını ona çok görmezsiniz zannederim.

(Prof. Dr. Halet Çambel)

***

Bugün Adanamız’da yeni yeni bulvarlar açılmakta… Yeni mahalleler kurulup, yeni okullar hizmete girmekte… Şehirleşme adına çok cılız olsa da bazı değerli insanların heykelleri kentin belleğini oluşturmak üzere dikilmekte… Müslüm Gürses’in bile heykeli dikildi.

Ama biz Adanalıların yıllardır yöneticilerimize önermesine rağmen; belki de dünyada Adana diye bir kentin bulunduğunu bilmeyen, en azından Adana’yla hiç ilgisi olmamış kişilerin isimleri bulvarlara verilirken, bunlardan bazılarının heykelleri bile dikilirken bir Muzaffer İzgü, bir Halet Çambel görmemezlikten gelinmekte… Kentte bazı yerlere isim vermenin, kent belleğini oluşturmada akla gelen ilk yol olmasına rağmen bu böyle.

***

Ben buradan yaşamım boyunca oy verdiğim partinin belediye başkanlarına bir seçmen olarak çağrı yapıyorum;

Öğrenciliğimden beri tanıdığım Zeydan Karalar arkadaşım; ağabeyi ile sınıf arkadaşı, ablası ile yıllara dayanan çalışma arkadaşı olduğum, ilk seçildiğinde sanat ile ilgili programının hazırlanmasında yer aldığım Soner Çetin kardeşim; öğrenciliğimden beri yakın tanıdığım, eşlerimizin arkadaş olduğu, meslekdaşım Akif ağabeyim lütfen bu önerimizi dikkate alıp, uygun birer bulvara bu büyüklerimizin ismini verilmesine aracı olur musunuz?

Eğer Halet Çambel’in heykelini dikmek isterseniz, tüm tasarımlarının da gönüllüler tarafından hazırlandığını da burada yazayım.

(Halet Çambel’in heykelini yapmak üzere bir araya gelen Adanalı bir grubun üzerinde çalıştığı Heykel Tasarısı)

Son bir istek; Abidin Dino, Yaşar Kemal ve Orhan Kemal’in heykellerinin de bulunduğu Abidin Dino Parkı’na da bir göz atar mısınız? Yaşar Kemal heykelinin çalınan gözlüğü, yetkilileri birkaç kez uyarmama rağmen hala yerine konulmadı.

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.